fbpx
Osmanlı Tarihi

Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Mısır Sorunu

Osmanlı Devleti, Yunanistan’ın bağımsız bir krallık kurması ve Kuzey Afrika’da bulunan Cezayir eyaletini kaybetmesinden sonra, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ayaklanması ile zor bir döneme girmişti.

Mehmet Ali Paşa isyanı yaklaşık on sene devam etmiş ve Osmanlı İmparatorluğu’nu çok fazla uğraştırmıştı. Osmanlı ordusunun üst üste almış olduğu yenilgiler sonucunda bu isyan bir Avrupa sorunu haline gelip, “Doğu sorunu” olarak da belirtilmiştir.

kavalalı mehmet ali paşa

Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanının Nedenleri

Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı Devleti’ne Yunan isyanı döneminde çok büyük yararları olmuştu. Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın donanması ile birlikte Mora’ya çıkarak burada ayaklanmış olan isyancıları bastırarak, bu bölgeyi isyancılardan geri almıştı.

Padişah II. Mahmut, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’ya bu yardımlarının karşılığında kendisine şüphe ile bakıyor olsa da, göstermiş olduğu çaba ve gayretleri de takdir etmiştir. Fakat, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın, II. Mahmut ile aralarının bozulup isyan çıkmasında en büyük neden, Mısır valisinin yapmış olduğu yardımlar sonucu meydana gelecekti.

Bunun yanında, Mehmet Ali Paşa’nın, Mısır’daki Vahhabi isyanlarının önüne geçip engelledikten sonra Mısır’da nüfuzunu ve etkisini arttırması, Padişah II. Mahmut’un yanında bulunan devlet büyüklerinin de, Mehmet Ali Paşa’ya karşı olan düşmanlıkları ve kıskançlıkları da iki kişinin arasının açılmasına sebeb olacaktı.

Mehmet Ali Paşa’nın ayaklanmasının en büyük nedeni ise, Suriye yüzünden meydana gelmiştir. Yunan isyanı döneminde, Osmanlı İmparatorluğu tarafından yardıma çağrıldığı dönem kendisine yardımlarının karşılığı olarak, Suriye ve Girit valilikleri sözü verilmişti.

Avrupa’lı devletlerin, Yunan ayaklanmasında Yunalıların yanında olmasından dolayı yapmış olduğu müdahaleler sonucunda, Osmanlı ve Mısır donanmaları Navarin limanında saldırıya uğrayarak yakılmıştır. Mehmet Ali Paşa’dan istediği yardımı göremeyen Osmanlı Devleti, İbrahim Paşa’nın müttefikler ile anlaşarak, ordusunu Mora’dan Padişahın haberi olmadan geri çekmesi II. Mahmut’u oldukça kızdırmıştı.

1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı döneminde de Osmanlı Devleti’ne hiç bir yardımı bulunmayan Mehmet Ali Paşa, II Mahmut’u oldukça kızdırmıştı. Osmanlı-Rus savaşında alınan mağlubiyetin sorumlusu olarak Mehmet Ali Paşa görülmüştür. Bu savaş döneminde Mehmet Ali Paşa kendisi ve oğlu için ordu komutanlıklarını, padişahtan istemiş ama bu kabul edilmemişti.

1828-1829 Osmanlı-Rus savaşının sonunda imzalanan Edirne Antlaşması ardından, Osmanlı Devleti tarafından verileceği vaad edilen Girit, Trablus, Şam ve Suriye valiliklerini isteyen Mehmet Ali Paşa çok büyük tepki ile karşılanmıştı.

girit adası

Yunan ayaklanması devam ederken Mehmet Ali Paşa, Girit valiliğinin yerine Osmanlı devletinden Suriye valiliğini istemiş ama bu isteği kabul edilmemişti. Mehmet Ali Paşa’nın Suriye’ye sahip olma isteği valiliğinin ilk  dönemlerinde başlamış, bu niyeti ise Yunan isyanı döneminde iyice ortaya çıkmıştı.

Osmanlı hükümeti, Mehmet Ali Paşa’nın bu isteklerini kabul etmediği gibi kendisinden kurtulmak için karar vermişti. Mısır valisine, sadece Girit valiliği verildikten sonra, Mısır’da bir ihtilal düzenlemek sureti ile bu sorunun çözümü kararlaştırılmıştı. Kendisi hakkında düzenlenecek olan bu plandan haberi olan Mehmet Ali Paşa, Suriye’yi kendi askeri gücü ile ele geçirmeye karar vermişti.

Mısır valiliği döneminde Mısır’ı çok sert şekilde yöneten Mehmet Ali Paşa’nın bu yönetim şeklinden dolayı, Mısır halkının bir kısmı buradan ayrılarak Suriye’ye sığınmak zorunda kalmıştı. Akkâ’da toplanan bu Mısır halkının iadesini, Akkâ valisi Cezzar Ahmet Paşa’dan istedi. Bu isteği kabul edilmeyince, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki yirmi dört bin kişilik Mısır ordusu 1 Kasım 1831’de Suriye topraklarına girmeye başladı.

İbrahim Paşa’nın ordusu Suriye’ye girdiği dönemde Suriye’de iç karışıklıklar bulunmakta idi. Mehmet Ali Paşa, Suriye halkının bu durumundan yararlanarak onları kışkırtmaya devam ediyor idi.

İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusu, Gazze, Yafa ve Kudüs’ü ele geçirdikten sonra, 27 Mayıs 1832’de Akkâ’yı da ele geçirmişti. İstanbul hükümeti, Mehmet Ali Paşa’ya askerlerini Suriye’den çekmesini söylemiş ise de, Mehmet Ali Paşa Suriye valiliğinin kendisine verilmesini tekrar talep etmiştir.

İbrahim Paşa kuvvetleri sırası ile Şam, Halep, Humus ve Hama bölgelerini ele geçirdikten sonra, Osmanlı devletinin Mısır valisi olarak görevlendirdiği, Ağa Hüseyin Paşa kuvvetleri ile 29 Temmuz 1832’de Belen’de karşı karşıya geldi. Savaşın sonucu Osmanlı kuvvetleri açısından tam bir felaket oldu. Osmanlı ordusunun büyük kısmı imha edildikten sonra, Anadolu yolu Mehmet Ali Paşa’ya açılmış oldu.

Belen Savaşını kazanan Mehmet Ali Paşa, II. Mahmut’a müracat ederek, kendisine Suriye valiliği verildiği takdirde askerlerini geri çekeceğini belirtmiştir. II. Mahmut bu teklifi reddetmiş ve İbrahim Paşa üzerinde tekrar askeri kuvvet göndermişti. İbrahim Paşa kuvvetleri de bu sırada Konya civarına kadar gelmiş bulunuyordu.

Eğitimli ve donanımlı Mısır kuvvetleri ile Konya civarında tekrar savaşan Osmanlı ordusu, bir kez daha çok ağır bir yenilgi almış ve ordu komutanıda esir düşmüş idi. 21 Aralık 1832’de yapılan Konya savaşı sırasında, Osmanlı ordusu otuz bin kişilik bir kayıp vermek durumunda kalmış ve İbrahim Paşa kuvvetlerine İstanbul yolu da açılmış olmakta idi.

Mısır ordusunun bu hızlı başarıları ve Osmanlı ordusunun çok zor durumda kalması, Avrupa devletlerini harekete geçirmiş ve Mehmet Ali Paşa sorunu “Doğu Sorunu” haline dönüşmüştü. Çünkü İbrahim Paşa, Konya zaferinden sonra Adana, Urfa ve Maraş bölgelerini ele geçirmiş, esas kuvvetlerini ise Bursa civarına göndermişti. Artık Osmanlı saltanatının bir vali tarafından yıkılması söz konusu idi.

Mehmet Ali Paşa, şimdiye kadar gerçek amacını kısmen gizlediği yüzündeki peçeyi büsbütün attı ve amacının Sultan II. Mahmut’u tahtından indirip, onun yerine oğlunu geçirmek istediğini açıkça ilan etmiştir. İngiltere Mısır Başkonsolosu Baker

Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanına Avrupalı Devletlerin Karışması

Mehmet Ali Paşa’nı İsyan ederek ayaklanması, ilk zamanlar olmasa da ilerleyen dönemlerde büyük devletlerin bu olaya karışmalarını gerektirmiştir. Avrupalı devletlerin Mısır sorununa müdahale etmelerinin sebebleri:

  • Mısır, İngiltere ve Fransa’nın mücadele ettiği bir Kuzey Afrika ülkesidir.
  • Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere ve Rusya’nın mücadele ettiği bölgedir.
  • Rusya ile mücadele içinde bulunan Avusturya içinde Mısır sorunu kendisini yakından ilgilendirmektedir.
  • Mehmet Ali Paşa’nın askeri gücünün Avrupalı devletler tarafından anlaşılması.
  • Osmanlı Devleti’nin yıkılması sonucu ortaya çıkacak karışıklıkların, Avrupalı devletleri telaşa düşürmesi.
  • Bölgede kuvvetli olan Mehmet Ali Paşa’nın yerine, zayıf olan Osmanlı devletinin bulunmasını istemeleri.

Prusya dışında kalan dört büyük devletin Mısır meselesine bakış açıları ve izledikleri politikalar birbirinden farklı olmuştu. Mısır meselesinde Avrupalı devletler ortak bir cephe oluşturamamışlardı.

Avrupa devletleri içinde Mehmet Ali Paşa’yı en çok destekleyen Fransa olmuştu. Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da yaptığı yenilik hareketlerinde ve en çok da askeri ıslahatlarda Fransa’dan yardım görmüştü. Fransızlar, Cezayir’i aldıktan sonra Kuzey Afrika’ya tamamen hakim olmak istiyor ve bu konuda da Mehmet Ali Paşa’dan yararlanmayı düşünmüştür.

Bunun yanında Mısır, Napolyon’un işgalinden beri doğal bir ilgi alanı olmuştu. Fransız halkı, isyan eden Mısır halkını desteklemeyi sürdürmekte idi. Fransa kamuoyu Mehmet Ali Paşa’nın yanında bulunmayı Fransız parlementosundan istemekte idi.

Avusturya, Rusya’nın Balkanlar’da yayılmasından çekinmekle birlikte, 1830 ihtilalleri Metternich’i daha fazla tedirgin etmişti. Avusturya, Mısır sorununda Rusya ile birlikte hareket edecekti bu yüzden Osmanlı Devleti Avusturya’dan da yardım isteyemezdi.

Mehmet Ali Paşa’nın, İstanbul yakınlarına kadar ilerlemesi sonucu, Osmanlı devletinin yardım isteyebileceği ve güvenebileceği tek devlet İngiltere’ydi. Mehmet Ali Paşa ordusunun Belen savaşını kazanması üzerine, Osmanlı devleti İngiltere’den yardım istemek üzere harekete geçti. Kasım 1832’de İngiltere’den yardı istemek amacı ile Namık Paşa özel elçi olarak Londra’ya gönderildi.

Namık Paşa’ya verilen talimat ile, İngiltere’den on beş parça savaş gemisi istemesi ve İngiltere bunu kabul etmez ise, İngiltere’den paralı subay, topçu ve donanma askerleri temin etmesi istenmiştir. Ayrıca, İngiltere Kralına özel olarak II. Mahmut tarafından yazılmış olan mektupda kendisine teslim edilmişti.

İngiltere Kralının Padişaha hediyeler vermesine, Kralın, Fransa’nın Mehmet Ali Paşa’nın kötülüğüne ortak olduğunu ve İngiltere’nin Hindistan sömürgesine yol bulabilmek için çeşitli hilelere müracat eden Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu’na olduğu gibi İngiltere’ye de doğal düşman olduğunu açıklamasına rağmen Namık Paşa İngiltere’den yardım alamadan geri dödü.

İngiltere hükümetinin Mısır konusunda sessiz durmasının nedenleri arasında:

  • O dönemde İngiltere’nin Portekiz ve Belçika sorunları ile uğraşması.
  • İngiltere’de yakın dönemde genel seçimler yapılacak olması.
  • Yapılacak seçimlerden dolayı kamuoyunun Osmanlı devleti ile ilgilenmemesi.
  • İngiltere’de muhalefetin de Mehmet Ali Paşa sorununa bulaşmak istememesi.
  • Kabinede bulunan bazı bakanların artık Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunun geldiğini düşünmesi.

Sultanın istediği yardım ve korumayı reddetmekle, Lord Grey Kabinesi’nin, dış politikada işlediği hata o kadar büyüktür ki, İngiltere tarihinin hiç bir döneminde hiç bir İngiliz kabinesi böyle bir hata işlememiştir. İngiltere Dış İşleri Bakanı Palmerston

lord palmerston

Osmanlı devletinin İngiltere’den yardım alma umudu kalmayınca, Osmanlı devletinin Rusya’ya başvurmasına neden oldu. İngiltere, Fransa ve Avusturya’nın bu politikaları, Rusya’nın Mısır işinde tek yetkili olmasına neden sebeb oldu.

Mehmet Ali Paşa kuvvetlerinin art arda kazanmış olduğu galibiyetler sonucu Konya’ya kadar gelmiş olmasını, Rusya kendisi açısından tehlikeli gördü. Mehmet Ali Paşa başarılı olacak olursa, Osmanlı devleti yıkılacak ve zayıf bir Osmanlı devleti yerine, Mehmet Ali Paşa’nın kuvvetli devleti yerine geçebiliridi. Bu gerçekleşir ise, Boğazlar’da, Fransa Rusya’dan daha etkili konuma gelecekti.

Rusya bu durumu önlemek amacı ile iki koldan çalışmalara başladı. Öncelikle, Mehmet Ali Paşa üzerinde baskı kurmak, diğeri de Osmanlı Devleti’ne doğrudan askeri yardımda bulunmak.

Rusya, Mehmet Ali Paşa’ya baskı yaparak Osmanlı Devleti ile anlaşamasını sağlamak üzere, Ocak 1833’de, bir temsilcisini İskenderiye’ye gönderdi. Rusya’nın amacı Mehmet Ali Paşa’nın Mısır valiliğinin dışında Akkâ valiliği ile yetinmesiydi. Mehmet Ali Paşa’da bütün Suriye ile birlikte, Adana valiliğini de istiyordu.

Rusya’nın Mehmet Ali Paşa’nın karşısında Osmanlı Devleti’nin savunması, Fransa’yı endişe düşürdü. Fransa, Mehmet Ali Paşa’ya Suriye valiliğininde verilmesinde ısrar ediyordu. Fransa, Rusya’nın karşısında yalnız kalmamak için İngiltere’nin de yardımını istediyse de, İngiltere bu olaya karışmak istemedi.

Rusya’nın aracılık girişimlerinin başarılı olamaması ve İbrahim Paşa’nın ordusunun Konya’dan hareket ederek Bursa’ya doğru ilerlemesi, II. Mahmut’u telaşlandırmıştı. Padişahın tahtının tehlikeye girmesi üzerine, Rusya’nın yardım teklifinin kabul edildiği 7 Ekim 1833’de Rus Elçisine bildirildi.

Bu dönemde İbrahim Paşa’nın kuvvetleri Bursa civarına gelmiş bulunmaktaydı. İbrahim Paşa’nın askerleri artık kendisine Napolyon diyorlardı.

Rusya’nın yardımı prensip olarak kabul edimiş olsa da, Rus donanması 20 Şubat 1833 tarihinde İstanbul Boğazı’ndan içeri girerek demir atmıştı. Rus donanmasının İstanbul’a kadar gelmesi, İbrahim Paşa’nın II. Mahmut aleyhine propaganda yapmasına neden oldu.

İbrahim Paşa, Anadolu halkı arasında, gavur icatlarını kabul etmiş olan gavur Padişahın, şimdi de Moskoflarla anlaştığı propagandası yapıyordu.

Osmanlı Devleti, Rus donanmasının İstanbul’a gelmesinin kendisini zor durumda bırakacağını düşündü. Bu duruma Avrupa devletlerinin de tepki vereceğini anladı. Rus donanmasının İstanbul’a gelmesine en çok Fransa tepki verdi. Fransa’nın arabuluculuğu sayesinde, Osmanlı Devleti ile Mehmet Ali Paşa arasında, Suriye valiliğinin kendisine verilmesi konusunda bir anlaşma ortaya çıktı.

Fransa’nın İstanbul Elçisi Roussin, Mehmet Ali nazarında girişimlere başladı. Bir uzlaşma sağlanırsa, Osmanlı Devleti de Rusya donanmasının İstanbul’dan ayrılmasını isteyecek idi. Fakat Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Adana valiliğinin de kendine verilmesinde ısrar edince II. Mahmut yaklaşan tehlikenin önemini anladı.

II. Mahmut yapmış olduğu toplantıda, Rusya’dan asker istenmesi konusunda karar verildiğini açıkladı. Rus askerleri beş bin kişilik bir kuvvet ile 7 Nisan 1833’de İstanbul’a çıktılar. Tuna civarında da otuz bin kişilik Rus kuvveti, gerektiği zaman İbrahim Paşa’ya karşı hazır olarak bekletiliyordu.

Rus askerlerinin İstanbul’a kadar gelmesi Mısır sorununu çok farklı bir boyut almasına neden oldu. Sessiz duran İngiltere ve Avusturya’yı Fransa ile ortak hareket etmeye sevketti. Rus donanması ve askerini İstanbul’dan uzaklaştırmanın yolu, II. Mahmut ile Mehmet Ali Paşa’nın anlaşması ile gerçekleşeceği anlaşıldı.

Bu anlaşmanın yapılması için Padişah II. Mahmut’a baskı yapılmasına karar verildi. İngiltere ve Fransız donanmaları İskenderiye ye, ayrı bir İngiliz donanması da Çanakkale Boğazının önlerine gelerek demir attılar.

En sonunda, II. Mahmut 6 Mayıs 1833’de yayınladığı bir ferman ile Mehmet Ali Paşa’ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Suriye valiliğini, oğlu İbrahim Paşa’ya da Cidde valiliğinin yanında Adana bölgesinin vergilerini toplama hakkının verildiğini açıkladı.

II. Mahmut’un yayınladığı ferman, Osmanlı devleti ile İbrahim Paşa arasında 14 Mayıs 1833’de Kütahta’da imza altına alınarak antlaşma haline getirildi. Kütahya antlaşması, Mısır sorununu geçici olarak bitirmişti.

Kütahya Antlaşması, II. Mahmut ile Mehmet Ali Paşa’yı memnun etmemişti. II. Mahmut Rus tehlikesi sebebi ile Mehmet Ali Paşa’da Avrupalı devletlerin baskıları sonucunda Kütahya Antlaşması’nı kabul etmişti. İbrahim Paşa askerlerini anlaşma sınırlarına geri çekmiş olsa da her iki taraf da tekrar savaşmak için askeri hazırlıklarına başlamış bulunuyordu.

Mehmet Ali Paşa’nın askerlerinin Anadolu toraklarından çekilerek kendi bölgelerine çekilmelerinden sonra, II. Mahmut 8 Temmuz 1833’de Rusya ile yardımlarının karşılığı olarak Hünkar İskelesi antlaşmasını imzalamıştır.

Hünkar iskelesi antlaşması altı açık ve bir de gizli maddeden oluşmaktadır. Önemli maddeleri şu şekildedir:

  • Antlaşmanın tarafları bir saldırıya karşı ülkelerini ve güvenliklerini sağlamak için birbirlerine maddi ve askeri yardımda bulunacaklardır.
  • Osmanlı Devleti’nin devamını ve bağımsızlığını korumak niyetinde olan Rusya, Osmanlı Devleti’nin saldırıya uğraması veya Osmanlı Devleti’nin yardım istemesi halinde, kendisine hem karadan hem de denizden yardım sağlayacaktır.
  • Osmanlı Devleti’de aynı şekilde Rusya’ya gerektiğinde yardımda bulunacaktır.
  • Rusya bir saldırıya uğrayacak olursa, Osmanlı Devleti, Çanakkale Boğazını diğer devletlerin savaş gemilerine kapatacaktır.

Hünkâr İskelesi antlaşması, Osmanlı-Rus ilişkilerinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun Rus himayesine girmesi dönemini açmış oluyordu. İngiltere ile Fransa, Hünkâr İskelesi antlaşmasının hazırlıklarını şüphe ile görmüşlerdi.

Antlaşmanın imzalanmasını öğrenir öğrenmez antlaşmayı protesto ettiler. Bir İngiliz filosu İzmir önlerinde göründü. Bir dönem Boğazlar’ın zorlanması ve Karadeniz’deki Rus donanmasının batırılması bile düşünüldü.

Methernik olaya dahil oldu ve Rusya ile görüşmeler başlattı. Sonuç olarak Rusya, Avusturya ve Prusya ile Münchengratz antlaşmasını 18 Eylül 1833 yapıldı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun o zamanki padişah ailesinin yönetiminde kalmasına çalışacakları ve geçici şekilde de olsa, saltanatın değişmesine veya başka bir hanedanın onun yerine almasına izin vermeyeceklerini belirtiyorlar.

Gizli maddelerde ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarını ele geçirmesine izin vermeyeceklerini belirtiliyordu.

Böylece Metternich, Rusya’nın Hünkâr İskelesi Antlaşması’yla kazanmış olduğu avantajlı konumunu, bir dereceye kadar engellemiş oluyordu. Aslında gerçek şudur ki, Hünkar İskelesi Antlaşması ile Rusya Osmanlı Devleti’ni koruması altına alıyor ve boğazlarda kendisine avantaj sağlıyordu. Fakat bu avantaj çok kısa ömürlü oldu.

hünkar iskelesi antlaşması

Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanının İkinci Dönemi

Kütahya Antlaşması sonucunda ne II. Mahmut ne de Mehmet Ali Paşa tatmin olmamıştı. II. Mahmut bu antlaşmayı zorla imzalamak durumunda kalmıştı. Bu sebeble Osmanlı ordusunu tekrar düzenlemek amacı ile Prusya’lı General Moltke ve diğer subayları İstanbul’a davet etmişti.

Mehmet Ali Paşa’da Padişahın ilk bulduğu fırsatda harekete geçeceğini tahmin ettiği için ordusunu savaşa hazır durumda bulunduruyordu. İbrahim Paşa’da Mısır’ın bağımsızlığını sağlamak amacı ile diplomatik çalışmalara devam ediyordu.

Mısır’daki yönetim tarzını Suriye’de de uygulayan İbrahim Paşa, gelir elde etmek için Suriye halkının mallarına el koyduğu dönemde Suriye’de kendisine karşı isyan patlak verdi. Bu fırsattan yararlanmak için harekete geçmek isteyen II. Mahmut, Arnavutluk’ta çıkan isyan sonrası bu kararından vazgeçmek zorunda kaldı.

1839 senesinde Mısır olayları ve valiye karşı alınan peş peşe yenilgiler sonucunda oldukça üzgün ve hasta durumdaydı. Mehmet Ali Paşa olayının sonlanmasına karar vererek, 21 Haziran 1839’da Osmanlı ordusunu harekete geçirdi. İki ordu Nizip taraflarında karşı karşıya geldi ve sonuç bir kez daha Osmanlı ordusu için felaket ile sonuçlandı.

Nizip savaşı sonunda, Osmanlı askerleri binlerce askerini kaybetmek durumunda kalmıştır. 150.000 esir verildikten sonra, İbrahim Paşa’ya İstanbul yolu bir kez daha açılmış oldu.

Padişah II. Mahmut, Nizip savaşının sonucunu öğrenemeden hayatını kaybetmiş ve yerine de on altı yaşındaki büyük oğlu Abdülmecit Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkmıştır. Abdülmecid, 1861 tarihine kadar Padişahlık yapacaktır.

Abdülmecit’in tahta çıkmasından sonra Osmanlı ordusunun Nizip’de mağlup olduğunun haberi İstanbul’a bildirildi. Tekrardan yeni bir ordu oluşturmanın zamana bağlı olduğundan dolayı, ordu komutanı Hafız Paşa’ya savaş hareketlerinin durdurulması emri gönderildi.

Abdülmecit’de Mehmet Ali Paşa ile uzlaşmak arzusunda olduğu için, hükümet katiplerinden olan Akif Efendi ile bu iradesini Kahire’ye bildirdi. Akif Efendi Kahire’ye varmadan önce Ahmet Paşa komutasında bulunan Osmanlı donanmasının Mehmet Ali Paşa’ya teslim edilmek üzere yolda olduğu öğrenildi.

Ahmet Paşa’nın bu ihaneti İstanbul’da tepki ile karşılandı. Hükümet, Kahire’ye yeni bir ferman gönderdi. Buna göre, Mısır’ın babadan oğula geçmek şartı ile Mehmet Ali Paşa’ya bırakılacağı belirtildi. Bu teklif Mehmet Ali Paşa tarafından kabul edilmedi.

Mehmet Ali Paşa, ordusunun Nizip zaferini öğrendiği zaman isteklerini Osmanlı Devleti’ne kabul ettirmek için eline fırsat geçtiğini zannetmişti. Nizip zaferinin ardından II. Mahmut’un ölüm haberi ve yeni Padişahın Abdülmecit olduğunu öğrenince, İbrahim Paşa’ya Suriye sınırını geçmemesini bildirdi.

Mehmet Ali Paşa uzun zamandan beri kendisine düşmanlık besleyen Hüsrev Paşa’nın sadrazam olduğu haberini alınca ve kendisine sadece Mısır valiliğinin bırakıldığını öğrenince tekrar harekete geçme kararı aldı.

Mısır’da bulunan yabancı devletlerin konsolosları, kendisine anlayışlı ve tedbirli olmasını telkin ve Osmanlı donanmasını geri vermesini söylediler ise de Mehmet Ali Paşa bu telkinleri dinlemedi. İstanbul’a bir sürü nota içeren mektuplar gönderdi.

İstanbul hükümeti, Mehmet Ali Paşa’nın bu mektupları karşısında, tekrar bir savaşa girmektense, kendisine Mısır’dan başka Suriye’nin de verilmesini kararlaştırdı. Bu sırada ise Avrupa devletleri bu gelişmelere müdahalede bulunmaya karar verdiler.

avrupa devletleri

Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanına Avrupa Devletlerinin Müdahalesi

Mehmet Ali Paşa’nın Mısır valiliğinden sonra Suriye valiliğini de istemesi, Avrupa büyük devletlerini olaya tamamen müdahele etmelerini gerektirdi. İngiltere artık Osmanlı Devleti’ni yalnız bırakmamaya karar verdi.

Fransa’da bu olayın artık büyümesi taraftarı değildi. Fransa, Mehmet Ali Paşa’nın yanında olduğu için, her iki tarafında anlaşması yönünde görüş bildiridi. Fransa yeni bir krizin başlamasını istemiyordu.

Rusya açısından da eğer bunalım büyüyecek olursa, Hünkar iskelesi antlaşması sorununun tekrar yaratacağı sorundan endişe hissetti. Bu durumda ya anlaşma ile elde ettiği hakları kaybedecek, ya da İngiltere ile çatışmaya girecekti ki bunu istemediğini açıkladı.

Avusturya da artık 1830 ihtilalinin etkisi azalmıştı ve bundan sonra batılı devletlerin yanında yer almayı ve birlikte hareket etmeyi kararlaştırdı. Mehmet Ali Paşa sorunu için milletlerarası konferans toplanması fikrini kabul etti.

Rusya başlangıçta milletlerarası konferans fikrine pek sıcak bakmadı. Fakat batı bloğundan kopmak istemediği için, toplanacak olan konferansa katılma kararı aldı.

Bu sebebler yüzünden, beş büyük devletin İstanbul elçileri 27 Temmuz 1839’da İstanbul hükümetine ortak verdikleri notada beş devletin, Doğu sorunu hakkında aralarında anlaşmaya vardıklarını bildirdiler. Osmanlı Devleti’nin, kendi destekleri olmadan hiç bir müzakereye girmemesini de istediler.

Avrupa devletlerinin bu girişimi, Osmanlı Devleti’ne tek başına Mehmet Ali Paşa ile anlaşma yapmasının yolunu kapattı. Bu girişim ile Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin ortak vesayeti altına girmiş oldu.

Avrupa devletleri 27 Temmuz’da ortak verdiği nota ile birlikte cephe birliği oluşturuldu. Fakat bu durumda ise, Mehmet Ali Paşa sorununun nasıl çözüleceği konusunda görüş ayrılığı oluştu. Görüş ayrılığı en çok Fransa ile İngiltere arasında görüldü.

İngiltere, Mehmet Ali Paşa’nın Suriye’yi geri vermesini belirtti ise de, Fransa o tarihe kadar Mehmet Ali Paşa’nın elde ettiği kazançları korumasını ve Suriye’yi de elinden tutması yönünde ters görüş bildirdi.

Bu sırada Rusya’nın Londra Büyükelçis olan Brunnow, İngiltere’ye Mehmet Ali Paşa sorununda birlikte hareket etmeye hazır olduklarını ve Hünkar İskelesi Antlaşması da yenilemeyeceklerini söyledi. Bunun yerine Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın kapalı olmasının milletlerarası bir antlaşma ile sağlanmalıdır diye de yeni bir görüş bildirdi.

Rusya’nın yaptığı bu teklif İngiltere’de memnunluk ile karşılandı. İngiltere’nin yapmak istediğini Rusya şimdi kendisi İngiltere’ye teklif etmiş oldu. Rusya, Hünkar İskelesi Antlaşması ile elde ettiği kazançlardan vazgeçmiş oldu.Rusya’nın kazanımından vazgeçmesinin sebebi şunlardır:

  • Rusya, Hünkar İskelesi Antlaşmasına yapılan yoğun itirazlardan sonra, bu antlaşmanın pratikte uygulanmasının imkansız olduğunu görmüştür.
  • Bu antlaşmayı uygulamaya başladığı takdirde, Avrupalı devletler ile savaşı göze alması gerekecekti.
  • Rusya, Avrupa devletleri ile savaşmaya gücü yetmediğini anladığı için, İngiltere’nin yanında yer almayı ve Mehmet Ali Paşa’ya destek veren Fransa ile İngiltere’nin arasını açmalıydı.
  • Boğazlar konusunda yapmış olduğu fedakarlık karşısında da batı bloğunu parçalamak istemişti.

Rusya’nın yapmış olduğu diplomatik girişim başarılı oldu, Mehmet Ali Paşa’nın Suriye’yi almasında son derece ısrar eden Fransa’yı, İngiltere devre dışında bırakarak hareket etmeye karar verdi. Mehmet Ali Paşa sayesinde, Afrika’nın kuzeyinde büyük bir sömürge devleti kurmak isteyen Fransa, Mehmet Ali Paşa’nın topraklarını olabildiğince genişletmesini istiyordu.

Bu durum karşısında da Fransa’ya ders vermek isteyen İngiltere Rusya, Avusturya ve Prusya ile anlaşarak, Mehmet Ali Paşa sorununun çözümü için 15 Temmuz 1840’da Londra’da bir konferans düzenledi.

1840 londra konferansı

Mehmet Ali Paşa Sorunu ve 1840 Londra Konferansı

Londra’da yapılan dörtlü antlaşma, Osmanlı Devleti’ni korumak ve Mehmet Ali Paşa’yı anlaşmaya zorlamak amacı ile yapılmıştır. Londra Konferansı (Dörtlü Antlaşma), 1840’da iki belge ile kabul edilmiştir. Birinci belge antlaşma, ikinci belge ise seneddir.

Mehmet Ali Paşa sorununa ait olan problem ayrı senet ile tespit edilmiştir. Bu senete göre şu hükümler tespit edilmiştir:

  • Mısır, babadan evlada geçmek üzere, Güney Suriye ve Akkâ’da hayatta kaldığı müddetçe, Mehmet Ali Paşa’ya bırakılacak. Mehmet Ali Paşa’nın bu şartları kabul etmesi için on gün süre verilecek.
  • Mehmet Ali Paşa, yapılan bu teklifi on gün içinde kabul etmediği takdirde, ikinci bir teklif yapılacak ve bunda sadece Mısır valiliği kendisine bırakılacak. On gün içinde bu yeni teklifi de kabul etmez ise, Mısır da kendisinin elinden zorla alınacak.
  • İkinci on gün içinde, babadan oğula geçmek üzere Mısır valiliğini de kabul etmez ise, Osmanlı Devleti babadan oğula geçme şartını da geri alacak.
  • Mehmet Ali Paşa bu şartların hepsini on gün içinde kabul ettiği takdirde ise, Osmanlı Devleti’ni imza attığı bütün antlaşmalar Mısır’da da geçerli olacak ve vergilerde Osmanlı Padişahı adına toplanacak.
  • Mısır ve Mehmet Ali Paşa’ya diğer yerlerin askeri ve sivil harcamaları bu vergilerden karşılanacak.

Dör devlet arasında gizli olarak hazırlanan ve imza altına alınan Londra Konferansı’nın ilanı, Fransa kamuoyunda büyük tepki ile karşılandı. Fransız hükümeti ve genel kamuoyu Fransa’nın şerefine sürülen bu lekeyi temizlemek adına Mehmet Ali Paşa’yı yalnız bırakmama kararı aldı.

Mehmet Ali Paşa, Fransa’ya güvendiğinden dolayı, Mısır sorunun en başından beri aşırı isteklerde bulunmuştu. Dörtlü antlaşmanın imzalanmasını ve Fransa’nın da bu antlaşma karşısında aldığı savaş yanlısı tutumu görünce, antlaşmayı imzalayan devletlere karşı gelme yolunu izledi.

Mehmet Ali Paşa dörtlü antlaşmayı imzalayan devletlerin tekliflerini Fransa’ya güvenerek kabul etmedi. Bu sebeble dört devletin konsolos ve çalışanları Mısır’ı terk ettiler. Diplomatik yolla anlaşma dönemi kapanmış, sıra askeri kuvvet dönemine gelmişti.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya Karşı Savaş İlan Edilmesi

Londra Konferansı’nın imzalayan devletler, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya yürütecekleri askeri hareketleri şu şekilde belirlemişlerdir.

mısır savaşı

  • Rusya, Mehmet Ali Paşa kuvvetleri Anadolu içlerine girdikleri takdirde, İstanbul’u korumak için müdahale edecekti.
  • Prusya, donanması olmadığından dolayı, savaş hareketlerine girmeyecekti.
  • İngiltere, karada ve denizde Türkler ile işbirliği yapmayı kabul etmişti.
  • Avusturya’da, küçük bir donanma ile Osmanlı ve İngiliz donanmalarının yanında Mehmet Ali Paşa’ya savaşmayı kabul etti.

Devletlerin bu durumuna bakılınca, Rusya ve Prusya bu savaşta pasif kalıyor, Avusturya ise sembolik olarak savaşa karışıyordu. Mehmet Ali Paşa’ya karşı savaş hareketlerinin ağırlık noktasını Osmanlı Devleti ile İngiltere yüklenmiş oluyordu.

Mehmet Ali Paşa bu durum karşısında bu sefer savunmada kalmayı tercih etmek durumunda kaldı. Oğlu İbrahim Paşa, Suriye sınırı ile Suriye kıyılarını Türklerle İngilizlere karşı savunmak için askerlerini iki kısma ayırmak zoruna kaldı.

11 Ağustos 1840 tarihinde İzzet Mehmet Paşa komutasında bir askeri birlik deniz yolu ile Beyrut yakınlarından karaya çıkarıldı. Türk, İngiliz ve Avusturya savaş gemilerinden oluşan bir donanma, Beyrut taraflarına gelerek, Mısır donanmasını yakarak şehri topa tuttu.

Bir ay sonra Beyrut, Sayda ve Sur kentleri müttefiklere teslim oldu. Kasım ayında Akkâ’da kurtarıldı. Akkâ kenti, Mısır ordusunun araç ve gereçleri için en önemli lojistik noktası idi. Akkâ’nın müttefiklerin eline geçmesinden dolayı Mısr ordusu Suriye’yi terk etmek zorunda kaldı.

Mehmet Ali Paşa kuvvetlerinin çok kısa bi zamanda ve hızlı bir şekilde Suriye’yi terk etmek durumunda kalması, Fransa kamuoyunda büyük etki yaptı. Fransızlar Mehmet Ali Paşa kuvvetlerinin sıkı bir savunma savaşı yapacağını ve kendilerine yeterli savaş hazırlıkları için zaman kazandıracaklarını düşünmüşlerdi. Olaylar üzerine Fransa’da hükümet düştü.

Mehmet Ali Paşa, bundan sonra Fransa’ya güvenmenin doğru olmadığını anladı. Bu sırada Amiral Nopier komutasında bir ingiliz donanması, 25 Kasım 1840 tarihinde İskenderiye önlerine gelmiş bulunuyordu. Mehmet Ali Paşa’ya Amiral tarafından bir anlaşma tekilf edildi. Buna göre:

  • Mehmet Ali Paşa, Suriye’yi istemekten vazgeçecek.
  • Osmanlı donanmasını geri verecek
  • Babadan oğula geçme şartı ile Mısır kendisine bırakılacak.
  • Mehmet Ali Paşa bu şartları kabul etmediği takdirde, İskenderiye bombardıman edilecek.

Suriye’yi kaybetmiş olan ve oğlu İbrahim Paşa’dan da haber alamayan Mehmet Ali Paşa, yapılan bu şartları kabul etti. Bu zamandan sonra Fransa’dan da yardım bekleyemezdi.

Osmanlı Hükümeti, bu antlaşmadan memnun olmadı. İstanbul hükümeti sonuna kadar savaşa devam edilmesi taraftarıydı ve Mehmet Ali Paşa’nın yerine başka bir valinin atanmasını düşünüyordu.

İngiltere’nin ısrarları üzerine, Amiral Nopier ile Mehmet Ali Paşa arasında imzalanmış olan antlaşma kabul edildi. Bu şekilde uzun zamandan beri devam eden Osmanlı-Mısır anlaşmazlığı kesin bir şekilde sonlandırılmış oldu.

Mehmet Ali Paşa Suriye’yi kaybetmiş olmakla birlikte, öldükten sonra evlatlarına geçmek üzere Mısır’ı elde etmiş oldu. Mısır’ın tarihinde Mehmet Ali Paşa ailesinin hakları böylece kesinleşmiş oldu.

Padişah, Mehmet Ali Paşa ile ilerideki ilişkilerini “Mısır Valiliği İmtiyazı fermanı” başlığı ile tarihe geçen bir ferman ile kesinleştirdi.imtiyaz fermanı

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya Verilen İmtiyaz Fermanı

İmtiyaz Fermanı, Mehmet Ali Paşa’ya özel olarak yazılmış ve kendisinin hangi içinde Mısır’ın babadan evlada geçmek üzere kendisine bırakıldığını belirtmiştir.

Mehmet Ali Paşa’nın padişaha bağlılığı ile Osmanlı devleti için duymuş olduğu iyi niyetlere işaret edilmiş ve uzun dönemdir Mısır’daki valiliği döneminde kazandımış olduğu tecrübeler gözönünden tutularak Mısır eyaletinin kendisine aşağıdaki şartlar ile bırakıldığı açıklanmıştır.

  1. Mısır eyaletinin sınırları sadrazam tarafından mühürlenen haritada belirtilmiştir.
  2. Mısır valileri, Mehmet Ali  ailesinden, padişah tarafından seçileceklerdir. Mısır Valiliğinde sadece erkek çocuklarının hakkı bulunacaktır.
  3. Mısır valiliği boş kaldığı zaman, Mehmet Ali Paşa ailesinden en yaşlı erkek üye, vali olacaktır.
  4. Erkek varislerin olmadığı zamanlarda, kızların ve çocukların valiliğe geçmek konusunda hiçbir hakları olamyacaktır.
  5. Her ne kadar Mısır valileri bu ferman ile veraset imtiyazına sahip oluyorlarsa da, rütbe ve kıdem konusunda Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer valileri gibi eşit haklara sahip olacaklardır.
  6. Yazışmalarda diğer valiler için kullanılan unvan ve lakaplar, Mısır valileri içinde kullanılacaktır.
  7. Tanzimat Fermanı hükümleri ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancı devletler ile imzalamış olduğu antlaşmalar, Mısır için de geçerli olacak ve yürütülecektir.
  8. Mısır halkı da padişahın halkı sayıldığı için, Osmanlı devletinde kabul edilecek kurallar ve kanunlar Mısır içinde geçerli olacaktır.
  9. Vergi, padişah adına ve devlet kurallarına göre toplanacak ve bu vergiden belirli bir bölüm her sene Osmanlı Hükümetine gönderilecektir.
  10. Para, Padişah adına bastırılacaktır.
  11. Mısır’ın güvenliğini sağlamak için 18.000 kişilik erden başka asker bulundurulmayacaktır.
  12. Kara ve deniz subaylarından albaya kadar olanlar vali tarafından atanabilecek, fakat daha üst rütbeli subaylar kesinlikle padişah tarafından belirlenecek, padişahın izni olamadan savaş gemisi alınmayacak ve yapılmayacak.
  13. Yukarıda işaret eden şartlara saygı gösterilmediği takdirde, Mısır’a verilen imtiyazlar geçersiz sayılacaktır.

Bu ferman, dört devletin Londra’daki elçileri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Londra Elçisi tarafından hazırlanmıştır.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanının Sonuçları

1830’da başlayan ve ancak 1840’ta sonuçlanan Mısır isyanı, ilk başta bir iç isyan gibi gözüktü ise de, daha sonraları beş büyük Avrupa devletinin kademeli şekilde olaya karışmaları sonucu büyük bir Avrupa problemi haline gelmiştir.

  • Mehmet Ali Paşa, isyanla beraber gelişen isteklerini tam olarak elde edememiştir.
  • Adana’dan ve Suriye’den vazgeçmek zorunda kaldı, sadece Mısır’ı elde edebildi.
  • Rusya, isyanın ilk döneminde Osmanlı İmparatorluğu ile Hünkar İskelesi Antlaşması yaparak, Osmanlı devleti üzerinde himaye kurmayı sağladı ise de, daha sonra bu durum geçersiz kaldı.
  • İngiltere etkili mücadelesi ile, Mehmet Ali Paşa’nın büyük bir devlet kurması önledi ve Doğu Akdeniz’in ve Hindistan yolunun güvenliği sağladı.
  • Fransa, Mehmet Ali Paşa’nın yanında olmakla, Napolyon Bonapart döneminde Mısır’a yerleşmiş olan Fransız etkisini devam ettirmek istedi.
  • Osmanlı İmpratorluğu, uzun yıllardır devam eden Mısır probleminin sonunda, bir valinin isyanını bile önlemekten aciz olduğunu gösterdi.
  • Anadolu’nun ve İstanbul’un güvenliğini yabancı devletlerin müdahaleleri ile koruyan İmparatorluk, bundan sonra hayatta kalmasını sağlayabilmek için yabancı devletlerin yardımına başvurmak yolunu tercih etti.
Bu Yazılarıma da Göz Atmak İster Misiniz?
Yararlandığım Kaynaklar

Prof. Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi

Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Nizam-I Cedid ve Tanzimat Devirleri (1789 – 1856) 


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu