fbpx
Türk Tarihi

Mondros Mütarekesi: Osmanlı Devleti’nin Ölüm İlanı

Mondros Mütarekesi, tarihin en tartışmalı anlaşmalarından biridir ve 20. yüzyılın başlarında dünya tarihini şekillendiren en önemli olaylardan biridir. 11 Kasım 1918 tarihinde imzalanan bu anlaşma, Osmanlı Devleti’nin sonunu getirmiş ve Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesine neden olmuştur.

Ancak, imzalanmasının üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa bile, Mondros Mütarekesi günümüzdeki önemini korumaktadır. Bu yazıda, Mondros Mütarekesi’nin Türk tarihi üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz.

Mütarekeye Giden Süreç

Mondros Mütarekesi ya da Mondros Ateşkes Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan ateşkes belgesidir.

Osmanlı Devleti, 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanlarla imzalanan gizli ittifak anlaşması sonucu girdiği 1. Dünya Savaşı’nda birçok cephede savaşmak durumunda kalmıştı. Dört sene süren uzun savaş sırasında, Çanakkale cephesinde gösterilen başarılar diğer cephelerde gerçekleştirilememişti.

Özelikle, 1918 yılında cephelerde yaşanan ağır yenilgiler, Osmanlı Devleti’nin sona doğru yaklaştığını açık şekilde ortaya koyuyordu. Nitekim, oldukça uzun süren ve Türk milletinde derin izler bırakan bu savaş; herkeste bir karamsarlık yaratmıştı.

Sosyal ve ekonomik yaşamda olduğu kadar, diğer alanlarda da olumsuz şartlar kendini tüm anlamıyla hissettirmeye başlamıştı. Savaşı sonuna kadar hisseden halk kesimi gibi, ülkenin ileri gelen aydınları, idarecileri ve askerler de artık barışın yapılmasını istedikleri bir zamanda Mondros Mütarekesinin imzalanması gündeme gelmişti.

Mondros Mütarekesinden sonra Osmanlı sınırları

Mondros Mütarekesi Nedir?

Birinci Dünya Savaşı’nın son dönemine doğru İttifak Devletleri’nin askeri durumu bozulmaya başlamıştır. Cephelerde üst üste mağlubiyetler alan İttifak Devletleri, İtilaf Devletleri ile ateşkes yapmaktan başka yolları kalmadığını görüşmüşlerdir.

İlk önce bu konuyu kendi aralarında görüşmüşlerdir. Zaten Avusturya-Macaristan’nın da dayanacak gücü kalmamıştır. Bulgaristan ve Osmanlı Devleti’nin durumu da bundan farksızdır. Fakat Almanya, hemen barış istemek yerine düşman saldırılarının bitişinin beklenmesini daha uygun bulmuştur.

Böylece İtilaf Devletleri ile daha iyi şartlarda barış görüşmelerine geçilmesi düşünülmüştür. Ancak Avusturya-Macaristan acele davranmış ve 14 Eylül 1918’de İtilaf Devletleri’ne barış yapılması için müracat etmiştir.

Bulgaristan’da 25 Eylül 1918 tarihinde ateşkes istemiş ve 29 Eylül 1918’de imzaladığı Selanik Mütarekesi ile savaştan çekilmiştir. Bulgarların savaş dışında kalması, özellikle Osmanlı Devleti’ni olumsuz yönde etkilemiştir.

Güney ve Doğu Cephelerine paralel bir de Trakya Cephesi açılmıştır. Askeri çöküş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu siyasi krize sürüklemiştir. Bu devlet, Ekim’in ikinci yarısında dağılmıştır. Bu koşullar altında Avusturya, 3 Kasım’da Villa Giusti Mütarekesi’ni imzalamıştır.

Almanya’nın askeri durumu gün geçtikçe daha kötüye giderken ateşkesin gerçekleşmemesi bu ülkeyi iç krize sürüklemiştir. Sosyalist ayaklanmalar başlamıştır. 11 Kasım’da Almanya ile İtilaf Devletleri arasında Rethondes Mütarekesi imzalanmıştır.

Müttefiklerin ateşkes arayışları ve görüşmeleri sırasında Osmanlı Devleti’de aynı şekilde girişimlerini başlatmış ve 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalamıştır.

Mondros Mütarekesi Ne Zaman İmzalandı

1918 yılı Osmanlı ordularının hemen hemen tüm cephelerde çözülmeye başladığı bir dönemin başlangıcı oldu. Kafkas İslam Ordularının ateşkesin imzalanmasından kısa bir süre önce gösterdikleri başarıya rağmen, diğer cephelerde bulunan ordular geri çekilmeye başlamıştı.

Dönemin Sadrazamı Ahmet İzzet Paşa’nın açıklamalarına göre, bu durum mütarekenin imzalanmasını kaçınılmaz duruma getirmişti.

Büyük zorluklara rağmen, cephelerde direnen Osmanlı Devleti, Filistin cephesinin yanında, diğer cephelerde de ortaya çıkan çözülmenin ardıdan, 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalamak durumunda kalmıştır.

mondros antlaşmasının imzalandığı agamemnon gemisi
Birinci Dünya Savaşı sırasında Akdeniz’de görev yapan ön Dretnot savaş gemisi HMS AGAMEMNON. © IWM Q 38055

Mondros Mütarekesi Kimler Arasında İmzalandı

Osmanlı Devleti, Almanya’nın hemen ardından, 6 Ekim’de İspanya aracılığı ile A.B.D Başkanı Wilson’a ateşkes içim başvurmuşsa da uzun zaman cevap alamamıştır. Bu başvurdan iki gün sonra Talat Paşa başkanlığındaki hükümet çekilmiştir.

Hükümete Ahmet İzzet Paşa getirilmiştir. Bu hükümet 14 Ekim 1918’de görevine başlamıştır. Yeni kurulan hükümetin ilk çalışması, mütareke için girişimleri sürdürmek olmuştur. İngiliz Generali Townshend aracılığı ile İngilizlerle temasa geçilmiştir.

Ahmet İzzet Paşa, 19 Ekim 1918’de hükümetin programını okurken, Wilson prensipleri doğrultusunda bir anlaşma yapılmasından yana olduklarını bildirmiştir. Osmanlı Hükümeti bunun yanında ateşkes girişimleri ile ilgili olarak İstanbul’da bulunan müttefik elçilerini bilgilendirmiştir.

Townshend’in aracı olması ile yapılan ateşkes teklifi İngilizler tarafından hemen kabul edilmiştir. İngiliz Amiral Calthorpe, Osmanlı Devleti’ne çektiği telgrafla ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere Mondros’a acil bir heyet gönderilmesini istemiştir.

Böylelikle Mondros Mütarekesi, Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri adına İngilizlerle 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanmıştır. 

osmanlı sadrazamı talat paşa
Osmanlı Devletin savaşta yenilgiye uğraması üzerine 8 Ekim 1918’de sadrazamlıktan istifa eden Talat Paşa

Mondros Mütarekesini İmzalayan Hükümet

Savaşın tüm sorumluluğunu üzerine almış olan iktidar partisi ve onun lideri Talat Paşa, Ekim 1918 başlarında görevinden ayrılmış ve yerini bağımsız bir kişi olan Ahmet İzzet Paşa’ya bırakmıştı. Sadrazamlığa getirilen Ahmet İzzet Paşa ve hükümeti 14 Ekim’de görevine başlamıştı.

Ahmet İzzet Paşa çoğunluğu İttihatçılardan oluşan bir hükümet meydana getirmiştir. İzzet Paşa hükümetinin ilk çalışması, devam eden ateşkes görüşmelerini sürdürmek olmuştur. Osmanlı Devleti’nin ölüm fermanı olan Mondros Mütarekesi, Ahmet İzzet Paşa’nın Sadrazam olarak görevde bulunduğu tarihte imzalanmıştır.

rauf paşa (soldan ikinci sırada)
Sivas Kongresi sırasında Rauf Orbay (soldan ikinci sırada)

Mondros Mütarekesini İmzalayan Heyet Giden

Padişah Vahdettin, Mondros Mütarekesi için gönderilecek heyetin başına Damat Ferit Paşa’nın getirilmesini istemiştir. Aslında hükümet, Nurettin Paşa başkanlığında bir kurulun gönderilmesini kararlaştırmış bulunuyordu.

Kabine üyeleri Damat Ferit Paşa’nın Mondros görüşmelerine katılmasına karşı çıktığından dolayı istifa etmeyi göze almıştır. Bunun üzerine padişah, Damat Ferit Paşa’yı Mondros görüşmelerine katılması ısrarından vazgeçmiştir.

Osmanlı Hükümeti’de Rauf Bey başkanlığında Dışişleri Müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve Yarbay Sadullah Beyler’den oluşan bir heyet kurarak Mondros’a göndermiştir. Mondros Mütarekesi için görevlendirilen heyete 8 maddelik bir talimat verilmiş ve görüşmelerde bunun temel alınması gerektiği istenmiştir.

Rauf Bey başkanlığında Mondros Mütarekesi için görevlendirilen heyet, 26 Ekim 1918 akşamı Mondros’a ulaşmıştır.  

Mondros Mütarekesi'ni imzalamaya giden Osmanlı Heyeti

Osmanlı Delegelerine Hükümet Tarafından Verilen Mütareke Talimatı

Hükümetin mütareke görüşmelerinde izlenecek yol için delegeler vermiş olduğu talimatın içeriği aşağıdaki gibidir.

  • Mütareke süresince Boğazlar İtilaf’ın savaş ve ticaret gemilerine açık olacak, fakat Yunan savaş gemileri Boğazlara giremeyecek. Boğazların istihkamları Osmanlı askeri tarafından muhafaza edilecek. Şiddetli ısrar olursa belirli sayıda kontrol subayı, barış olduğunda Boğazlar’dan ayrılmak şartıyla buralarda bulunabilecek ve savaş gemileri iki boğaz arasında iki günden fazla kalamayacaklardı.
  • Esas itibariyle askerlerin terhis teklifi kabul edilecek. İç güvenliği korumak için barış zamanındaki sayıyı aşmayacak ölçüde asker terhisi kabul edilecek.
  • Mütarekenin imzalamasıyla birlikte ateşkes sınırları aşılmayacak. Hükümet idaresine hiçbir şekilde müdahale kabul edilmeyecek. Ülkenin hiçbir noktasına yabancı asker çıkarılmayacak.
  • Karadeniz’de Almanların “geri taarruzlarına” ve deniz yollarını tehdit etmelerine karşı savunma Osmanlılara ait olacak, İngilizler bu savunmayı sadece teftiş hakkına sahip olabilecek.
  • Mütarekeden sonra ticaret ve gemi serbestisinin kesin olarak kabul edileceği, ithalatın da hızlandırılması teklif edilecek.
  • Ateşkesten sonra Almanya’nın Osmanlı’ya borç vermesi devam edemeyeceğinden dolayı para yardımı istenecek.
  • Milli namusu incitecek istekler asla kabul edilmeyecek. Almanya ve Avusturya-Macaristan resmi görevlilerinin ülkeden ayrılmaları için en az iki ay süre verilecek. Bu ülkelerin vatandaşlarının geri gönderilmesi ise kabul edilmeyecekti; çünkü Almanya ve Avusturya-Macaristan’da, çoğu öğrenci olan, belki 15-20 bini geçen Osmanlı vatandaşı vardı. Bunların “şu sırada” dönmeleri kesinlikle mümkün değildi.
general franchet d'esperey 8 şubat 1919 istanbula gelişi
General Franchet d’Esperey, 8 Şubat 1919’da İstanbul’a geldiği zaman. © IWM Q 13948

Mondros Mütarekesi Maddeleri

  • Çanakkale ve Karadeniz Boğazları’nın açılması, Karadeniz’e geçişin sağlanması ve Karadeniz ve Çanakkale Boğazları istihkamlarının Müttefikler tarafından işgalini sağlanacaktır.
  • Türk sularındaki tüm mayınlar ile mayın mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunların taranması için yardım edilecektir.
  • Karadeniz’deki mayınlar hakkında bilgi verilecektir.
  • Müttefiklerin bütün esirleri ile Ermeni esirleri şartsız olarak İstanbul’da serbest bırakılacaktır.
  • Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışında, Osmanlı ordusu hemen terhis edilecektir.
  • Osmanlı donanma gemileri teslim edilip gösterilecek Osmanlı limanlarında bulundurulacaktır.
  • İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik bir noktasını işgal etme hakkına sahip olacaklardır.
  • Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri faydalanacaklar ve Osmanlı ticaret gemileri müttefiklerin hizmetinde bulunacaktır.
  • İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki tüm araçlardan faydalanacaklardır.
  • Toros Tünelleri Müttefikler tarafından işgal edilecektir.
  • İran içlerinde, Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri işgal ettikleri noktalardan geri çekilecektir.
  • Osmanlı Hükümeti’nin haberleşmesi dışında, tüm telsiz telgraf ve kablo istasyonlarının kontrolü İtilaf Devletleri’ne geçecektir.
  • Ticari, askeri ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahrip edilmesi engellenecektir.
  • İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den sağlayacaktır.
  • Bütün demiryolları İtilaf Devletleri’nin subayları tarafından kontrol altına alınacaktır.
  • Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’ta bulunan kuvvetler en kısa sürede Müttefiklere teslim olacaklardır.
  • Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaklardır.
  • Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında buluna limanlar İtalyanlar’a teslim edilecektir.
  • Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyrukluları bir ay içinde Türk topraklarını terk edeceklerdir.
  • Terhis edilecek askerlerin, taşıtlarıyla birlikte, araç ve gereçlerinin kullanılış biçimi konusunda verilecek emirlere uyulacaktır.
  • Müttefiklerin menfaatini korumak için Türk Donatım (iaşe) Bakanlığına bir Müttefik temsilcisi atanacaktır.
  • Osmanlı savaş esirleri, İtilaf Devletleri emrinde tutulacaktır.
  • Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle tüm ilişkilerini koparacaktır.
  • Altı vilayet adı verilen yerlerde bir karışıklık olursa, bu yerlerin bir bölümünün işgali hakkını İtilaf Devletleri gerçekleştirecektir.
mondros mütarekesi 7. madde
Mondros mütarekesi 7. madde

Mondros Mütarekesi 7. Madde

İtilaf Devletleri, ateşkes antlaşması hükümlerine -özellikle 7. maddeye- dayanarak 1 Kasım 1918 tarihinden itibaren Musul, İskenderun ile İstanbul ve Çanakkale Boğazları ve daha sonra Trakya ve Anadolu’nun çeşitli yerlerini işgal ettiler.

Mondros Mütarekesi’nin maddeleri askerler arasında büyük tepkilere yol açmıştır. En fazla dikkati çeken taraf, İtilaf Devletleri’nin 7. maddeye dayanarak istedikleri bölgeyi işgal edecekleri gerçeği idi. Bu maddeye göre, galip devletler diledikleri noktaları işgal edebileceklerdi.

Mondros Mütarekesi İle İlgili Gizli Hükümler

İlk üç maddenin kabul edilmesinin ardından, Amiral Calthorpe istihkamlarda Türk askerinin bulunması konusunda hükümetine yazı göndereceğini açıklar.

Bunun üzerine Rauf Orbay, kendisine verilmek üzere bir mektupla bu konuda söz vermesini ister. Amiral de bu talep karşısında, gizli kalmasına son derece dikkat edeceğinize söz verirseniz mektup verebilceğini belirtir. Sonuç olarak mektubun sadece Padişah ve Sadrazama gösterilemesine karar verilir.

Hem birinci madde hem de 7. maddenin görüşülmesi sırasında İstanbul’un işgal edilmeyeceğinin ateşkese eklenmesinde Osmanlı Heyetinin ısrarı üzerine Amiral Calthorpe bir açıklama yapar.

Bu açıklamasında Yunan gemilerinin İzmir gibi İstanbul’a da gönderilmeyeceği düşüncesinde olduğunu, fakat “İstanbul işgal edilmeyecektir” şeklinde bir madde eklenmesini hükümetinden isteyemeyeceğini söyler.

Bu tartışmaların sonucu ateşkes metinde Osmanlı delegelerinin isteklerine uyularak yapılmasına yakınlaşılmamış değişiklikler için, delegelere iki belge verilmiştir.

Bunlardan birincisi Amiral Calthorpe’un Rauf Orbay’a vermiş olduğu 30 Ekim 1918 tarihli gizli mektuptur. Verilen mektubun Padişaha ve Sadrazam dışında kimseye gösterilmeme şartı konulmuştur. Mektup şu şekildedir:

Ekselans, Türkiye ile Müttefikler arasında imzalanmış bulunan ateşkes şartlarının birinci maddesine göre, Britanya Hükümetince sizi temine yetkili kılınmış bulunuyorum ki, Çanakkale ve İstanbul’daki Boğazlar müstahkem bölgelerin işgalinde sadece İngiliz ve Fransız askerleri kullanılacaktır. Müstahkem bölgeler işgal edildiğinde, buralarda çok küçük sayıda Türk askerlerinin kalması konusunu kendi hükümetime şiddetle tavsiye ettim. Hiçbir Yunan askerinin, bugünkü şartlar altında İstanbul veya İzmir’e girmemesinin temini konusunda şahsınızın ısrarlı talepleri de bildirilerek, bunun, bana açıkladığınız şekilde nedenlerini anlattım… Türk Hükümetinin güvenliği ve Müttefiklerin şahıs ve menfaatlerini korumakta zora düşmesi gibi zorlayıcı sebebler ortaya çıkmadıkça İstanbul’un işgal edilmesinin söz konusu olmaması şeklindeki kesin talebinizden de hükümetimi haberdar ettim. İngiliz Akdeniz Kuvvetleri Kumandanı

Mondros Mütarekesi Sonucu İşgale Uğrayan Yerler

Mütarekenin imzalandığı sırada Türk kuvvetleri Irak ve Suriye Cepheleri’nde İngilizler ile karşı karşıya bulunuyordu. Irak Cephesi’nde bulunan Ali İhsan Paşa’nın önerdiği mütareke hattı İngilizler tarafından kabul edilmemiştir.

[box type=”note” align=”” class=”” width=””]Ali İhsan Paşa 2 Mart 1919’da İngilizler tarafından tutuklanacak ve İstanbul’dan alınıp Malta’ya götürülecektir.[/box]

İngiliz komutanı General Marshall, Türk kuvvetlerinin Musul’u dışarıda bırakacak bir hattın kuzeyine çekilmelerini istemiştir. İki komutan arasında görüşmeler yapılmıştır. Tartışma konusu, Musul’un Irak’tan sayılıp sayılmayacağı olmuştur.

Sonuçta İngilizlerin isteği ağır basmış ve Musul boşaltılarak İngilizlere teslim edilmiştir. İngilizler Suriye Cephesi’nde de hareket halinde idiler. Bu cephenin komutanı Mustafa Kemal Paşa, İngilizleri Katma hattında durdurmayı başarmıştır.

Bunun ardından bu cephede sessizlik olmuş ve mütarekenin imzalandığı zamanda çatışmalar durmuştur. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İngilizler, İskenderun’u işgal edeceklerini bildirmişlerdir.

Mustafa Kemal Paşa, İskenderun’a yapılacak olan İngiliz işgaline karşı silahla karşı koyma kararı verdiyse de komutanlığına son verildiğinden İstanbul’a çağırılmıştır. Bundan sonra da İngilizler İskenderun’u işgal etmişlerdir. 

Doğu Cephesi’nde Türk kuvvetleri, savaşın sonlarına doğru üstün başarılar elde etmişlerdir. Mondros Mütarekesi’nin 11. maddesi, Türkiye’yi Üç Sancak’ı boşaltmak zorunda bırakmıştır. 9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa, boşatılan bölgelerde yerel şura hükümetlerinin kurulmasına öncülük etmişse de, Türk ordusunun çekilmesinin ardından Batum, Kars ve Ardahan işgal edilmiştir. 

İngilizler bunun ardından bu bölgede yönetimi Ermeni ve Gürcülere bırakarak çekilmişlerdir. İstanbul ve Trakya bölgesinde mütarekenin imzalanmasından sonra bir işgal olmamışsa da bölge kontrol altına alınmış, Boğaz istihkamları işgal edilmiştir.

meclisi mebusan
Meclis-i Mebusan’da yapılan görüşmeler

Mondros Mütarekesi Sonucu Kurulan Milli Cemiyetler

Ateşkesin ilk uygulama şekli, İşgalci devletlerin Türkiye üzerindeki gerçek niyetlerini ortaya çıkarmıştır. Mondros Mütareke dönemi uzadıkça, işgal sahaları genişlemiş ve yurt her geçen süre daha zor şartlar altında kalmıştır.

İstanbul’da hükümetin işgaller karşısında istenilen tepkiyi vermemesi karşısında Türk Milleti, teşkilatlanmaya giderek çalışmalarına başlamıştır. Bunun içinde çeşitli isimler adı altında askeri ve siyasi kurumlarını oluşturmaya çalışmıştır. Bu kurumlar şunlardır:

  • Müdafaa-i Hukuk
  • Muhafaza-ı Hukuk
  • Heyet-i Osmaniye
  • Reddi İlhak
  • Kuvayi Milliye

Kongreler, mitingler, protesto telgrafları ve bu amaç altında her çeşit çalışma Müdafaa-i Hukuk’a dahildir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, ülkenin geleceğine sahip çıkma çalışması içindedir. Bu cemiyetler ilk olarak işgale uğraması muhtemel bölgelerde meydana gelip çalışırken, daha sonra tüm ülkeye yayılmıştır.

Hemen her bölgede bu oluşum kendisini göstermiştir. Başlıca Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri şunlardır:

Ayrıca İstanbul’da da birtakım örgütler kurulmuştur. Bu örgütler, İstanbul’da gizli şekilde yürüttükleri çalışmaları ile Anadolu’ya cephane, asker, mühimmat ve moral sağlamışlardır. Bu örgütler şunlardır:

“Osmanlı Devleti’nin bu ateşkes ile kendisini hiçbir şarta bağlı olmadan teslim etmeye onay vermiş değil, düşmanların ülkeyi işgal etmesi için onlara yardım ve söz vermiştir. Bu beni çok derin düşüncelere sürükledi. İstedim ki İstanbul Hükümetini biraz aydınlatayım. Buna çalıştığımı zannederim.Fakat bu zemin üzerinde iki çeşit düşünce ve anlayış ortaya çıktı…” Mustafa Kemal Paşa

istanbulun işgalinde fransız general franchet d’esperey
Korgeneral Sir H. F. M. Wilson, 8 Şubat 1919’da İstanbul’a vardığında General Franchet d’Esperey’i selamlarken. © IWM Q 13945

Mondros Mütarekesi ve Sonuçları

Mondros Mütarekesi artık Osmanlı Devleti’nin altı yüzyıllık tarihinin sonuna gelindiğinin işaretiydi. Böylesine bir felakete yol açanların bunun siyasi sonuçlarını ödemeleri kaçınılmazdı.

İkinci Meşrutiyet’in ilanından bu yana iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Partisi, 1 Kasım 1918’de son kongresini İstanbul’da toplamıştır. Kongrenin son günü partinin kaptılması ve Teceddüd adında yeni bir partinin kurulması oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Osmanlı Devleti tarihinde sonun başlangıcı olarak kabul edilebilecek olan Mondros Mütarekesi ülkede çok farklı şekillerde yorumlanmıştı. Saray ve Ahmed İzzet Paşa hükümeti, Mondros Mütarekesi’nin imzalanışını ülkenin geleceği bakımından olumlu bir adım olarak görüyordu.

Mondros Mütarekesi bazı sivillerde ve askerlerde ülkenin geleceği bakımından büyük karamsarlık meydana getirmişti. Özellikle 7 ve 24. maddeler, İtilaf devletlerinin emperyalist niyetlerini kullanacakları tehlikeli birer araç olarak yorumlanmıştı.

Nitekim mütarekenin imzalanmasından yalnızca birkaç gün sonra İngiliz kuvvetlerinin 7. maddeye dayanarak Musul’u işgal etmesi kuşkuların hiç de yersiz olmadığını göstermiştir. Kasım 1918’den itibaren İtilaf devletleri, 7 ve 24. maddelere dayanarak ülkenin her tarafında işgal hareketlerine başladılar.

Bütün bu gelişmeler, Türk milletinin Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde birleşerek bir Kurtuluş Savaşı vermesine ve en sonunda bağımsız bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasına yol açmıştır.

[box type=”note” align=”” class=”” width=””]YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR:[/box]


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu