fbpx
Türk Tarihi

Ateşkes Döneminde Kurulan Karakol Cemiyeti

Karakol Cemiyeti, işgal altındaki İstanbul’da Milli Mücadele’ye düşman kuruluş ve faaliyetleri karşısında, Milli Mücadeleyi destekleyen en önemli gizli gruplardan birisidir.

İstanbul’da 13 Kasım 1919’da kurulduğu kaydedilen Karakol Cemiyeti’nin kuruluş tarihinin 1918 Ekim ayına sonu veya Kasım başlarına kadar gittiği anlaşılmaktadır.

Karakol Cemiyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin lidersiz kalan üyeleri tarafından gizli bir direniş grubu kurulmuştur. Ardından Anadolu’da başlatılan Milli Mücadele’yi destekleyen gizli bir kuruluşa dönüşücektir.

Türkiye’yi Birinci Dünya Savaşı’na sokan İttihat ve Terakki’nin ileri gelenleri Talat Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa ile arkadaşları Dr. Nazım, Bedri, Bahattin Şakir, Azmi beyler, Alman U-170 denizaltısı ile İstanbul’dan Odesa yönüne hareket ettiler.
kara vasıf bey
Karakol Cemiyeti kurucularından ve liderlerinden Kara Vasıf Bey.

Karakol Cemiyeti’nin Kurucuları

Birinci Dünya Savaşı’nın son ayları içinde, Kuruçeşme’deki Enver Paşa Yalısı’nda, ünlü İttihatçılardan Kara Kemal ülkeyi terk etmek üzere olan Talat Paşa’dan bir emir alır.

Kara Kemal, kendisi gibi eski İttihatçılardan Kurmay Albay Kara Vasıf Bey’i evine davet ederek Talat Paşa’dan almış olduğu emri açıklar. Buna göre İttihatçılığın devam edebilmesi için gizli bir şekilde birbirlerine bağlanmaları ve parola kabul etmeleri gerekir.

İngilizler, Ermeni sürgününe adı karışmış bulunan İttihatçıları tutuklamaktadırlar. Biz varlığımızı ancak bir teşkilatla korumak zorundayız. İttihatçılığa sonuna kadar devam edecekler, gizli bir kuruluşla birbirine bağlanmalı ve bir parola kabul ederek birbirlerini tanımalıdırlar. Paşa ile aramızda “KARAKOL” kelimesi kararlaştırılmıştı. Bu ad, her ikimizin isimlerinin başında “KARA” lakablarımızla ortak bulunmaktadır. Bu parolayı (K.G) diye kısaltırsak, hem Talat Paşa’nın dediği olur, hem de ikimizin işaretini taşımış olur. Kara Kemal

Böylece, Kara Kemal ve Kara Vasıf’ın isimleri başında ortak bulunan “Kara” lakabını da taşıyan bu “KARAKOL” adı, ilk kurucuları tarafından da kabul edilmiştir.

1935 tarihinde Baha Said. Bey’in aktardığı bilgiye göre, Milli Mücadeleyi desteklemek amacıyla faaliyete geçen Karakol Cemiyeti’nin ilk kurucuları şu üç kişiden oluşmaktadır:

  • Kurmay Albay Kara Vasıf Bey
  • Dava vekili Refik İsmail Bey
  • Emekli Yüzbaşı Baha Said Bey
resne fotoğrafhanesi
Resne Fotoğrafhanesi, Cağaloğlu

Karakol Cemiyeti Nerede Kurulmuştur

Kuruluş merkezi de, İstanbul’da Babıali Caddesi Resne Fotoğrafhanesi’nde Baha Said Bey’e ait olan yazıhanedir.

Baha Said Bey’in o tarihlerde yapmış olduğu açıklamaya göre, Kara Vasıf Bey, daha sonra gene eski İttihatçıları da kurucu olarak teşkilata alarak “Yediler” olarak bilinen ilk faaliyet grubunu kurmuştur. Yediler Grubunun içinde bulunanlar şu kişilerden meydana gelmektedir:

  1. Kara Vasıf Bey
  2. Refik İsmail Bey
  3. Baha Said Bey
  4. Kel Ali (Ali Çetinkaya)
  5. Yenibahçeli Şükrü
  6. Çerkes Reşit
  7. Sevkiyatçı Rıza Bey

Daha sonra bu gruba, Albay Galatalı Şevket, Yarbay Kemaleddin Sami, Albay Edhem Servet Boral ve Piyade Yarbayı Rıza (Japon Rıza) Beyler de katılmıştır. Sonuç olarak Karakol Cemiyeti’nin 11 kişilik ilk merkez heyeti oluşmuş ve grubun (K.G) rumuzlu bir de mührünü kazıtmışlardır.

karakol cemiyeti başkanı ve arkadaşları
Karakol cemiyeti başkanı ve arkadaşları

Karakol Cemiyeti’nin Amacı

Cemiyetin en büyük tek amacı, Milli Mücadele’ye destek vermektir. Bu amaç uğrunda Osmanlı Devleti’nden sağlanan mühimmatların Anadolu’daki cephelere ve direnişçilere ulaştırılması için çalışılmıştır.

Harbiye Dairesi Başkanı Albay Ömer Lütfi (Yenibahçeli) ve Silah Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Naim Cevat Bey’in vatanseverce hizmetleri olmuştur.

İstanbul halkının memur ve hizmetlilerinin fedakarca gayret ve çabaları sayesinde İngilizlerin kontrolü altında bulunan depolardan çeşitli askeri eşyalar Anadolu’ya taşınmıştır.

Çeşitli tarihlerde İstanbul’dan Anadolu’ya geçirilen silah ve mühimmatların sayısı ve cinsi şu şekildedir:

  • 56.000 mekanizma
  • 320 makineli tüfek
  • 1500 tüfek
  • 2000 sandık cephane
  • 10.000 takım elbise
  • 100.000 gem, nal ve çivi
  • 15.000 matara
  • 1000 tona yakın malzeme ve muhtelif askeri eşya
Zonguldak tüccarlarının kiralamış oldukları Fransız bandıralı vapurları ile İstanbul’dan İnebolu’ya ve Samsun’a yapılan çeşitli seferlerde birçok mühimmat ve askeri eşya sevk ve nakil olmuştur. Bu sevkiyatların yapılamasında görev alan Deniz Yüzbaşılığından emekli Gelibolulu Mehmet Kaptan ile emekli İsmail Hakkı Kaptan’ın ve Beykozlu Adil, Rizeli Tevetoğlu Ali Dursun Kaptan gibi birçok vatansever bulunmaktadır.

Karakol Cemiyeti, sadece cepheye silah ve mühimmat temin etmekle kalınmamış cephe gerisine istihbaratın sağlanmasında da önemli rol almıştır.

Bu Yazımı da Okumak İster Misiniz: Milli Mücadelede Akbaş Cephaneliği Baskını

Milli Mücadele’ye düşman İşgal Kuvvetleri ile Damat Ferit Hükümeti ve suç ortaklarının, İngiliz Muhipleri Cemiyeti gibi kuruluşların plan ve çalışmaları günü gününe Mustafa Kemal ve arkadaşlarına gönderilmiştir.

Karakol Cemiyeti’nin Milli Mücadele döneminde gerçekleştirmeye çalıştığı en önemli faaliyeti şu şekildedir:

  • Milli Mücadele’ye, düşman işgali altında bulunan İstanbul’dan Anadolu’ya silah, cephane ve mücadelecilerin kaçırılması.
  • İstanbul ve Anadolu arasında düzenli olarak haber akışının (istihbarat) sağlanması.
karakol cemiyeti üyeleri
Karakol Cemiyeti üyeleri

Karakol Cemiyeti Yararlı Bir Cemiyet Mi?

Milli Mücadele yıllarındaki kuruluşlar, gizli olan ve olmayan olarak sınıflandırılacağı gibi; yararlı ve zararlı olanlar diye de ikiye ayrılabilir.

Bu cemiyetlerin bir kısmı, Milli Mücadele’yi oluşturan, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını destekleyen, zaferin elde edilmesinde büyük yardımları olan kuruluşlardır.

Bir kısmı da, Milli Mücadele’ye karşı, işgalcilerin parayla satın alınarak yönetilen; Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına düşman olan zararlı olan kuruluşlardır.

Cemiyetlerin çoğunun kuruluş yeri ve merkezi İstanbul’dadır. Bunların bazıları İstanbul’un çeşitli semtlerinde şubelere de sahip bulunmaktadır. Bu kuruluşların bir kısmının Anadolu’da da şubeleri açılmıştır.

Milli Mücadele dönemindeki kuruluşların en önemli görülenleri, ülkemizi işgale kalkışan Avrupalı sömürgecilere karşı ayaklanan Türk milletinin, Anadolu ve Trakya’nın her tarafında oluşturdukları Müdafa-i Hukuk milli direniş örgütleridir.

Bu milli kuruluşlardan, işgal altında bulunan İstanbul’da faaliyet gösterenlerin başında Karakol Cemiyeti gelmektedir.

Milli Mücadele’ye düşman unsurların yanında İstanbul’da Milli Mücadele’ye destek olan, gizli ve gayet geniş örgütlenmiş olan cemiyetler de bulunmuştur. Karakol Cemiyeti, Mim Mim Grubu, İstanbul Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti gibi oluşumlar bu gerçek durumun canlı delilidir. Gerçekten İstanbul, resmi Osmanlı Hükümeti’ne rağmen, Anadolu’nun malzeme ve personel ihtiyacı bakımından en etkili ve verimli kaynağını oluşmuşturdur. Tarık Zafer Tunaya

karakol cemiyeti üyeleri

Karakol Cemiyeti Programı

  • İnsan mutluluğunu sağlamak, bağımsızlığı ve milli hukuku elde ederek vatanın tamamını savunmaya çalışan bir cemiyet vardır. İsmi “Karakol” dur.
  • Karakol’un amacı, milletlere hürriyet ve doğal haklarını ve gelişme serbestliklerini temin ettirmek ve vicdani inanç ve vatanın haklarına ve menfaatlerine muhalif, her çeşit istibdadı kurmak esası dairesinde çalışan bütün hükümetler ve cemaatler ile birlikte çalışmaktadır.
  • Karakol yardımını, insalık aleminin en soylusu bulunan barışsever heyetlerin ve genel sosyal ve işçi gruplarının uluslararası yardımları, Türk ve Müslüman aleminin kalbinden ve amacını kabul eden her kişi ve topluluğun yardımlarından alır.
  • İçerideki faaliyeti, devletin ve milletin milli birliğini sağlamak. Hürriyeti boğan, her hakkı ezen ve sadece kuvvet ve menfaat önünde eğilen despotlara karşı silaha sarılacak ve kırılmaz bir gayret ile yumruğunu sallayacak, hür ölecek ama esir yaşamayacak.
  • Karakol’un dışarıdaki faaliyeti, ikinci maddede adı geçen insanlık ilkesine örnek ve uygun hareket eden bütün dış kuvvetler ile işbirliği içinde hareket ederek mevcut oluşumlara yardım eder ve onlardan da karşılıklı yardım bekler.
Tüzük ve programı, Kara Vasıf Bey tarafından kaleme alınmış Karakol Cemiyeti, İstanbul ve Anadolu’daki Milli Mücadeleciler arasında bağlantı sağlamak için, Kocaeli bölgesinde bir Menzil Teşkilatı kurmuştur. Bu Menzil Komutanlığı’na da, Karakol Merkez Heyeti tarafından, daha önce Maltepe Atış Okulu Müdürü olan Yenibahçeli Şükrü Bey atanmıştır. Bu şekilde Anadolu’ya geçecek olan kişilerin işleri kolaylaştırılacaktı.
Bu Yazımı da Okumak İster Misiniz: Telgrafçı Hamdi Bey (Ahmet Hamdi Martonaltı)

mustafa kemal paşa ve karakol cemiyeti

Karakol Cemiyeti Ve Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa’nın önemli özelliklerinden birisi de, çevresindeki kişi, topluluk ve kuruluşların mücadeleye zararlı olmaya başladıkları anda, bunu kontrol altına almasını ve gerektiğinde de saf dışı bırakmasıdır.

Karakol Cemiyeti, kurulduğu Kasım 1918’den kapandığı 1920 Nisan ayına kadar, milli mücadelenin en başından, zafere erişmesine kadar vatansever bir düşünce ile hareket etmiştir.

Bunun yanında bazı üyelerinin yanlış tutum ve faaliyetleriyle zararlı işler yapmaya başlaması üzerine cemiyet kapatılarak Müdafaa-i Milliye Teşkilatı’na katılmış ve Mim Mim Grublarına dönüştürülmüştür.

Mili Mücadele’nin lideri Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da mevcut teşkilatımız diye söz ettiği  ve kendi arkadaşları tarafından kurulmuş olan bu gizli milli cemiyetin varlığını biliyor, destek ve çalışmalarını da yakından takip ediyordu.

Karakol Cemiyeti’ne katılmamış olan Mustafa Kemal Paşa, bu cemiyetin hayali ordusundan, bu ordunun hayali komutanından ve hayali Genelkurmayından rahatsızlık duyduğunu açıklamıştır.

Milli Mücadeleciler arasında bu durumun şüphe uyandırması ve cemiyetin kurucularından Baha Said Bey’in 11 Ocak 1920’de Bolşeviklerle bir anlaşma imzalaması sonucu sabırlar tükenmiştir.

Yanlış yorumlara yol açan ve zararlı sonuçlara ulaşan bu davranışlar üzerine Karakol Cemiyeti’nin kapatılması zorunluluğu doğmuştur.

Biz Erzurum’da kongre kararlarının herkes tarafından anlaşılmasını ve her yerde uygulanmasını sağlamak için mücadele verirken, Karakol Cemiyeti’nin Genel Kuruluş Tüzüğü ve Karakol Cemiyeti’nin Genel Görev Yönetmeliği diye basılı bazı kağıtların, bütün orduya, komutan ve subay, herkese dağıtıldığından haberdar olduk. Mustafa Kemal Paşa

kod adı nuh

Karakol Cemiyeti Üyeleri Arasında Kullanılan Kod Adları

Karakol Cemiyeti kurulmasından dağılmasına kadar tüm faaliyetlerinde olabildiğince temkinli davranmıştır.

Örgüt üyeleri hayatları pahasına görevlerini yerine getirmeye çalışmıştır. Özellikle örgütün idari kadrosu farklı kod adları kullanarak gizli şifreler oluşturmuş ve haberleşme bu şifrelerle sağlanmıştır.

Örgüt yazışmalarında Mustafa Kemal Paşa, “Nuh” ismini; Ali Fuat Paşa “Musa”; örgütün kurucularından olan Kara Vasıf “Cengiz”; Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Miralay Şevket Bey ise “İsa” kod adlarını kullanmıştır.

Karakol Cemiyeti ve Bolşevikler

İstanbul ve Anadolu’da birçok kişi, tek kurtuluş yolunu Amerika, İngiltere ve Fransa gibi kuvvetli bir devletin yanında olup, bu devletlerden birisinin mandasını kabul etmekte görüyorlardı.

Sayıları az da olsa o yılların modası gereğince birtakım aydınlar da, Bolşevik taraftarıydı. Almanya’dan yeni dönen ve İstanbul’da Zekeriya Sertel’in de içinde bulunduğu grubu oluşturan Spartakist gençler, bunların başında geliyordu.

İstanbul’da iken Bolşevik olmaya ve şekilde kurtulacağımıza dair bu arkadaşlarda gördüğüm düşüncenin olgun bir hale gelmesi, Bereket versin benim daha önceden durumu anlayarak 17 Hazirandaki düşüncemi arkadaşlarımız olumlu kabul etmiş bulunuyor! Bu, İtilaf topluluğuna karşı elimizde bir tehdit silahı olabilir, fakat bugün Bolşevik olmakla Türkiye tamamen ayaklar altında ve bir karışıklık içinde gözden kaybolur. Ben bunu İstanbul’da iken arkadaşlara gereği gibi açıklamıştım. Kazım Karabekir Paşa

Karakol Cemiyeti’nin Bolşeviklerle anlaşma imzalaması ileride cemiyetin kapatılmasına neden olacaktır. Bu cemiyetin kurucuları ve yönetim kurulu içinde Amerikan Mandası’na eğilimli bir iki bulunmuştur.

Bilinçli bir Türk milliyetçisi olan Baha Said Bey’in Bolşeviklerle teması, Milli Mücadele’ye silah, cephane ve para yardımı için gerçekleşmiştir.

Fakat onun Ankara’daki Milli Mücadele merkezinden, Mustafa Kemal, Kazım Karabekir Paşa’ların onayı ve bilgisi dışında kişisel girişim olarak yaptığı bu antlaşma cemiyetin kapatılması ile sonuçlanacaktır.

Hiçbir yetkiye sahip olmadan yapılmış olan bu antlaşmada Baha Said Bey’in Bolşeviklere gereğinden fazla taviz verdiği anlaşılmıştır.

Karakol Cemiyeti’nin Bolşeviklerle gizli ilişkiye girmesi ve kendi başına Milli Mücadele’ye sahiplenme çalışmalarında bulunması nedenleriyle Anadolu mücadelesine dahil edilemiştir.

bolşevikler ve karakol cemiyeti

Baha Said Bey Ve Bolşeviklerle İlişkiler

Anadolu’da Milli Mücadele’ye başlayan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, büyük ölçüde bir askeri ve ekonomik yardıma muhtaç durumda bulunuyorlardı. bu yardımlar ancak o günkü şartlarda da Doğu’dan sağlanabilirdi.

Bolşevik İhtilali gerçekleştiği sıralarda, Anadolu’da İngilizlerin önderliğindeki işgallere karşı Türk Milli Mücadelesi başlamıştı. Bu ulusal ayaklanma her açıdan bir halk hareketiydi. Bolşeviklerde bu nedenle, Türk Milli Mücadelesi’ne çok yakından ilgi göstermeye başlamışlardı.

Bolşeviklere göre, Türkler ortak düşmanları olarak kabul ettikleri İngiliz ve Fransızları Çanakkale’de mağlup etmemiş olsalardı, Çarlık Rejimine yardım gidecek ve Bolşevik İhtilali’de başarısız olacaktı.

Bu düşüncelerden dolayı Bolşeviklerle Mustafa Kemal Paşa arasındaki ilk temas Havza’da Ali Baba’nın Mesudiye Oteli’nde gerçekleşmişti.

Bu tarihten sonra Sovyetlerle, Türkiye’de, Rusya’da ve Kafkaslar’da dostluk içinde ama dikkatli şekilde görüşmeler ve toplantılar gerçekleşmişti.

Baha Said Bey tarafından, (Karakol Cemiyeti ve Uşak Kongresi İcra Heyeti) adına gerçekleştirilen görüşme ve anlaşma da bunlardan birisiydi.

O dönem her iki tarafta birbirlerini incelip, tartmış ve dikkatli şekilde hareket etmiştir. Mustafa Kemal Paşa ve yakınında bulunan arkadaşları, o tarihlerde Rus ihtilalinin gerçek anlamı hakkında yeterli bilgi sahibi değillerdi.

Bu nedenle, güvenilir kişilere yerinde inceleme yaptırmaları ve alınacak raporlardan bilgi sahibi olmaları gerekiyordu. Atatürk, bunu ustalıkla yapmıştır.

Sovyetlerle resmi ilişkiler, Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın bilgisi dahilinde, Doğu’da da Kazım Karabekir Paşa’nın aracılığıyla yapılıyordu.

Mustafa Kemal Paşa ile Kazım Karabekir Paşa’nın, sorumsuzca, kendi başına hareket eden arkadaşlarına, kişisel girişimleri ile ilişkileri karıştıran kişilere kızmakta da hakları vardı.

Baha Said Bey örneği bunlaradan en önemlisidir.

Karakol Cemiyeti Adına Baha Said Bey’in Bolşeviklerle Anlaşması

3 Mart 1920 günü Kazım Karabekir Paşa, Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa imzası ile aldığı Baha Said Bey’e ait şifre üzerine tepki göstermişti. Kazım Karabekir Paşa konu hakkında şu şekilde açıklamada bulunmuştu:

Baha Said Bey’i gönderenler kendisini uyarıp yetkilerini geri almazlarsa da Bolşevikler de biliyorlar ki Türkiye’de Temsil Heyeti vardır. Ve Doğu işlerinde onun yürütme vasıtası Kazım Karabekir’dir. Şu veya bu cemiyet veya kişilerin anlaşmaları önemli değildir. Kazım Karabekir Paşa

Buna karşılık Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti adına bir telgraf göndermiş ve Baha Said Bey’in ülke adına herhangi bir yetkisi ve sıfatı olmadığını bildirmiştir.

Telgrafta sadece Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin tek yetkili kurul olduğu belirtilmiştir. İç ve dış siyasette ayrı ayrı iki komitenin anlaşmış olduklarını gösteren her türlü işlemi kesinlikle red ettiklerini söylemiştir.

Vasıf Bey’in ülke içinde ve dışında Karakol Cemiyeti adı altında geçici bir komitenin merkez heyeti olarak hareket ettiğine dikkat çekmiştir.

Aynı zamanda Baha Said Bey’in de Karakol Cemiyeti’nin ve Uşak Kongresi’nin yetkili ve bağımsız temsilcisi olarak Bolşeviklerle ülkenin kaderine ait anlaşmalar yaptığının anlaşıldığını belirtmiştir.

Karakol Cemiyeti’ni ve özellikle bu cemiyetin içeride ve dışarıda bağımsız hareket etmeye yetkili bir merkez heyetini ve Baha Said Bey’in sıfat ve yetkilerini tanımakla ve böylece Baha Said Bey tarafından gerçeğe uymayan bir yetkiyle başlamış olan görüşmede ve yapılan anlaşmada sakıncalar bulunduğu bildirilmiştir.

Baha Said Bey ve arkadaşlarının Bolşeviklerle ilişkileri ve genel durumu nasıl bozdukları anlaşılınca Mustafa Kemal Paşa tarafından önlem alınması gerekmiştir. Bütün bu yaşanan gelişmelerin ardından Karakol Cemiyeti kapatılacaktır.

Sonuç

Karakol Cemiyeti’nin Bolşeviklerle gizli ilişkiye girmesi ve kendi başına Milli Mücadele’ye sahiplenme çalışmalarında bulunması nedenleriyle Anadolu mücadelesine dahil edilemiştir.

16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından işgali sırasında liderlerinin tutuklanması nedeniyle örgüt büyük darbe almıştır.

Sonuç olarak Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresi kararlarını uygulamak için seçilen Temsil Heyeti’nin kararı ile cemiyetin kapatılmasına karar verilmiştir.

YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR:

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Instagram Hesabımı Takip Et, Yeni İçerikleri Kaçırma