fbpx
Osmanlı Tarihi

Osmanlı Başkentinde Ramazan

Osmanlı Döneminde İstanbul’da Ramazan Ayı

Osmanlı İstanbul’u  Ramazan ayında bambaşka bir havaya bürünüyordu. Ramazan ayı hangi zaman ve mevsimde olursa olsun şehir dönüşüme uğrardı. Şehrin dış görüntüsü değişir gündelik yaşam her zamankinden farklı bir hava alırdı. Bu değişim kent sakinlerinde de yaşanırdı. Oruç tutulan aylarda dini cemaatler arası etkileşim başka bir kalıba girerdi.

Ramazanda Sesler ve Işıklar

Bütün Müslüman Devletler’de Ramazan ayı Şehirlerin görüntüsünü değiştirir. 17.YY’da gece karanlığı çökerdi İstanbul’a. Normal aylarda İstanbul akşamları karanlığa boğulurdu. Ramazan ayı ile birlikte bu durum her sene tersine dönerdi.

Ramazan ayı başlamadan birgün önce camiler ve minareler iplerle bağlanırdı. Bir ay boyunca camilerde kandiller yanardı. Geceleri camilerden ”Hoşgeldin Ramazan” ve ”Elveda Ey Mübarek Ramazan” yazıları asılırdı.

17.YY’da aydınlatmayı izlemek insanların büyük bir eğlencesiydi. Kandil yakılması bütün müslüman ülkelerinde adetti. Mahya kurmak ise Osmanlı’ya has bir özellik idi. Bu özellik günümüzde de devam etmektedir.

Osmanlıda ramazan ayı

İstanbul’da Haliçe demirlemiş gemilerin arasına da iplerle yazılar asılırdı. Gemilerle şehir aydınlatılırdı.

Ramazan dışında gece olunca karanlığa gömülürdü şehir. Ramazan ile beraber sokaklarda fenerler yanardı. Şehirde fenersiz sokağa çıkmak yasaktı o dönemde. Yabancı gözlemciler Ramazan ayında İstanbul’un Paris ve Londra’dan daha aydınlık olduğunu yazmışlardır. 1848 yılında Ramazanda şehir gündüz nasılsa akşamda aynı şekilde aydınlık olurdu.

Sadece ışıklar haber vermezdi Ramazan ayının geldiğini. Seslerde haberci olurdu Ramazan ayına. Selimiye Kışlasından atıllan toplar buna örnektir. Güneş battığı zaman atılan üç pare top iftar vaktini haber verirdi şehir sakinlerine. Sabahları ise oruç vaktinin geldiği üç defa atılan top ile belirtilirdi.

İstanbul sokakları gece çalınan davul sesleri ile insanları sahura hazırlardı. Bir çeşit saatin alarmıdır bu durum. Her evin önünde durup insanları uyandırmakla görevli davulcular vardı o dönemde.

ramazan davulcusu

 

Sabah namazları daha farklı okunurdu. Cami ve mescitlerden hafızların sesleri daha farklı yükselirdi.

1826 senesinde Yeniçeri ocağı kalkmadan önce Ramazan ayında mehteren çalarlardı.

Mahallerde sokaklarda çeşitli sesler ve kahkahalar yükselir kahvehanelerden müzik sesleri gelirdi o dönemde.

Mahalle aralarında oynanan Hacivat ve Karagöz oyunlarından yükselen sesler şehirde çınlardı.

Ramazan dışında sabahları mahallede sütçü , salepçi ve simitçi sesleri bu ay duyulmazdı. Sokaklara pide ve  Güllaç kokuları yayılırdı.

Hacivat ve Karagöz Oyunları

Ramazanda Zaman ve Ritim

Ramazan ayı diğer aylardan hep farklıdır. Şehrin zamanı farklılaşırdı Ramazan ayında. İstanbul sakinleri oruç beklentisine önceden başlardı. Ramazan ayı ilk işaretini Recep ayı ile verir bu Regaip Kandili ile hissedilirdi.

İkinci işaret ise Şaban ayı ile başlar ve Beraat Kandili zamanında yaşanırdı. Oruç ayının hazırlıkları bu önceki aylarda başlardı. Ramazan’dan önceki aylarda İstanbul’da temizlik seferberliği olurdu resmen.

  1. Saray
  2. Dini binalar
  3. Camiler
  4. Medreseler
  5. Devlet daireleri
  6. Okullar
  7. Dükkanlar
  8. İkametgahlar
  9. Evler
  10. İmarethaneler

Her yerde hummalı bir temizlik başlardı. Evler Arap sabunu ile temizlenir, halılar dövülür, evler ilaçlanır ve hallaçlar çağırılıp yorganlar düzeltilirdi. Bu durum her taraf temizlenene kadar devam ederdi.

İnsanlar bir önceki ay gıda ihtiyaçlarını gidermeye başlarlardı. Aslında ters bir durum olsada en çok aç kalınan bu ay en çok gıdanın tüketildiği bir aydır. Sanki savaş varmış gibidir. İnsanlar kilerlerini şu malzemelerle donatırlar;

  1. Peynir
  2. Reçel
  3. Zeytin
  4. Hurma
  5. Pastırma
  6. Sucuk
  7. Un
  8. Şeker
  9. Kuru bakliyat
  10. Yufka
  11. Meyve
  12. Tatlı

Eğer Ramazan ayı kış dönemine geliyorsa aile büyükleri yakacak teminini sağlarlar. Ramazan ayı evde en çok zaman geçirilen aydır.

Ramazan ayında İnsanlar İftarlarını iki şekilde açalar.

  • Atıştırmalıkla açılan oruç; Zeytin, peynir, reçel ve kuru meyve ile açılan oruç
  • Akşam namazından sonra çorba, et, sebze yemeği ve hoşafla tamamlanan oruç.

Yemekten sonra Ramazana has olan Teravi namazı kılınırdı. Namazdan sonra gece eğlenceleri, sohbetler ve evde oynanan oyunlarla devam edilir sokağa daha sonra çıkılırdı.

Daha sonra davulcu davulu çalar insanlar evlerine yollardı. Bütün İstanbul halkı evlere çekilirler bütün meydanlar boşalırdı. Bu Ramazan boyunca devam eden bir döngü olarak sürerdi.

Eski Osmanlı İstanbul’unda gündelik zaman farklılaşır ve değişirdi. Devlet çalışması zayıflar, önemli konular dışında Divan toplantıları ertelenirdi. Çok önemli konular iftardan sonra konuşulurdu. Yabancı elçilerin saraya gelmesi ve Padişahı görmesi neredeyse imkansız idi.

Memurlar işe öğlen gelirler ve ikindi namazı ile çıkardı çoğu zaman.

Kütüphaneler bir ay boyunca kapatılırdı. Başkentte bütün okullar bir aylık tatile girerdi.

Kısaca Ramazan ayı Dinlenme ayı idi.

Ramazan Ayında İstanbul’da Mekanlar ve Sokaklar

Bu yazıda daha çok Geçmiş dönem İstanbul’da Ramazan ayındaki yaşananlardan bahsetiyoruz. Eski dönemler hep merak edilir  günümüzde. Şimdi bile evde kaldığımız bu karantina günlerinde eski zamanı düşünmeyen kim var acaba?

İstanbul’da Ramazan ayında bazı mahallelerde sabah olunca bir sessizlik olurdu. Normal aylarda bu mahalleler sabahları canlanırdı aslında. Akşamları ise sessizliğe bürünürdü. Ramazan ayı toplumsal yaşamda bir değişim sağlardı. İstanbul’da Ramazan ayı dışında en hareketli semt akşamları Beyoğlu idi. Bu durum Ramazan ayında tersine dönerdi. En canlı semtler Ramazan ayında Müslümanların yaşadığı mahalleler olurdu.

19.YY’da İstanbul’da yaşayanların nüfus dağılımı yüzde olarak şöyleydi.

  • %48  Müslüman
  • %22  Ermeni
  • %21 Rum
  • %6 Yahudi

İstanbul’da yaşamaktaydı. Tanzimat dönemi Nüfusun 400.000 civarı olduğu bilinmektedir.

İşte bu dönemde şehir hayatı Beyoğlu ve Galata’dan Beyazıt , Laleli ve Aksaray’a doğru kayardı. En çok alışveriş bu semtlerde yapılırdı. Tanzimat devrinde Aksaray caddesi çok ünlü idi. İstanbul’un en ünlü kahvehaneleri dolu olurdu. Özelikle Tulumba ve Koska kahvehaneleri çok meşhurdu.

Osmanlı Kahvehaneleri

Ramazan Ayı Herkese Aynı mıdır? İstanbulda

Bir üst yazıda şehrin görüntüsünün değiştiğini yazmıştık. Peki Ramazan ayında  tüm Müslümanlar aynı şekilde mi yaşar ve oruç tutarlardı? Oruç tutma konusunda Kutsal kitap net zengin ve fakir aynı kurallar içinde oruç tutarlar. Bu konuda netlik var İslamiyette. Zengin ve fakir için sosyal durum acaba nasıldı Osmanlı döneminde.

Ramazan ayında elbette günümüzde olduğu gibi sınıf , yaş , kuşak gibi farklar vardır. Mevsimlerin bile etkili olduğu bir dönem Ramazan ayı o yıllarda. İstanbul yazları çok sıcak olur ve oruç saatleri on dört saate kadar çıkabilirdi. Kış dönemleri ise çok soğuk ve karlı olabilirdi.

Neden hava durumu önemlidir peki? İnsanlar Ramazan ayında ibadet için çok sık dışarı çıkarlardı. Camilere ve mescitlere gitmek , Teravi namazı kılmak ve Türbe ziyaretleri  bunlar için hava tahmini önemli idi.

Ramazan ayı ekonomik yaşamıda etkilemiştir. Ticaret Ramazanın yaklaşması ile beraber iki katına çıkardı İstanbul’da. Ramazan ayında baharatçılar , şekerciler , oyuncakçılar daha fazla iş yapardı. Tam tersi ile üretim kapasitesi de düşerdi bu ay oruca bağlı olarak. Atölyeler geç açılırdı. Bir aylık bu dönemde Musevi ve Hristiyan tüccarlar avantajlı konuma geçerdi.

Yukarıda yazdık zengin ile fakir aynı zamanda oruç tutar ve açardı. İstanbul Osmanlı dönemi daha çok siyasal , toplumsal ve dini bakımdan çeşitlilik göstermekteydi . Ama bu çeşitlilik o dönemde olumsuz bir durum teşkil etmezdi. Ramazan ayı bunun ispatı gibidir. İnsanları kaynaştırmıştır.

Yabancı gözlemciler o dönemde İstanbul’un tek bir aile gibi gözüktüğünü yazmışlardır hayretler içinde.

Mesela Hacivat ve Karagöz oyununu bütün toplum zengin fakir ayırmadan yan yana izleyebilmişlerdir. O dönem ki dayanışma asla Avrupa toplumlarında görülen bir durum değildir. Kadın ile erkek , fakir ile zengin hep iç içedir. Ama bu konu yemek konusuna gelince görüntüden ibaret kalıyordu.

Zenginlerin sofrası her zaman dolu farklı yemeklerle donatılmış olurdu. Bunun yanı sıra yoksul olanlar ise evde et yemeği , pilav ve ekmekten başka bir şey bulamayabilirdi. Elbette oruçlarını imarethanelerde açmıyorla ise.

osmalı mutfağı

osmanlı iftar sofrası

Osmanlı Devletinde İmarethaneler her zaman yoksulların yanında olan kurumlar olmuştur.

Durumu iyi olanlar günün büyük kısmını çalışmadan geçirebilirdi. Bunun yanında çalışmak durumunda olanlar sıcak havalarda oruç ile birlikte evlerine iftarlık sağlamak durumunda kalırlardı.

Ramazan ayı ile birlikte dilencilerde büyük bir artış olurdu başkentte. ( Demek ki bazı şeyler hep aynı devam edebiliyor)

İnsan bütün bunlara bakınca Ramazan ayının havasının din ve maneviyatla kaplandığını görüyor İstanbul’da.

Burada birde oruçun ilk günlerinde ki kavgalar vardır. İlk günler kavga çıkartanlara ” oruç başına vurmuş” denirdi. Ramazanın kavgaları bile şenlik için de geçerdi.

Tütün içenler için bu durum daha da sıkıntılı hale gelebiliyordu. Neredeyse herkesin oruç tuttuğu bir zamanda iftarla birlikte tütünler hemen yakılırdı.

Ramazan Ayında İstanbul’da Gayrimüslimler

Osmanlı başkenti olan İstanbul  çok kozmopolit bir şehirdi. 19.YY’da şehrin çoğunluğu Müslüman olsa da diğer Dinlere mensup olanlarda bu kentte yaşıyorlardı. Ramazan döneminde Gayrimüslimlerin yaşantıda önemli idi. Ramazan ayı sadece Müslüman olanları etkilemezdi. Frenk mahallerinde yaşayanlarda hissederdi bu ayı. Gayrimüslimler komşularını daha çok idare etmek durumunda kalıyorlardı. Yabancılar meyhaneye gitse bile kapılar mutlaka kapanırdı.

Ramazan ayı sadece Müslümanlar arasında yaşanmazdı. Padişah ve Sadrazam İftar davetlerine cemaat liderlerini de çağırırdı. ( Ermeni-Yahudi ve Rum cemaati liderleri ) İftar ziyaretlerinde pek çok yabancı olurdu.

Ticaret semti olan Mahmutpaşa’daki yabancı tüccarlar Ramazan dolayısıyla çok fazla iş yaparlardı.

Ramazan ayı İstanbul Müslümanları için ibadet ayı olurken , Gayrimüslimler için bolluk ve bereket demekti.

Osmanlı tarihi hakkında daha çok detaya ulaşmak için hemen ziyaret et:derliyo.com/osmanli-tarihi/

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı