fbpx
Osmanlı Tarihi

Çeşme Deniz Baskını ve Osmanlıya Olumsuz Etkileri

Çeşme Baskını Nedir

Çeşme Deniz Baskını, 7 Temmuz 1770 tarihinde Rus donanması ve Osmanlı Donanması arasında Çeşme Körfezi açıklarında yapılmıştır. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı’nın bir parçası olan bu çatışmanın sonucunda Osmanlı Donanması Ruslar tarafından tamamen yok edilmiştir. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Osmanlı Devleti’ni içeriden de karıştırmak suretiyle meşgul etmek amacını taşıyan II. Katerina, Mareşal Münih’in tavsiyesi ile Balkanlar ile Mora’daki ortodoks mezhebinde olan halkı isyan ettirmek üzere çalışmalara başlamıştır. çeşme deniz baskını

Aslen Makedonya’lı olup Rusya’da topçu kumandanı olan Mavrumihal’i Mora’ya gönderen II. Katerina, kendisine İncil, Katerina’nın resimleri ve bir çok haçlar bulunduğu halde Mora’ya giden Mavrumihal orada önceden çalışmalara başlamıştır.

Papazları ve Kalamata’lıları yanlarına çekmeyi başardıktan sonra, Panayotti Benaki adındaki bir Rum vatandaşı sayesinde Manya’lılar ile görüşerek yürütülen propaganda sayesinde Mora köylerinde isyan hazırlıkları yapıldı.

Kalamata, Yunanistan’da Mora yarımadasının güneyinde bulunan bir şehirdir.

Özellikle Türkçe’ye mükemmel bir şekilde hakim olan, arapça ve farsçayı da çok iyi konuşabilen, Rumeli’yi ve adaları dolaşarak propaganda yapan Hacı Murad takma isimli bir Rus casusu1765 senesinde yani savaştan üç sene önce Mora’ya gelerek Manyalı’ları tamamen yanınan çekmeyi başarmıştır.

İsminden dolayı dikkat çekmeyerek buradaki ortodoksları isyana hazırlamayı başarabilen Hacı Murat, Manyalı’ların isyan etmesi sonunda Rusya tarafından tamamen himaye altına alınacaklarının garantisi vermiştir. Kalamata’da bulunan Baş piskoposu Malveziya Rus filosu ve ordunun çok yakında Mora’ya ulaşacağına dair teminat almıştır.

Mavrumihal, Mora’da oluşan durum hakkında Katerina’ya bilgi vererek bir Rus filosunun Akdeniz’e gelmesi ile Mora halkının isyan edeceklerini bildirmiştir. Bu durumun sonucu olarak, Osmanlı Devleti Rusya ile kara savaşı yaparken hiç beklemediği bir Mora isyanı ile karşılaşmıştır.

mora isyanı

Çeşme Deniz Savaşı Öncesi Rusya’nın Baltık Filosu

Çeşme Baskını öncesinde, Baltık denizinde Büyük Petro zamanında yapımı tamamlanan Rus donanması bu savaşta Rusya’nın çok işine yaramıştır. 1769 Temmuz’unda Kronştad limanınında bulunan Rus Donanmasının birinci kısmı şu şekildedir;

Birinci kısım Rus donanması, donanma komutanı olan Amiral Spiridof komutasında  Akdeniz’e hareket etmiştir. Amiralini yanında komodor mevkiinde olan ve aslen İngiliz olan Greig adında bir denizcide bulunmaktadır. Rus donanmasında gerek Azak denizi tarafından ve gerek Mora’dan gelen gemici Rumlar’da bulunmaktadır.

kronstad limanı

Osmanlı-Rus savaşının devam ettiği tarihlerde, İngilizler ile Rusya’nın arası iyi olup Fransa’ya karşı düşmanlık besleyen II. Katerina, İngiltere ile dosttu ve 1767 tarihli bir ticaret antlaşması ile İngiltere’ye önemli imtiyazlar sağlamıştı.

Bu dostluk nedeni ile Rus donanması İngiliz limanlarına ulaştığı zaman oldukça iyi karşılanmış, Rus donanmasının eksiklikleri giderilmiş ve donanma personelinin ihtiyaçları İngilizler tarafından tamamlanmıştır. Bunun yanında İngiliz amirallerindan Elfinston ile birlikte bazı İngiliz subayları daha sonra hareket eden ikinci Rus Baltık filosuna katılmışlardır.

Birinci Rus Baltık deniz filosu, sonbaharda İngiliz limanlarından Cebelitarık Boğazı’na doğru hareket ettiği zaman kalyon, fırkateyn ve nakliyeden oluşan ikinci Rus Baltık donanması da, İngiliz Amirali Elfinston  kumandasında İngiltere’ye gelip oradan da Nisan 1770 tarihinde Cebelitarık tarafına doğru hareket etmiştir.

amiral elfinston

İki Rus deniz filosunun Baltık Denizinden yola çıkarak Türk sularına gelmekte olduğunun haberi, Fransız hükümeti tarafından Osmanlı hükümetine bildirmiş ise de Mora’da ki isyan hazırlıklarından haberi olmayan Osmanlı hükümeti, Rusların Akdeniz’de bir dayanak noktası olmadığını belirterek bu haberi ciddiye almamıştır.

Cezayir Beylerbeyliği tarafından yirmi yedi parçadan oluşan bir Rus Donanmasının Minorka adasındaki Port Mahon limanına geldiğini bir mektup ile Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya iletmiş ve o da bu bilgiyi Osmanlı hükümetine göndermiştir.

Rus Baltık Donanması kuvvetlerinin başkumandanlığında (Akdeniz Harekatı kumandanlığı) Aleksi Orlof adındaki Rus generali bulunmakta idi. Aleksi Orlof’un kardeşi olan Tedor Orlof ise birinci Rus filosundaki askerlerin kumandanlığını almıştır.

Birinci Rus filosu Mora sahillerine gelerek Koron‘u kuşatmaya başlamış, diğer filoya Aleksi Orlof binip o da Koron kuşatmasına Mart 1770’de katılmıştır. Her iki donanma mevcudu altı kalyon, dört fırkateyn, iki silahlı nakliye gemisi, bir humbara gemileriyle diğer bir takım nakliyeden oluşmaktadır.

koron kuşatması

Çeşme Deniz Savaşları Döneminde Mora Yarımadası

Akdeniz harekatı kumandanı Aleksi Orlof’un planı gereğince Çanakkale Boğazı’nı Osmanlı donanmasının çıkması ihtimaline karşı kapatarak, Akdeniz’de bulunan önemli adalar ele geçirildikten sonra Mora’dan itibaren Selanik’e kadar olan bölgede isyan başlayacaktı. Meydana gelen bir olay bu planın gerçekleşmesini engellemiştir.

Rusların birinci filosu Mora sularına girdiği zaman öncü kuvvetleri ileriye gönderilmişti. Ana Rus filosu fırtınaya yakalanması sebebiyle Manya limanına sığınmak zorunda kalmıştır. Rus filosunun limana sığınmasını Manya’lılar isyan hareketinin işareti zannederek yanlış zamanda ayaklanmışlardır, bu yapılan hatadan dolayı planı değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Mora isyanı Mart 1770 senesinde başlamış ve önceden yapılmış hazırlıklar sayesinde hızla genişlemiştir. Mora yarım adasında bulunan Müslüman halka karşı katliamlar başlatılmıştır. Mora’daki isyanı düzenleyenlerin başında gelen Kalamatalı Benaki etrafına topladığı dört bin kadar Rum’a, Rus askeri kıyafetleri giydirerek Koron kuşatmasına katılmıştır. Bu durum karşısında hem karadan hem de denizden kuşatılan Koron’u savunanlar iki ay kadar dayanarak kaleyi teslim etmemişlerdir. Koron’dan kaçmayı başaran müslüman halk Mora’nın merkezi olan Tripoliçe şehrine sığınmışlardır.

tripoliçe katliamı

Barkof kumandasında dört yüz kadar Rum askeri çok sayıda Manyalı ile birleşerek, kendilerine teslim olmalarına rağmen Mizistira halkına katliam yaparak çok kötü davranmışlardır. Diğer isyancıların da katılması ile birlikte mevcutları artan Rus ve Manyot kuvvetleri Tripoliçe üzerine hareket etmişlerdir.

Tripoliçe’ye yetişen Mora seraskeri eski sadrazam Muhsinzade Mehmet Paşa, kendisine Selanik, Bar, Ülkün ve diğer yerlerden gelecek gönüllü kuvvetlerin beklenmesine durumun hiç müsait olmadığı görerek yakınlardaki âyânlardan yardım istenmiştir. Bu yapılan çağrıya olumlu cevap veren âyânlar;

  • Tırhanalı Nimettinzade
  • Yenişehirli Müderris Osman Bey
  • Kapıcıbaşı İsmail Ağa
  • Çatalcalı Ali Ağa
  • İzdinli Beyzade Yusuf Ağa

Mevcuttaki kuvvetleri ile Tripoliçe’ye gelerek kasabanın savunmasında yardımcı olmuşlardır. Eyalet merkezi olan Tripoliçe’de on bin kadar Osmanlı kuvvetine karşın isyancıların mevcudu ise yirmi bin civarındadır. Bunun yanında vergi tahsildarı Hasan Efendi emrine verilen ve kaleyi savunan kuvvetlerin dışında, yardıma gelen Türk ve Arnavut  askerlerinin isyancılara karşı yaptıkları şiddetli hücum üzerine isyancılardan üç bin kadarı öldürülmüştür.

19 Nisan 1770 tarihindeki bu mağlubiyet isyancıları etkisiz hale getirmiş ise de, isyan hareketleri Mora’nın diğer yerlerinede sıçradığından oradaki şehirlerde saldırıya ve katliama uğramışlardır. Rus donanması ile isyancılara karşı yaklaşık yirmi gün boyunca başarılı bir şekilde savunma yapabilen Türk’ler susuzluktan teslim olma noktasına gelmiştir.

Kastil’i savunan Mustafa Paşa’nın gönderdiği kuvvetler ile İnebahtı’dan gelen yardımcı kuvvetler ile birleşerek Patras’ı kuşatan isyancıları mağlup etmişlerdir. Alınan bu galibet üzerine beş bin kadar Türk kuvveti Gaston ve bazı kasabaları geri almışlardır. Tripoliçe ve Patras zaferleri üzerine isyan hareketi yavaş yavaş hızını yitirmeye başlamıştır.

Koron kuşatmasını kaldıran Ruslar Navarin üzerine gidip burayı ele geçirdikten sonra, bin kadar Rus kuvveti ve otuz altı top ve çok sayıda Mora kuvveti ile birlikte karadan ve denizden Navarin yakınındaki Mudon üzerine yürümüşlerdir. İsyancıların en önemli kuvveti burada bulunup yaklaşık otuz bin kişilik bir kuvvete sahiptiler.

Navarin, Prens Dolgoruçki ile Rus ordusunda hizmet etmekte olan Hannibal’a teslim olmuştur. Prens tarafından Türk garzinonunun hayatlarının bağışlanmış olduğuna dair olan antlaşmayı Fransa konsolosu da imzalamış olmasına rağmen, Matyalı’lar bunu tanımayarak Türk garnizonunu şehit etmiş ve şehri yakmışlardır.

Osmanlı kuvvetleri, Mudon kalesini yaklaşık sekiz yüz kişilik kuvvet ile Mayıs 1770 tarihine kadar savunmayı başarabilmiştir. Mora seraskeri Muhsinzade’nin Tripoliçe zaferinden sonra çok acele hareket ederek Çatalcalı Ali Ağa kumandası ile yolladığı yedi bin kişilik kuvvet ile düşmanın sayısına bakılmadan mücadeleye girişilmiştir. Mudon kalesini savunan üç yüz kadar muhafızda bu gelen kuvvetlere yardım ettiğinden dolayı, Ruslar burada da mağlup edilmiştir. Kalenin savunulması sırasında da bir çok isyancı da kaçmış bulunmaktadır.

mudon kalesi

Çeşme Savaşı Sırasında Osmanlı Donanması

Osmanlı hükümetinde Mora isyanı alınır alınmaz Osmanlı donanması, donanma komutanı olan Hüsameddin Paşa kumandasında boğazlardan çıkmıştır. Osmanlı donanmasının boğazlardan ayrılmasının haberini alan Aleksi Orlof, ikinci Baltık deniz filosunun Osmanlı donanması üzerine gitmesini emretti.

Osmanlı donanmasının Mora’nın doğu taraflarına gelmesi ve Rus donanması ile de 27 Mayıs1770’deki savaşı sebebiyle, Aleksi Orlof Mora’lıları kendi kaderlerine terk ederek Navarin’i terk etmiş ve bunun sonucu olarak da Navarin kalesi kurtulmuş ve Ruslar’da Mora’dan 7 Haziran 1770 tarihinde tamamen çekilmişlerdir.

On kalyon, bir kadırga ve on iki yelkenli ve fırkateynden oluşan Osmanlı donanması Mayıs 1770 tarihinde İstanbul’dan ayrılarak 21 Mayıs’da Doğu Mora sularına gelerek burada derya beylerinden Rodos sancağı mülki amiri Cafer Bey’in yedi parçadan oluşan gemileriyle buluşmuştur.

Osmanlı donanması, düşmanın Mudon taraflarında olduğunun bilgisini alarak o tarafa doğru yol alırken Menekşe (Benefçe) önlerinde dokuz gemiden oluşan Rus donanmasına rastlamış, meydana gelen çarpışmada Osmanlı donanması geri çekilerek Rus donanması tarafından Anapoli limanına kadar takip edilmiştir.

Menekşe veya diğer adıyla Benefçe limanı Mora’nın güney doğusunda ve Malya burnunun girişinde bulunup bir diğer adı Monemvaziya’dır

menekşe limanı

Anapoli tarafında 28 Mayıs 1770’de  her iki donanma arasında top savaşları meydana gelmiş ve sonunda Osmanlı donanması, Rus donanmasını geri çekilmek zorunda bırakmıştır. Donanmasına güvenmeyen Hüsameddin Paşa Rus donanmasını takip etmeye cesaret edememiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı ve Rus donanmaları arasında bir takım savaşlar yaşanmış olmakla birlikte kesin bir sonuç elde edilememiş, Osmanlı donanmasının çekinmesi ve tedbirli hareket etmesi savaş sahasından çekilmesi suretiyle devam etmiştir.

Rus donanması, kaybettiği Osmanlı donanmasını aramaya deavam ederken, Osmanlı donanmasının Midilli adasının güney taraflarında olduğunun bilgisini alarak o bölgeye doğru gitmiş ve Koyun adası önünde Türk donanmasını bulmuştur.

Osmanlı donanmasının mevcudu onaltı kalyon, altı fırkateyn ve diğer gemilerden oluşmakta olup buna karşı Rus donanması da dokuz kalyon, dört fırkateyn ve diğer beş gemiden olmak üzere toplam onsekiz gemiden oluşmaktadır.

6 Temmuz 1770’de öğleden sonra başlayan ve yaklaşık iki saat süren Koyun adaları savaşı bir donanma savaşından daha çok, kavgaya çıkan iki pehlivanın mücadelesi gibi iki amiral gemisinin savaşı şeklinde gerçekleşmiştir. İki kalyon savaşı ve çıkan yangınlar sebebiyle ateşlerin kendi gemilerine sıçramaması için Türk donanması yükselip alçaldıkları gibi Osmanlı donanmasının sol koluna hücum etmek isteyen Elfinston’da yanmak tehlikesi üzerine savaş sahasından uzaklaşmış, bu durum üzerine Rodos sancak beyi Cafer Bey akşam karanlığından yararlanarak donanması ile birlikte güney istikametine yönelip Çeşme limanına girmiştir.

çeşme savaşı

Osmanlı ve Rusya Arasında Çeşme Deniz Savaşı

Çeşme limanına giren Osmanlı donanması manevra yapamayacak şekilde gemileri üst üste demirlemişti. Bu tehlikeli durumu yaralı olan Cezayirli Hasan Bey, deniz kuvvetleri kumandanı olan Hüsamettin Paşa’ya iletmişse de kaptan paşa liman girişine ve Çeşme kalesi ile sahil arasına yerleştirdiği toplarla karşılık verileceğini bildirmiştir. Gerçektende eğer Rus donanması saldırıya geçmiş olsaydı, bu şekilde çatışmaya girilebilirdi fakat beklenmedik bir durum ile karşılaşan Osmanlı donanması için bu düzen felaket ile sonlanmıştır.

Osmanlı donanmasının Çeşme limanındaki sıkışık ve yan yana olan durumunu gören İngiliz amirali Elfinston’un yapmış olduğu planla, İngiliz amirali Greig’in hazırladığı dört kalyon, iki fırkateyn, bir humbara gemisi akşam olduktan sonra, Çeşme limanının ağzına gelerek limanı koruyan dört kalyonun üzerine ateş açmıştır.

Bu şekilde iki donanma arasında top atışları olurken dört savaş gemiside top dumanlarının arasından sessizce Çeşme limanına girerek birbirlerinin yanında olan Osmanlı donanmasını yatığı gibi, yağlı paçavra ve humbara ile Osmanlı donanmasına ateş edildi.

Açılan ateş ilk önce bir kalyona isabet ettiğinden gemide bulunan Osmanlı donanma personelinin hepsi denize atlamak zorunda kalmışlarsa da, ateşler yan yana durmasından dolayı diğer kalyonlara da sıçrayınca 7 Temmuz 1770 tarihinde Osmanlı donanmasının tamamı yakıldı. Sadeece donanma komutanı Hüsameddin Paşa’nın kadırgası Sakız adasına kaçarak kurtulabilmiştir. Bu başarısından dolayı Kont Orlof’a karşı minnettarlığını bildiren II. Katerina bu Çeşme galibiyeti nişanesi olarak kendisne Çeşmeski lakabını vermiştir.

Çeşme vakasından sonra Rus donanması Sakız adası önüne gelip hem oraya sığınmış olan Osmanlı donanma paşası olan Hüsameddin Paşa’nın gemisini almak istemiş hemde adayı ele geçirmeye çalışmış olsa da kaleden gelen şiddetli bir mücadele edilmesinden dolayı geri çekilmek durumunda kalmıştır.

Osmanlı donanmasının tamamının yakılması yüzünden, Rus donanmasının Çanakkale Boğazı’ndan içeri girip İstanbul’u işgal etme ihtimali olduğundan dolayı tersanedeki eski olan, altı kalyon bir kaç ağır donanma gemisi, dört Cezayir gemisi ve diğer bazı gemiler tedarik edilerek acele bir şekilde Çanakkale Boğazı’na gönderilmiştir. Venedik’lilerden ücret karşılığında bir kaç gemi alınmak istendiyse de olumsuz cevap alınmıştır.

Çeşme faciasının ardından Hüsameddin Paşa donanma komutanlığından alınarak Rodos beyi Cafer Bey donanma komutanı olmuş ve İzmir’de bulunan Cezayirli Hasan Bey’in kurtulan mürettebı ile Çanakkale Boğazı’na gelmeleri söylenmiştir.

çeşme deniz savaşı

Çeşme Baskını Sonuçları

Çeşme’de Osmanlı donanmasının yaşadığı faciadan sonra Aleksi Orlof deniz kumandanlarını toplayarak durum değerlendirmesi yapmıştır. İngiliz amirali Elfinston, bu galibiyetten istifade ile Çanakkale Boğazı’nı zorlayarak Marmara’ya geçilmesini ve İstanbul’u bombalayarak Osmanlı hükümetini barışa mecbur bırakılmasını teklif etmiştir. Bu teklif donanma komutanı tarafından uygun görülmemiş, boğazın kapatılması ve böylece İstanbul’un ekonomik açıdan tehdit edilmesinin daha uygun olduğunu bildirmiştir.

Alınan bu karar üzerine Koyun adalarından hareket eden Rus donanması Limni adasını 10 Temuuz 1770 tarihinde işgal etmiştir. Limni kalesi teslim olmayarak üç buçuk aya yakın orada bulunan Türk halkı ile kaleyi direnerek savunmuşlardır.

Limni’ye yerleşen Rus donanması İngiliz amiralin tavsiyesi üzerine Çanakkale Boğazı’na saldırı hazırlığı yaparken, İstanbul’da bulunmakta olan Baron dö Tot acele bir şekilde boğaza gönderilerek, Rusların yapacağı saldırıya karşı düzenlediği taktik tertibat ile yapılacak taarruzu önlemiştir. İngiliz amiral yaklaşık on beş gün boyunca çeşitli yerlerden boğazı tehdit ettikten sonra başarılı olamayacağını anlayınca hücumdan vazgeçmiştir.

Cezayirli Hasan Bey Limni sakinlerinin imdadına yetişerek burayı kurtarmıştır. Ruslar’ın ilân ettikleri kuşatma Osmanlı ticaretini kısmen zarara uğratmaktan başka önemli bir netice vermemekle birlikte Rus donanma filosunun Osmanlı donanmasını, Çeşme’de yakmasından sonra 1774’e kadar Akdeniz’de ve Ege’de gösterdiği faaliyetler Kaynarca Antlaşması’nın imzalanmasında önemli bir âmil olmuştur.

Sık Sorulan Sorular

Çeşme Baskını nedir?

Çeşme Deniz Savaşı, 5-7 Temmuz 1770 tarihleri arasında Rus donanması ve Osmanlı Donanması arasında Çeşme Limanı açıklarında yapılmıştır. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı’nın bir parçası olan bu mücadelenin sonucunda Osmanlı Donanması Ruslar tarafından tamamen yok edilmiştir.

Osmanlı Donanmasının yaşadığı baskınlar nelerdir?

Osmanlı Devleti tarihinde dört büyük donanma baskını yani deniz yenilgisi almıştır bunlar; 1- İnebahtı Deniz Yenilgisi. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı alması üzerine 1571’de Haçlı donanması tarafından Osmanlı donanması İnebahtı’da yakılmıştır. 2- Çeşme Baskını 3- Navarin Yenilgisi 4- Sinop Baskını

Çeşme Osmanlı donanmasını kim yaktı?

Denizcilik tarihimizin en büyük ve en acı yenilgisini 6 Temmuz 1770 gecesi Çeşme’de bulunan Osmanlı donanması, Kont Aleksi Orlov kumandasındaki Rus donanması tarafından, limanda demirli bulunan Türk savaş gemilerinin tamamını ateşe vererek yakmıştır.

Çeşme'de deniz savaşı tablosu nerede bulunmaktadır?

Romantizm ekolüne mensup olan Ivan Aivazovsky’nin “Çeşme’de Deniz Savaşı” isimli bu eseri 1848 tarihli olup asıl orijinali Aivazovsky National Art Gallery, Feodosia’da bulunmaktadır.

Sinop donanması ne zaman yakıldı?

Sinop Baskını (30 Kasım 1853), Kırım Savaşı’nın önemli çarpışmalarından biri olan baskındır. Bu baskında Rusların Karadeniz donanması, Sinop’ta bulunan Osmanlı donanmasına ağır bir darbe indirdi.

Navarin baskını ne zaman oldu?

Navarin Deniz Savaşı, Osmanlı donanması ve Mısır donanmalarıyla, İngiltere, Fransız ve Rus donanmaları arasında, 20 Ekim 1827 tarihinde geçmiş olan bir deniz mücadelesidir. Bu savaş Osmanlı tarihinde Navarin Olayı, Navarin Baskını veya Navarin Faciası adlarıyla da geçer.

Inebahtı deniz savaşının önemi nedir?

Inebahtı savaşı, Osmanlı devletinin ilk deniz savaş yenilgisidir. Haçlı donanması ve Osmanlı donanması arasında gerçekleşen bu savaşta, Osmanlı ordusu yenilmedi ancak donanması yakıldı. Preveze deniz savaşı ile kazanılan denizlerdeki üstünlük bu savaş sonunda kaybedildi.
KAYNAKÇA

İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI, OSMANLI TARİHİ IV. CİLT, 1. BÖLÜM KARLOFÇA ANTLAŞMASINDAN XVIII. YÜZYILIN SONLARINA KADAR ( TÜRK TARİH KURUMU)


İlgili Makaleler


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu