fbpx
Osmanlı Tarihi

Kapitülasyonların Osmanlı Devletine Etkileri

Osmanlı Devleti, kapitülasyonları kurulduğu dönemlerde büyük devlet olmak amacıyla bir araç olarak kullanmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin siyasi, askeri ve iktisadi yapısının güçlü olmasından dolayı kapitülasyonlardan, kuruluş ve yükseliş dönemlerinde olumlu şekilde yararlanılmıştır. Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’ni duraklama ve gerileme dönemlerinde ve özellikle 19. yüzyılda çok büyük sıkıntılar içinde bırakmış, Osmanlı devlet adamlarının bütün girişimlerine rağmen Avrupalı devlet adamlarının baskıları sebebiyle ancak 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması ile kaldırılabilmiştir.

Kapitülasyonların ortaya çıkış sebebi ticaridir, ama zaman içinde çok farklı amaçlar içinde kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nde yaşayan Gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarını etkileyen ve onlarında zaman içinde kapitülasyonlardan faydalanmalarına zemin açan bu sorun, İmparatorluğun en sonunda yıkılmasına yol açan en büyük etken olmuştur.

kapitülasyonlar ve etkisi

Kapitülasyon Nedir?

Kapitülasyon, Avrupalı devletlerin kendi ülkelerinin dışında yaşayan vatandaşlarının, ülkesinde bulundukları devletin yetkilerine değil de kendi devletlerinin yetkilerine tabi olmak biçiminde elde ettikleri imtiyazlara, ticaret ve gümrük konularında elde ettikleri kolaylıklar ve ayrıcalıklar olarak  ifade edilir. Avrupalı devletler bu kapitülasyon düzeninin özellikle Osmanlı Devleti, Mısır ve Çin üzerinde kurmuşlar, fakat bu sistemin uygulanmasında en büyük zararı Osmanlı Devleti görmüştür.

Dünyada kapitülasyonların uygulanmasının ilk örnekleri Ortaçağ dönemine kadar gittiği bilinmektedir. İtalyan kent devletlerinin çeşitli Batı kentleriyle ticareti gelişmiş, ticaretle ulaşılan yerlerde yabancı topluluklar oluşmaya başlamış ve bu topluluklar üzerinde yerel olarak yaptırım yetkilerine sahip hakimler görev yapmaya başlamıştır. Bu görevli hakimlere konsül adı verilmiştir.

Bizans İmparatoru Alexis, Normanlar’ın saldırısına karşı yardım isteğinde bulunduğu, İtalyan kent devletlerinden Piza ile 1111 tarihinde antlaşma yaparak ticaret kolonisi kurma imtiyazı tanımıştır.

XV. yüzyılın sonlarına doğru, Doğu ile ticareti oldukça ileri seviyelerde yapan İtalyan kent devletlerinin yerini zamanla İngiltere ve Fransa gibi Batı Avrupa Devletleri almaya başlamıştır. Bu devletler, doğuda mutlak şekilde hakim olan Osmanlı Devleti’nden elde ettikleri kapitülasyonlar ile İtalyan kent devletlerinin elde etmiş olduğu ayrıcalıklara sahip olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nde, Fransa’nın kapitülasyonlarda diğer devletlere göre bir adım daha önde olduğu görülmüştür.

Osmanlı Devleti ile Fransa Arasında 1604 Senesinde Yapılan Kapitülasyon Antlaşması Sonunda, Osmanlı Devleti, Fransa’yı En Çok İmtiyaz Elde Eden Devlet Olarak Kabul Etmiştir.

kapitülasyonların olumsuz etkisi

Kapitülasyonlar Neden Verildi?

Osmanlı Devleti’nin kapitülasyon antlaşmalarıyla Avrupalı devletlerin vatandaşlarına çeşitli ayrıcalıklar tanınmasının sebebi üç noktada anlaşılır. Bunlara sırasıyla bakacak olursak.

1.Yasaların Kişiselliği İlkesi Sebebiyle

Yasaların kişiselliği ilkesine göre, bir devletin vatandaşı nerede yaşarsa yaşasın, kendi devletinin yasalarına tabi olur ilkesidir. Bu ilke zaman içinde değişmesine rağmen, Avrupalı devletler önceki senelerde elde etmiş ayrıcalıkları ellerinde tutabilmek amacıyla, kapitülasyon uygulanan devletin ülkesinde yaşayan vatandaşları üzerindeki egemenliklerini devam ettirmişlerdir.

2.İslam Dininin Farklı Dinden Olan Yabancılar Konusundaki Anlayışı

İslam Hukukun geçerli olduğu Osmanlı Devleti’nde kanunların geçerliliği sadece Müslümanlar üzerinde geçerli olmasından dolayı, Avrupa devletinin vatandaşlarına kendi devletlerinin kanunlarının uygulanması dinsel anlamda açıklanabilir.

Osmanlı uyruğunda olan ve kendilerine zimmi denilen gayrimüslimlere (Osmanlı vatandaşı olduklarından dolayı) kapitülasyon ayrıcalıkları tanınmamıştır.

3. Siyasi ve Mali Amaçlar

Siyasi sebeblerden dolayı yabancı devletlere kapitülasyonların verilmesinin nedeni, Osmanlı Devleti’nin kendi güvenlik ve çıkarlarını korumak için verilmesidir. Osmanlı Devleti, kapitülasyonlar vererek batılı devletleri birbirlerine karşı kışkırtmak ve batıdan gelebilecek saldırıları önlemeyi amaçlamıştır.

Osmanlı Devleti Venedik ile yaptıkları savaşlarında, bir başka İtalyan Devleti olan Cenova’yı müttefik yapabilmek için 1352 senesinde (Orhan Bey döneminde) Avrupanın ihtiyacı olan şap tekelini Cenova’ya vermiştir.

Mali sebelerden dolayı kapitülasyon verilmesinin sebebi, Osmanlı topraklarından geçiş yapan ve ülkeden ihraç edilen ürünlerden alınan vergilerin hazineye çok önemli gelir sağlamasıdır.

Osmanlı Devletin’de Kapitülasyonların Gelişimi Kaç Döneme Ayrılır?

Kapitülasyonların gelişimini Osmanlı Devleti’nde üç döneme ayırmak mükün gözükmektedir.  1352 yılında Ceneviz’lilere verilen ilk kapitülasyondan, Lozan Antlaşması’yla tamamen kaldırılan döneme kadar geçen sürede üç farklı kapitülasyon dönemi yaşanmıştır.

1. Sınırlı Kapitülasyonlar Dönemi

Osmanlı Devleti’nin ilk kapitülasyon antlaşmalarını genellikle İtalyan kent devletleri ile yaptığını görmekteyiz.

  • 1352 ve 1387 yıllarında Cenevizliler’e kapitülasyonlar verilmiş.
  • 1411-1419-1430-1446 yıllarında İtalyan kent devletlerine tanınan ayrıcalıklar.
  • Fatih Sultan Mehmet’in İstabul’un fethinden sonra, daha önce oraya yerleşmiş bulunan ve Bizans Devleti’nden ayrıcalık elde etmiş olan, Cenevizliler’in bu imtiyazlarının sürmesine kendisinin verdiği nişan ile devam edilmişir.
  • Fatih Sultan Mehmet’in 1454 senesinde Venedik kent devletinede vermiş olduğu nişan ile kapitülasyon tanınmıştır. 1480’de bu tanınan kapitülasyon yenilenmiştir.
  • Fatih Sultan Mehmet tarafından, Pizza ve Floransa’ya da kapitülasyon verilmiştir.
  • II. Beyazit döneminde Venedik, Napoli, Fransız ve Katalan tüccarlar için ticari imtiyazlar tanınmıştır.
  • Yavuz Sultan Selim döneminde, İtalyan devletlerine tanınan ticari imtiyazlar devam ettirilmiştir. Ayrıca Yavuz Sultan Selim 1517’de Mısır’ı ele geçirdikten sonra bu ülkede yaşayan ve daha önce Memlûk sultanlarından imtiyazları olan Fransız ve Katalan tüccarların bu ayrıcalıklarının devam ettirilmesi adına bir ferman yayınlamıştır.
  • Kanuni Sultan Süleyman ise Venedik ve Anconalıların daha önce elde etmiş oldukları imtiyazları yenilemiş, Mısır’da bulunan Katalan ve Fransız’ların kullanmakta oldukları kapitülasyonları uzatmış, Toscana ile yeni bir kapitülasyon antlaşması imzalamıştır.

Kapitülasyonların ilk dönemi sayılan bu antlaşmaların ortak özelliği bulunmaktadır. Bu kapitülasyonların uygulanacakları bölgeler ya sınırlıdır veyahut sınırlı konuları içermektedir.

Bu dönem Osmanlı Devleti’nin en güçlü dönemi olduğundan dolayı başka devletlere verilen bu kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’ni zor duruma sokmamıştır. İçinde bulunulan o dönemde devletlerarası ticari ilişkiler sonucu ihtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla devletlerin birbirlerinden kapitülasyonlar alabildikleri bir dönemdir.

Geniş Kapsamlı Kapitülasyonlar Dönemi

Osmanlı Devleti’nin Avrupa ile diplomatik ilişkilerin başladığı bir dönemde, Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı I. François ile 1535 senesinde yapılmış olan onbeş maddelik antlaşmadır. Bu antlaşmaya göre Fransız tüccarlar, Osmanlı sınırları içinde Türk tüccarların verdiği kadar vergi ödeyecek ve Türk tüccarlarda Fransa sınırları içinde aynı haklardan yararlanacaklardır.

İkinci olarak Fransız vatandaşları, Osmanlı sınırları içinde kendi yargı makamlarını kurabilecekler ve Osmanlı makamlarıda bu kararlara itiraz etmeyeceklerdir.

Tarafların yapmış oldukları bu antlaşmaya göre, Fransız vatandaşlarına Osmanlı topraklarında kendi dinlerini serbestçe yaşayabilme ve kutsal mekanlarının bakım hakkı tanınmış oluyordu. Bu ayrıcalık sonunda Fransa, Doğu’da Katoliklerin koruyucu devleti olma şansını yakalamıştır.

Kabul edilen bir başka madde ile de Akdeniz’de gemisi bulunan Hristiyanlara gemilerine Fransız bayrağı çekmeleri ve böylece de korunma şansı tanınmıştır.

Fransa’ya İstanbul’da daimi elçi bulundurma hakkı tanınarak Osmanlı Devleti üzerinde en etkili devlet olma fırsatı verilmiştir.

1535 Antlaşmasının en göze çarpan özelliği, bu antlaşma Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra başa geçecek olan her padişaha bu antlaşmayı yenileme zorunluluğu getirmiş olmasıdır!!!

Fransa ile imzalanan bu kapitülasyon antlaşmasını, Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar olan büyük sıkıntılar ve dertler ile uğraşmasına sebeb olmuştur.

Ayrıca bu dönemde Fransa dışında da 1580 senesinde İngiltere’ye de bir takım imtiyazlar tanınmıştır. İngiltere’ye verilen kapitülasyonlar ilerleyen yıllarda Osmanlı Devleti’nin aleyhine olacak şekilde yenilenmiştir. ( 1583-1601-1604-1643 ve 1675)

1838 senesinde İngiliz’lerle yapılan Balta Limanı Antlaşması’yla İngilizler çok büyük imtiyazlar kopartmayı başarabilmişlerdir, Osmanlı Devleti’nden.

İngiltereye ilk kapitülasyonların verildiği 1580 tarihinde Osmanlı Devleti’nin başında bulunan padişah III. Murat’tır.

Bu iki Batı Avrupa devleti dışında da Osmanlı Devleti’nin güç kaybetmeye başlaması ile birlikte diğer Avrupa Devletleri ve Amerika Birleşik Devleti’de, Osmanlı’dan kapitülasyon elde etmeyi başarmıştır bunlar;

  • Hollanda ile 1612 senesinde kapitülasyon antlaşması imzalanmıştır.
  • Rusya 1774 senesinde imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması sonucu, Osmanlı Devletinden imtiyazlar kazanmıştrı.
  • Avusturya 1718 senesinde imzalanan Pasarofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden kapitülasyon elde etmiştir.
  • Sicilya Krallığı 1740 senesinde
  • Prusya 1761 senesinde
  • İspanya 1783 senesinde
  • Amerika Birleşik Devletleri 1830 senesinde
  • Belçika 1838 senesinde, bu devletler ile yapılan antlaşmalara bağlı her bir devlet Osmanlı Devleti’nden bir şekilde kapitülasyon elde etmeyi başarmış ve daha sonra ki antlaşmalar ile bu imtiyazları yenilemişlerdir.

Sürekli Kapitülasyonlar Dönemi ve Kapitülasyonların Kaldırılması

Sürekli olarak kapitülasyonların verilmesi 1740 senesinde I. Mahmut tarafından, Fransa ile imzalanan antlaşma sonunda başlamıştır. Bu antlaşmaya göre, I. Mahmut’tan sonra Osmanlı tahttına geçecek her padişahı bağlayıcı bir niteliği olduğundan dolayı Osmanlı Devleti’ne büyük sıkıntılar yaratan bir kapitülasyon antlaşmasıdır. Her ne kadar ileride bu yaptığı antlaşmadan dönmek istemiş olsa bile artık eski gücünde olmadığından yabancı devletler tarafından bu isteğini kabul ettirememiştir.

Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin iflas etmesine sebeb olan bu antlaşmalar ancak İsviçre’nin Lozan şehrinde yapılan Lozan Antlaşması ile tamamen kaldırlmıştır.

Kapitülasyonlar Osmanlı Devleti’ni Hangi Alanlarda Etkilemiştir?

Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin vatandaşlarına adli, ticari-mali ve idari konularda ayrıcalıklar vermiştir. Genel olarak üç ana grupta toplanan bu ayrıcalıklar da kendi içlerinde alt başlıklar halinde incelenebilir.

Adli Konularda Verilen Kapitülasyonlar

Adli konularda yabancılara verilen kapitülasyonlara bakarken bunların devletlere ve dönemlere göre farklılıklar gösterdiğini görüyoruz. Kanuni Sultan Süleyman ile başlayan genişletilen artmaya başlayan kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar devam etmiştir. Adli konularda konuya bakarken, tarafların yabancı veya Osmanlı vatandaşı olmasına göre bakabiliriz.

İstanbul’un fethinden sonra ilk olarak Ceneviz vatandaşlarının kendi aralarındaki uyuşmazlıkları, kendi yasalarına göre çözebilmelerine izin verimiştir.

Aynı Tebaadan Olan Yabancıların Arasındaki Davalar

Tarafların her ikisinin de yabancı oldukları davalarda, davanın ceza, hukuk veya ticari dava olup olmadığına bakılmadan bu davalara bakacak olan tek yetkili kurumun kişilerin kendi ülke büyükelçilik veya konsolosluk mahkemeleri olacaktır. 

Kapitülasyonların yabancı devletlere sağlamış oldukları imtiyazların bir sonucu olarak, yabancı uyruklu kişilerin aralarındaki uyuşmazlıkları, Osmanlı yargısı dışında görebilme haklarına sahiptiler.

Konsolosluk mahkemeleri, o ülkenin konsolosu ve o devletin, Osmanlı Devleti’nde yaşayan iki tane vatandaşından seçilerek oluşturulmaktadır.

Davada suçlu bulunan kişi, suçunu kendi ülkesinin hapisanesinde tamamlayacaktı. Tutuklama yetkiside, Osmanlı Devletine ait değildi.

Günümüzde bir devletin ceza davaları açısından yetkisi konusunda hakim olan genel ilke ülkesellik ilkesidir. Bağımsız bir devletin ülkesinde işlenen bir suçun konusu ne olursa olsun, suçu işeyen yabancı ülkenin vatandaşı bulunduğu ülkenin kanunlarına göre yargılanır. Kapitülasyonlarda görüldüğü üzere ceza davaları açısından ülkesellik değil, kişisellik esas alınmıştır.

Ayrı Tebaadan Olan Yabancıların Arasındaki Davalar

Farklı ülkelerin vatandaşları arasındaki hukuk uyuşmazlıklarının nerede görüleceği ile ilgili düzenleme ilk olarak Fransa’ya 1740’da verilen kapitülasyon ile daha sonra ise Rusya ile 1783’de yapılan antlaşmada belirtilmiştir.

Osmanlı Devleti’ne ait sınırlar içinde yaşayan ama tarafların ikisininde farklı ülke vatandaşı olmaları durumunda taraflar, davayı kendi aralarında anlaşıp herhangi bir elçilikte görülmesini sağlayabilirler.

Eğer taraflar anlaşamazlar ise bu sefer Mecelle’ye göre davaya devam edilirdi. Tarafların arasında işlenen suçun kapsamı ceza davasına giriyorsa, suçu işleyenin bağlı olduğu devletin elçilik mahkemesinde, suçun kapsamı hukuk veya ticaret davasına giriyorsa o zaman da, davalı olanın devletine ait elçilik mahkemesinde görülmesi esastır.

Taraflar kendi aralarında anlaşarak sadece hukuk veya ticaret davalarını isterlerse, Osmanlı mahkemelerine götürme hakkına sahip iken, ceza davalarında böyle bir hakları yoktu.

Osmanlı Vatandaşları İle Yabancılar Arasındaki Davalar

Bir tarafın Osmanlı vatandaşı, diğer taraf yabancı bir ülke vatandaşı olması durumunda ise eğer bu bir ceza davası ise kesinlikle yetkili mahkeme Osmanlı Mahkemeleridir. Aslında davalarının hukuk veya ticaret davası olması durumunda da yetkili mahkemenin Osmanlı Mahkemeleri gerekiyordu.

1521’de Venedik’e verilen kapitülasyonda Osmanlılar ile Venedikliler arasında çıkacak olan uyuşmazlıklarda yetkili olarak kadı mahkemeleri belirtilmiştir.

1535’de Fransa tanınan kapitülasyonlar ile Fransız vatandaşı olan birisiyle Osmanlı vatandaşı arasındaki hukuk davalarında kadı, subaşı ve diğer memurların, Fransız konsolosluk tercümanlarından biri bulunmadan sorgulanamayacağı ve yargılanamayacağı belirtilmiştir.

İsveç ile Osmanlı Devleti’nin 1737 tarihinde yapmış olduğu antlaşmada, hakaret veya başka bir sebeble bir İsveç vatandaşı hakkında dava açılmak isteyen kişinin davalarına İsveç konsolosu veya tercümanı olmadıkça bakılamayacağı antlaşma maddesine eklenmiştir.

Eğer bir yabancının ilgili olduğu ve 4000 akçeden fazla olan davaların Divan-ı Hümayun’da görüleceği 1673 ve 1740 tarihinde verilen kapitülasyonlarda belirtilmişti.

Yabancıların taşınmaz mal edinebilmeleri 1867 yılında çıkarılan bir nizamname ile düzenlenmiş ve yabancıların sahip oldukları taşınmazları ile ilgili uyuşmazlıklarda Osmanlı mahkemelerinin tek yetkili olduğu belirtilmiştir.

Taşınmazlara ait davalar dışında kalan tüm mahkemelerde, (Osmanlı veya Karma mahkemeler) yabancının uyruğundan olan bir tercümanın bulunması zorunluydu. Bu tercüman davanın bütün aşamalarında bulunma hakkına sahipti. Bundan dolayı tercümanın bulunmadığı bir mahkemede yabancı ülke vatandaşının ceza alması durumunda bile bu karar geçersiz oluyordu.

Kapitülasyonların yabancı ülke vatandaşlarına getirdiği imtiyazlardan bir taneside eğer kişi Osmanlı mahkemeleri tarafından suçlu bulunursa, suçunu kendi ülkesinin hapisanesinde çekerdi. Bir yabancının oturmuş olduğu ikemetgahında tutuklanabilmesi için o devletin konsolosluk görevlisininde o an orada bulunması bir kuraldı.

Ticari ve Mali Konularda Verilen Kapitülasyonlar

Osmanlı Devleti’nde yabancılara ticaret serbestliğinin tanındığı bilinmektedir. Avrupalı ticaret adamlarının Osmanlı topraklarına serbestçe gidip gelme hakları bulunmak ve Osmanlı topraklarında bulundukları zamanlarda can ve mal güvenlikleri kapitülasyonlar sayesinde devletin garantisi altındadır. Kapitülasyonlardan yararlanan yabancı ülke vatandaşlarının mallarına el konulması ve üstlerinin aranması sadece yasak mal taşıdıkları ve herhangi bir suçluyu sakladıkları şüphesi ile yapılabilirdi. Yabancıların, Osmanlı denizlerinden de serbestçe yararlanma hakkı bulunmaktaydı.

Yabancı tüccarların, Osmanlı Devleti’nin yasaklamış olduğu ürünler dışında her türlü mal alımı ve satışı yapma hakkı bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti’nin karasularından yararlanma hakkı da yabancılara aitti. Osmanlı vatandaşlarının kendi denizlerinde yolcu ve eşya taşıma hakkı bulunmamaktaydı.

Osmanlı Devleti’nin içinde serbestçe ticaret yapma hakkına sahip olan yabancılar, sanat ve mesleklerde adeta tekel oluşturmuş durumundaydı. Bunun sonucu olarak, Osmanlı vatndaşları uzun süre ticaret hayatında yer alamamıştır.

Güvenlik güçlerinin Osmanlı Devleti sınırları içinde otel, işletme, meyhane vb. yerleri, ilgili devletin konsolosluk görevlisi olmadan denetleme ve arama izni bulunmamaktadır.

Osmanlı yöneticileri, ilk dönemlerde gümrük vergileri ile ilgili bir oran belirlememişlerdir, vergilerin aynı oranlarda alınacağı belirtilmiştir. Fatih Sultan Mehmet, gümrük vergilerini önce %2’den %4’e daha sonra ise %5’e çıkartılmıştır. 16. yüzyıla kadar gümrük vergi oranları %5 olarak tahsil edilmiştir.

Yabancılara tanınan kapitülasyonlar sayesinde, yabancı sermayenin Osmanlı topraklarına çok kolay girebilmesine olanak sağlamıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde bütün bankalar yabancıların kontrolü altında toplanmıştır. Bu bankaların sayesinde, kredi ve para piyasası yanında madencilik ile ticari yatırımlar, Osmanlı topraklarında hızlı şekilde yayılmıştır.

İdari Konularda Verilen Kapitülasyonlar

Osmanlı Devlet’i, yabancıların Osmanlı topraklarında birtakım yönetimsel ayrıcalıklara sahip olmasını kapitülasyonlarla garanti altına almıştır. Yabancıların oturdukları şehirlerde topluluk oluşturabilme ve bu topluluğa yönetici seçme hakları bulunmaktaydı.

Yabancıların ev ve işyerlerinin Osmanlı güvenlik güçleri tarafından doğrudan aranması yasaktı. Aramanın yapılabilmesi ancak ilgili devletinin konsolosluk görevlisine haber verildikten sonra onun gözetiminde gerçekleşebilirdi.

Yabancı tüccarların iflas etmesi durumunda, tasfiye işlemleri ancak ilgili devletin konsolosluğu tarafından yapılabilirdi.

Osmanlı topraklarında banka açmak ve bunların şubelerini açabilmek için kapitülasyonlardan doğan haklarla izin alınmasına gerek yoktu. Bu tarz kurumların açılabilmesi son derece kolay olduğundan dolayı Osmanlı Devleti’nde yabancılar çok sayıda kurum açabilmişlerdir.

Kapitülasyonların eğitim konusunda da çok önemli etkileri olmuştur. Yabancı devletler, Osmanlı toprakları içinde çok sayıda yabancı okul açmışlar ve açılan bu olkullar toplum hayatını olumsuz şekilde etkilemişlerdir.

Kapitülasyonlar Ne Zaman Kaldırılmıştır?

kapitülasyonlar ne zaman kaldırıldı

Osmanlı Devleti kapitülasyonların olumsuz etkilerinin ortaya çıkmasıyla birlikte imtiyazları kaldırmak için bir takım girişimlerde bulunmuşsa da bunda başarılı olamamıştır. Kapitülasyonları kaldırma kararını 1856 Paris Kongresi söylemek istemişse de başarılı olamamıştır.

I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile, Osmanlı Devleti yayınladığı bir açıklama ile kapitülasyonları 1 Ekim 1914 tarihinden itibaren tek taraflı olarak kaldırdığını ilan etmiştir. Bu açıklamaya Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya çok sert bir biçimde protesto etmişlerdir. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer alan Almanya bile alınan bu karara karşı çıkmıştır.

10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Devleti’nin imzalamış olduğu Sevr Antlaşması ile kapitülasyonların yeniden hayata geçmesi öngörülmüştür.

Kesin ve asla bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kapitülasyonlar, Lozan Antlaşma’sı ile tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Sık Sorulan Sorular


Kapitülasyon nedir ne zaman verilmiştir?

Kapitülasyonlar, Avrupalı devletlerin kendi ülkeleri dışındaki sürekli veya bir geçici olarak bulunan vatandaşlarının, ülkesinde bulundukları devletin kanunlarının dışında kalarak, kendi devletinin kanunlarına bağlı olması biçiminde elde etmiş oldukları kolaylıklar ve imtiyazlardır.

Osmanlı Devleti'nde İlk Kapitülasyonlar Kime Verilmiştir?

Osmanlı Devleti kapitülasyondan yararlanma hakkını Cenevizlilere tanımıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Fransa ile yapılan 1535 tarihli antlaşma esas olarak kapitülasyonların başlangıcı sayılır.

Kapitülasyonlar hangi padişah döneminde sürekli hale geldi?

I.Mahmut zamanında Osmanlı Devleti tarafından Fransa’ya daha önceden verilmiş olan kapitülasyonlar sürekli hale getirilmiştir.

İngiltere'ye kapitülasyonlar hangi padişah döneminde verilmiştir?

İngiltere’ye 1580 tarihinde III. Murat’ın padişahlığı döneminde verilmiştir.

Kapitülasyon kaldırılması Atatürk'ün hangi ilkesi ile açıklanabilir?

Kapitülasyonların kaldırılması Atatürk’ün Milliyetçilik İlkesi ile açıklanabilir. Osmanlı ülkesinde bulunan yabancıların elde etmiş olduğu imtiyazlar, Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını ekonomik, siyasal ve adli kısıtlayan kapitülasyonlar, Lozan Antlaşması ile tamamen kaldırılmıştır.

Kanunlar önünde herkesin eşit haklara sahip olması hangi ilke ile açıklanır?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10.maddesine göre “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Bu Atatürk’ün Halkçılık İlkesi ile açıklanır. Kapitülasyonların kaldırılması ile Türkiye’de yaşayan yabancılar da Türk kanunlarına uymak durumundadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı