fbpx
Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin Gizli Antlaşmalarla Paylaşımı

Osmanlı Devletini, Birinci Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri kendi aralarında imzalamış oldukları gizli antlaşmalar ile paylaşmışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu, yaşamını korumak için savaşa katılmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde mücadeleler vererek beklenmeyen bir savaş gücü harcamıştı. Fakat, ne bu güç, ne de onunla birlikte mücadele eden Almanya, Avusturya ve Bulgaristan’ın toplam gücü savaşı kazanmalarına yeterli gelmemiştir.

İttifak Devletleri, dört savaş yılının sonunda yenik duruma düşmüşlerdi. İtilaf Devletleri, savaşın faturasını Osmanlı İmparatorluğu’na ödetmek için, daha savaşın ilk aylarında planlarını buna göre yapmaya başlamışlardı. İmparatorluk topraklarının her büyük devlete bir pay çıkaracak kadar büyük olması, bu planlarını kolaylaştırmaktaydı.

Bütün mesele, bu planları antlaşma haline getirip imzalamak ve savaşı kesin bir zaferle bitirmeye kalıyordu. Askerler bu zaferi sağlamaya çalışırken, diplomatlar da askeri hareketlerin gelişimine paralel olarak şu beş gizli antlaşmayı imzalamışlardı:

  • İstanbul Antlaşması (Boğazlar Antlaşması) 18 Mart 1915 
  • Londra Paktı (Londra Antlaşması) 26 Nisan 1915
  • Sykes-Picot Antlaşması 29 Nisan 1916
  • McMahon Sözleşmesi (1916)
  • St. Jean de Maurienne Anlaşması (1917) 

gizli antlaşmalar

İstanbul Antlaşması 18 Mart 1915

Bu antlaşma Rusya, Fransa ve İngiltere arasında savaşın başlamasını izleyen tarihte, 4 Mart’ta hazırlanmıştır. Adı geçen devletlerin İstanbul, Boğazlar ve İran üzerindeki menfaatlerinin belirlenmesini sağlamıştır. Antlaşma girişiminin Rusya’dan gelmesinin iki nedeni bulunmaktadır.

  1. Rusların Büyük Petro’dan itibaren İstanbul ve Boğazları ele geçirmek için kurmuş oldukları hayaller.
  2. İngiliz ve Fransız donanmalarının İstanbul’a ulaşmak için 1915 Şubat ayında başlatmış oldukları, Çanakkale Boğaz harekatı.  

Çarlık Hükümeti, bu donanmaların İstanbul’a ulaşmaları durumunda Rus çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir olay ile karşılaşmamak için 4 Mart’ta Fransa ve İngiltere’ye bir nota vermiştir. Bu notada, sürmekte olan savaşın bir sonucu olarak aşağıdaki bölgelerin Rusya’ya verilmesini bildirmişleridir. İstenen topraklar şu şekildedir:

  • İstanbul şehri
  • Karadeniz Boğazı’nın batı kıyıları ve Marmara Denizi
  • Çanakkale Boğazı
  • Midye-Enez hattına kadar Güney Trakya
  • Karadeniz Boğazı ile Sakarya Nehri ve İzmit Körfezi’nde ileride belirlenecek bir noktada kalan Anadolu kıyıları
  • Marmara Denizi’ndeki adalar ile İmroz ve Bozcaada 
İstanbul ve Boğazların Ruslara bırakılmasını aslında istemeyen İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Almanya ile ayrı bir barış antlaşması ihtimali ortaya çıkınca, Rus istekleri karşısında boyun eğmekten başka bir çare yol bulamamışlardır.

Bu isteklerin kabul edilmesi durumunda Rusya’da İngiltere ile Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğu’nda ve diğer bölgelerdeki isteklerini tanıyacaktır. Söz konusu isteklerde şu şekilde belirlenmiştir:

  • İstanbul serbest liman olacak, gemiler için Boğazlar’dan serbest geçiş hakkı tanınacaktır.
  • İngiltere ile Fransa’nın Anadolu ile Arap ülkelerindeki hakları, İngiltere, Fransa ve Rusya arasında özel bir antlaşma ile belirlenecektir.
  • Müslümanların kutsal bölgeleri korunacak ve Arabistan bağımsız bir Müslüman yönetimi altında bulunacaktır.

Sonuç

İngiltere ve Fransa, Birinci Dünya Savaşın en sıkıntılı zamanında, İstanbul dahil Midye-Enez Hattı’ndan Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yere kadar bütün Boğazlar bölgesini Rusya’ya bırakmıştır. Böylece, Rusya’nın uzun yıllardan beri elde etmeyi düşündüğü bu stratejik bölge Rusya’ya verildi.

İstanbul Antlaşması, İngiltere’nin Çanakkale Savaşı’nda zafer kazanması durumnunda yürürlüğe girmek üzere imzalanmış ancak savaşın kaybedilmesi antlaşmanın akim kalmasına neden olmuştur.

eski istanbul boğazı

Londra Paktı (26 Nisan 1915)

Londra Paktı ya da Londra Anlaşması, 26 Nisan 1915 tarihinde, İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında yapılan gizli bir anlaşmadır. İstanbul Antlaşması’nın imzalanmasından yaklaşık bir buçuk ay sonra bir gizli antlaşma daha yapılmıştı.

Londra Paktı ile İtalya, İtilaf Devletleri’nin yanına geçmiştir.

Bu durum İtalya’nın İtilaf Devletleri yanında savaşta yer almasına neden olmuştu. Birinci Dünya Savaşı başladığında İtalya, İttifak Devletlerinin yanında bulunmaktaydı. Fakat kendisini Almanya ile Avusturya’ya bağlayan antlaşma savaşa girmesini gerektirmediği için tarafsız kalmayı sağlayabilmişti.

Bu İtalya adına akıllı bir hareketti. Çünkü İtalya askeri bakımından ciddi bir savaş gücünden yoksun bulunmaktaydı. Almanlar savaşın kısa zamanda biteceğini ve Fransız cephesinin zafer ile sonlanacağını düşündükleri için, İngiltere ve Fransa’da İtalyan’lardan nasıl faydalanacaklarını bilemedikleri için, İtalya’yı kendi haline bırakmışlardır.

Savaşın uzaması, İtilaf Devletleri’nin Çanakkale’ye saldırmalarına karşı savaşı Akdeniz’e yayamaları, İtalya’nın devletler nazarında öneminin artmasında etkili olmuştur. Bu yüzden de Roma hükümeti, ittifakını pahalı satmaya karar vermiştir. İtalya, İttifak Devletleri’nin yanında savaşa girmek için kendisi için önemli gördüğü bölgeleri istemiştir. 

italya haritası

İtalya’nın Savaşa Girmek İçin Avusturya’dan İstekleri

İttifak Devletleri’nin yanında yer almasının karşılığı olarak İtalya, Avusturya’dan birtakım isteklerde bulunmuşsa da, bunlar Almanya ve Avusturya tarafından uygun görülmediği için kabul edilmemiştir. İtalya’nın bu istekleri şunlardır:

  • Avusturya’dan Brenner geçitini içine alan bütün Güney Tirol bölgesi.
  • Adriyatik’te bulunan Kurzola Adası’nın verilmesi.
  • İzonzo Irmağı boyunca bazı sınır tadilatları yapılmasını istemiştir.

İtalya’nın bu istekleri onur kırıcı görüldüğünden Avusturya ve Almanya tarafından kabul edilmemiştir. İtalya bunun üzerine İngiltere ve Fransa’ya dönerek onlarla Londra Antlaşması’nı imzalamıştır. Antlaşmanın Türkiye’yi ilgilendiren maddeleri şu şekildedir:

  • İtalya elinde bulundurduğu Oniki Ada üzerinde tam egemenliğe sahip olacaktır.
  • Fransa, İngiltere ve Rusya, İtalya’nın Akdeniz’de kuvvet dengesinin devamında alakalı olduğunu kabul ederler.
  • Asya’daki Türk topraklarının tamamen veya kısmen paylaşılması durumunda da İtalya’nın, Antalya iline yakın olan Akdeniz bölgesinde eşit pay almasını kabul ederler.
  • İleride İtalya’ya ayrılabilecek bölge, zamanı geldiğinde Fransa ve İngiltere’nin var olan menfaatleri göz önünde bulundurularak sınırlandırılacaktır.
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünün korunması ve büyük devletlerin menfaat bölgelerinde değişiklikler yapılırsa, İtalya’nın menfaatleri de göz önünde bulundurulacaktır.
  • Savaş boyunca Fransa, İngiltere ve Rusya’nın Asya Türkiye’sinde toprak işgal etmeleri durumunda, Antalya iline yakın olan ve yukarıda sınırlandırılmış bulunan Akdeniz bölgesi İtalya’ya ayrılcaktır.
  • Uşi Antlaşması gereğince Libya’da padişaha ait bulunan hak ve imtiyazlar İtalya’ya devredilmiştir.
  • Arabistan ile Arabistan’da bulunan Müslümanlara kutsal tanınan yerleri bağımsız bir Müslüman iktidarın egemeliği altında  bırakılacağına dair Fransa, İngiltere ve Rusya’nın açıkladıkları beyanata İtalya’da katıldığını açıklar.

Bu antlaşma üzerine İtalya, 3 Mayıs 1915’te İttifak Devletleri’nden ayrıldığını duyurdu ve 23 Mayıs 1915’te Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na savaş açtığını açıkladı.

avusturya macaristan

Londra Antlaşması’nı Rusya istemeden kabul etmiştir. Ruslar, geçmişte büyük askeri başarılar gösterememiş olan İtalyan ordularının askeri yardımı üzerinde büyük ümitler beklenmemesini açıklamışlardır.

Sykes-Picot Antlaşması (1916)

Sykes-Picot Anlaşması, 16 Mayıs 1916 tarihinde Britanya ve Fransa arasında yapılan ve aynı yılın Ekim ayında Rusya tarafından onaylanan, Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’daki topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır. 

İngiltere ile Fransa arasında yapılan antlaşmanın görüşmelerini Fransa adına Georges Picot ve İngiltere adına da Sir Mark Sykes yürüttüğü için, bu antlaşmaya Sykes-Picot Antlaşması denilir.

İngiltere, Osmanlı Devleti’nin İttifak Devlet’lerine yakınlaştığını farkedince, Osmanlı Devleti’ni arkadan vurmak için bütün Arap dünyasını Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandırmak istemiştir. Bunun içinde Mekke Şerifi Hüseyin ile temaslarda bulunmuştur.

Şerif Hüseyin’in Hicaz’ın bağımsızlığını ilan etmek istemesi ve hilafetin de padişahtan alınması konusunda İngiltere’nin yardım etmesini şart koşması üzerine İngiltere işin üstüne düşmekten vazgeçmiştir. Bunun üzerine Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti’ne müracat ederek, Hicaz Emirliği’nin babadan oğula geçmek üzere kendisine verilmesini istediyse de bu kabul edilmemiştir.

Osmanlı Devleti de savaşa katıldıktan sonra, İngiltere Şerif Hüsyin ile anlaşmak için çalışmalarını arttırdı. Hüseyin, bütün Arap Yarımadası ile bütün Suriye’yi ve Irak’ı içine alacak bağımsız bir devlet kurulmasını istemiştir.

1915 tarihinde yapılan uzun görüşmelerden sonra, İngiltere ile Şerif Hüseyin arasında Ocak 1916 tarihinde bir anlaşmaya varılmıştır. Lübnan hariç İngiltere, Şerif Hüseyin’in isteklerini kabul etmiştir.

ortadoğu

İngiltere, Şerif Hüseyin ile yaptığı bu görüşmelerden Fransa’yı ancak Kasım 1915 tarihinde haberdar etmiştir. Fransa’da bu görüşmelere karşı çıkıp İngiltere’ye baskı yaparak yeni bir antlaşma yapılmasını istedi. Bunun üzerine Fransa Ortadoğu’yu paylaşma konusu üzerinde ısrarla durdu ve sonunda, İngiltere ile Fransa arasında 9 ve 16 Mayıs’da teati edilen notalarla bir anlaşmaya varıldı.

Mart ayında Georges Picot ve Sir Mark Sykes Rusya’ya giderek planı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Sazonov’a sundular. Sazonov anlaşmayı prensip olarak olumlu görmekle birlikte, Rusya’nın Doğu Anadolu’daki toprak isteklerinin ve Karadeniz’deki Rus hakimiyetinin de sözleşmeye dahil edilmesini talep etti.

En uzun süreyi Rusya’nın değişiklik taleplerinin düzenlenmesi ve onaylanması süreci aldı ve sözleşmenin tamamlanması Ekim ayını buldu.

Sykes-Picot Antlaşmasının Maddeleri

  • Rusya’ya, Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı,
  • Fransa’ya, Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları,
  • Britanya’ya Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilecektir.
  • Fransa ile Britanya’nın elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak,
  • İskenderun serbest liman olacak,
  • Filistin’de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır.

1917’deki Bolşevik Devrimi’nden sonra Rusya antlaşmadan ve paylaşımdan vazgeçmişitir. Lev Troçki gizli olan bu anlaşmanın bir kopyasını 24 Kasım 1917’de İzvestiya gazetesinde yayınlayarak dünya kamuoyuna Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına ilişkin gizli paylaşımları açıklamıştır.

sykes picot antlaşması

Sonuç

  • İngiltere bu antlaşma ile Süveyş Kanalı’nın korumak ve Hindistan yolunu güvence altında tutma olanağını elde etmiştir.
  • Irak’ı yönetimi altında bulundurmasıyla, fabrikaları için pamuki İngiliz donanmaları için de petrol sağlanacaktı.
  • İstanbul Ruslara ait olacağı için, Halifelik merkezi oratdan kalkacaktı.
  • Fransa, Anadolu’nun maden ve pamuk bölgesi ile Suriye’nin tahıl kaynaklarını istediği gibi sömürebilecekti.

Mac-Mahon Sözleşmesi 

McMahon-Hüseyin Yazışmaları, İngiltere’nin Mısır Valisi Henry McMahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasındaki mektup değiş tokuşudur. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı topraklarının paylaşılması konusunda yapılmış gizli görüşmelerden biridir.

Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti’nin savaşa katılmasının öncesinde, İngiltere’ye fiili bir yardımda bulunmaya söz vermemekle birlikte Türkler lehinde hiçbir harekette bulunmayacağını bildirmiştir. İngiliz hükümeti onun bağımsız bir hükümdar olmasına yardım edeceğini ve Arapların bağımsızlığını desteklemeye hazır olduğunu bildirmiştir.

İngiltere tarafından Araplara, Osmanlı Devleti ile savaşmaları halinde bağımsız bir Arap Krallığı kurulacağı vadedilmiştir. 24 Ekim 1915’te Sir Henry McMahon, Şerif Hüseyin’in mektubuna cevaben şunları vurgulamıştır. “Mersin ve Hatay sancaklarıyla; Şam, Humus, Hama ve Halep sancaklarının batısında bulunan Suriye vilayetinin parçalarının halis Arap olduğu söylenemez. Dolayısıyla önerilen hat sınırlardan çıkarılmalıdır.

Yukarıda belirtilen değişikliklerle ve Arap önderlerle olan anlaşmalarımızı peşin hükme tabi tutmamak koşuluyla bu hat ve sınırları kabulleniriz. Bu değişiklikler doğrultusunda İngiltere Mekke Şerifi’nin önermiş olduğu hat ve hudutlar içindeki bölgelerde, müttefiki Fransa’nın çıkarlarını da gözeterek, Arapların bağımsızlığını tanımaya ve desteklemeye hazırdır.

Ancak savaş sonrasında bu mektuplarda anlaşılan konular yerine getirilmemiştir. İngiltere önce bunu Şam, Humus, Hama ve Halep çizgisinin batısında kalan bölge halkının tamamen Arap olmaması nedeniyle verilemeyeceği bildirildi.

Aslında İngiltere’nin bölge toprakları konusunda Fransızlarla Sykes-Picot Anlaşması’nı yaparak gizli bir paylaşım içinde olduğu Bolşevik Devrimi sonrası ifşa edilmiştir.

henry mc mahon

St. Jean de Maurienne Anlaşması  (1917)

Saint Jean de Maurienne Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1917 yılının ortalarında imzalanan gizli anlaşmalardan birisi. Önceki gizli paylaşım antlaşmaları sadeece İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğundan alacakları paylara açıklık getirmişti.

İtalya’nın payından söz edilmemişti. 1917 senesinin başından itibaren meydana gelen yeni olaylar, İtalya’yı hissesi ile yakından ilgilenmeye yöneltmişti. Bolşevik Devrimi başlamış ve Rusya’nın İtilaf Devletlerinin yanında savaşı devam ettirme durumu şüpheli bir hale gelmişti.

Buna karşılık Amerika, Almanya’ya karşı savaş açmıştı. Aynı dönemde de, Çarlık Rusyası’nın İngiltere ile imzalamış olduğu ve İtalya’dan saklanan anlaşmalar da açığa çıkmıştı. Bu nedenle Roma Hükümeti’nin hareketlerinde Londra ve Paris Hükümetlerine karşı bir soğukluk hissedilmeye başlanmıştı.

İtilaf Devletleri, İtalya’nın savaşa ağırlığını koyabilmesi amacıyla Anadolu’daki payının sınırlarını belirlemek üzere görüşmelere başlamak zorunda kalmışlardı. İtalya, İngiltere ve Fransa arasında Fransız-İtalyan sınırındaki St. Jean de Maurienne İstasyonu’nda bir vagonda paylaşma antlaşması yapıldı.

saint jean de maurienne tren istasyonu

Alınan Kararlar

İngiltere ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılmasında toprak vereceklerini belirterek İtalya’yı, İtilaf Devletleri safında savaşa girmeye ikna ettiler. Bu antlaşmaya göre tarafların arasında alınan kararlar şunlardır:

  • İtalya kendi bilgisi dışında imzalanmış olan gizli antlaşmaları kabul etmiştir.
  • Antalya iline ek olarak İzmir’in de İtalyanlara verilmesi kararlaştırılmıştır.
  • Mersin Limanı’nda kendi ticaret gemilerinin giriş çıkış serbestliğinden faydalanacaktır.
  • Savaş sonunda Türk toprakları için saptanmış olan hükümlerin yerine getirilmesini gerektiren etkenler meydana çıkması durumunda da Akdeniz’deki dengenin devamı sağlanacaktır.

Bu antlaşmanın geçerli olması için Rusya tarafından da kabul edilmesi, koşullar arasında yer almakta ve İtalya’nın çıkarlarını açıkta bırakmaktaydı. Anlaşma içerdiği maddelere göre Rusların kabulüne bağlı idi.

Ancak Rus Hükümeti Bolşevikler tarafından devrildiği için bu anlaşma hiç yürürlüğe girmemiştir. İtalyanlar buna rağmen kendilerine vadedilen toprakları istemekte ısrar etmişlerdi.

Gizli Paylaşım Antlaşmalarının Sonucu

Paylaşım Antlaşmaları ile Avrupa devletlerinin “Doğu Meselesi” adını verdikleri sorun, görünüşte köklü bir şekilde çözülmüş oluyordu. İngiltere Osmanlı Devleti’nin Anadolu dışındaki topraklarının büyük çoğunluğuna sahip oluyordu.

Rusya İstanbul’a yerleşek, Boğazları denetleyecek, Doğu Anadolu’ya ve Karadeniz kıyılarının büyük bir bölümüne sahip oluyordu. Fransa, Suriye, Güneydoğu ile Orta Anadolu’yu sömürge yapacaktı. İtalya, elinde bulundurduğu Oniki Ada’dan başka Antalya ve İzmir’e yerleşecekti.

Birinci Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli antlaşmaları Rusya’daki Bolşevikler dünya kamuoyuna duyurdular. Bu nedenle gizli antlaşmaların uygulanması zorlaştı.

Rusya’nın savaştan çekilmesinden sonra devletlerin paylaşım planları değişikliğe uğramıştır. Rusya’ya bırakılan Boğazları ortak yönetmeyi Doğu Anadolu’yu parçalayıp burada yeni devletler kurmayı ve Ermenilere de toprak vermeyi kararlaştırdılar.

Gizli antlaşmalara en büyük tepki Wilson ilkelerinin yayınlanmasıdır. Mondros’tan sonraki işgaller gizli antlaşmaların bir sonucudur.

Yararlandığım Kaynaklar

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Instagram Hesabımı Takip Et, Yeni İçerikleri Kaçırma