fbpx
Osmanlı Tarihi

Yaş Antlaşması Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yaş Antlaşması Nedir

Yaş Antlaşması, 10 Ocak 1792 tarihinde imzalanan ve 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşını bitiren Osmanlı-Rus barış antlaşmasıdır. Yapılacak olan barış görüşmelerine Ziştovi Barış görüşmelerinde bulunan Osmanlı delegeleri, Ruslarla da barış yapmaya yetkili olduklarından Silistre’ye gelip oradan da Yaş kasabasına gönderilmişlerdir.

Yaş Barış görüşmelerinde Rusya’yı, Rus ordu komutanı olan Potemkin’in yeğeni Samoylof olup, donanma kumandanı Dibas ikinci delege ve Boğdan Generali Laskarof üçüncü delege olarak tayin edilmiştir.

Yapılacak olan barış görüşmeleri Potemkin’in gözetimi altında yapılcaktı, fakat Potemkin görüşmenin yapılacağı yere geldikten sonra rahatsızlanınca Yaş’ta kalmayarak Petresburg’a geri dönmek zorunda kalmış onun yerine müzakereyi yönetmek üzere Dışişleri bakanı olan Kont Besborodho görevlendirilmiştir.

10 Ocak 1792 tarihinde karşılıklı anlaşarak imzalanan Yaş Antlaşması 13 madde ve bir son bölümden oluşmaktadır. Yaş Barışı görüşmelerine 1791 Kasım ayının başlarında başlanmış olup çeşitli tarihlerde on beş oturumda görüşülmüş ve iki buçuk aya yakın bir zamanda tamamlanmıştır.

osmanlı rus ilişkileri

Yaş Antlaşmasının Sebebleri

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nın üçüncü maddesi Kırım Hanlığını bağımsız yapmıştı. Kırım’ın Osmanlı Devleti’nden ayrılmasından ve Rusya’nın bunu fırsat bilerek çeşitli bahanelerle burayı işgal etmek istemesinden dolayı Kırım meselesi Osmanlı Devleti için rahatsız edici ve içinden çıkılmaz bir durum haline gelmişti. Kırım meselesi yüzünden ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü için, Ocak 1779 tarihinde Rusya ile Osmanlı Devleti arasında Aynalıkavak Tenkihnamesi düzenlenerek, ortadaki uyuşmazlıklar giderilmeye çalışılmıştır.

II. Katerina tarafından hanlık seçimleri dolayısıyla iç karışıklığa düşürülen Kırım Hanlığı, Avrupa’da yaşanan siyasi durumlardan da istifade eden Rusya tarafından 1783 tarihinde Potemkin kumandasında yetmiş bin kişilik bir kuvvetle Kırım’ı aniden işgal etmiştir.

osmanlı rus savaşı

Rus hükümeti Kırım’ı işgal ile yetinmeyerek, Osmanlı Devleti’nin korku içinde olup savaşa girmeye cesaret edemediğini anlayınca daha da ileri gidip Kırım’ın işgalinin kabul ve tasdik edildiğine dair Osmanlı Hükümeti’den senet alarak kabul ettirmiştir.

Bir Müslüman ülkesi olan Kırım, Koban ve Taman’ın işgal edilmesi Osmanlı devletinin müslüman halkını çok üzmüş, askeri ıslahata yeni başlamış olan Halil Hamid Paşa, Rusya ve Avusturya’ya karşı toplama ve düzensiz kuvvetler ile ülkeyi felakete süreklemek sorumluluğunu üzerine alamıyarak zaten elden çıkmış olan Kırım ve diğer yerler hakkında bir senet vermeyi ülke namına daha zorunlu bulmuştur.

Halil Hamid Paşa Ruslara karşı ne kadar uysallık edilirse edilsin zamanı geldiğinde Ruslar ile savaş yapılacağını düşündüğünden dolayı, hızlı bir şekilde savaş hazırlıklarına başladı. Kaleleri sağlamlaştırırken içerisine asker, erzak ve cephane ekledi. Halil Hamid Paşa’dan sonra göreve gelen Şahin Ali Paşa’da aynı önlemleri almaya devam etmiş olsaydı, bir kaç sene sonra meydana gelen ve Rusya ve Avusturya ile dört sene sürecek olan savaşta büyük ihtimal kötü sonuçlar alınmayacaktı.

osmanlı rus mücadelesi

Sadrazam Yusuf Paşa, gayretli ve aktif bir kişi olup ordu sevk ve idaresinde acemi olsa da, Rusların devam eden haksız hareketlerine karşı düşmanlık duymakta olup Halil Hamit Paşa’nın yapmış olduğu hazırlıklar da kendisine Ruslarla savaş yapmaya cesarert veriyordu.

Daha kötü bir duruma uğramamak için başta padişah olmak üzere ileri gelen devlet adamları Rusya ile yapılacak olan savaşa karşı bulunuyolardı. Fakat Kırım’ın Rusya’ya terk edilmesinden dolayı İstanbul’daki halk çok üzüntülü olup, Ruslara karşı savaş açılmasını istiyorlardı. Halkın bu isyanını gören Yusuf Paşa aynı zamanda Prusya ve İngiltere’nin telkinleri altında kaldı ve Kırım’ı geri almak için padişaha çıkarak savaş açmaktan çekinen I. Abdülhamit’i ikna etmeye çalıştı.

Bu sırada II. Katerina ve Avusturya İmparatoru Jozef’in Kerson’da buluşarak görüşme yapmaları da Osmanlı Devletinin ani bir saldırı karşısında kalacağı hissini kuvvetlendirdiğinden hazırlık yapılması öngörüldü.

Küçük Kaynarca Antlaşması sonucu Osmanlı ordusunun bölünmesi yüzünden Ruslar çok önemli kazanımlar elde etmişlerdi. Her türlü isteklerini zorla Osmanlı devletine kabul ettiren Rusya ile bir çok konuda anlaşmazlık devem etmekteydi. Ruslarla anlaşılamayan konular şu şekildedir;

  • Eflak ve Boğdan çekişmesi
  • Gürcistan meselesi
  • Kafkasya’daki bazı kabilelerin Koban nehrini geçerek Rus topraklarına akın etmesi
  • Rus tüccarından şarap vergisinin kaldırılması
  • Cezayir’lilerin ele geçirdiği Rus gemisinin geri alınması
  • Tuna sahillerinde Osmanlı’lara bağlı bulunan Kazakların sınırdan uzaklaştırılarak yağmaların önlenmesi
  • Küçük Kaynarca Antlaşması gereğince Varna’ya konsolos tayinine kesin surette izin verilmesi
  • Kılburun kayalarından çıkarılan tuzun yarısı Ruslara diğer yarısı Özi halkına dağıtılması anlaşmanın hükümlerinden olması sebebiyle Ruslara ait bu yarı hissenin verilmesi

Ruslarla olan anlaşmazlıklar, bitmek bilmiyor bir sorun çözülürken ardından başka bir sorun meydana geliyordu, bunun en büyük sebebi Osmanlı Devleti’nin savaşacak durumda olmamasıdır. Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu zor durumu bilen Rusya’da yeni isteklerle Osmanlı hükümetini uğraştıyordu.

Rusya ile Osmanlı Devleti arasında uzayıp giden bu sıkıntılı süreçlerden bıkarak zaten Rusya ile savaşa taraftar olan Yusuf Paşa, Dışişleri Bakanı Süleyman Fevzi Efendi aracılığı ile Rus elçisine teklif yapmaya görevlendirildi. Rus Elçisi ile Bebek bahçesinde 27 Temmuz 1787’de görüşen Fevzi Efendi, kendisine yedi maddelik bir ultimaton vererek bunların kabul edilmesini istedi. Bu maddeler şu şekildedir;

  • Firari Boğdan Kralı II. Aleksandr Mavrokordato’nun teslim edilmesi
  • Eflak ve Boğdan’da bulunan ve Osmanlı Devleti aleyhine karışılık çıkaran konsolos vekili Serciyus Laskrok’un görevden alınması
  • Kılburun göllerinden Özi halkına verilmesi gereken tuzun verilmesi
  • İki taraf tüccarı hakkında eşit muamele yapılmasının kabulü
  • Osmanlı tüccarlarının haksızlığa uğramaması için uygun yerlere memurların tayini ve şimdilik Kırım’a bir memur gönderilmesine izin verilmesi
  • Rus tüccar gemilerinin taşınması yasak ürünler getirdiğinden dolayı bundan sonra boğazlardan geçerken bu gemilerin kontrol edilmesi
  • Rus askerlerinin Tiflis’ten çekilerek Gürcü prensinin Ruslar tarafından korunmaması

Yapılan bu görüşmede Rus elçisi Kırım dışındaki teklifleri hükümetine ileteceğini bildirerek ayrıldı. Rus elçisiyle yapılan görüşmeden on dört gün sonra 14 Ağustos 1787’de gerçekleşen mecliste Rus elçisinin yapılan teklifleri hükümetine sorup cevap vereceği hakkındaki mütelası görüşüldü. Sadrazam Yusuf Paşa, elçiden gelecek cevabın boşuna beklendiği derhal verilecek fetva ile savaş ilan edilmesini istemesi üzerine Rusya’ya karşı savaş ilanı ve üç gün sonra da Rus elçisinin tutuklanmasına karar verildi.

19 Ağustos 1787’de Yusuf Paşa Rusya’ya savaş ilan edileceği kararı şeyhülislamla birlikte Padişaha da bildirerek bu alınan savaş kararının sebeblerinide içeren bir beyanname ile yabancı devlet elçilerine göndermişlerdir.

Alınan bu savaş kararı 10 Ocak 1792 tarihinde imzalanacak olan Yaş Barış Antlaşmasına kadar devam edecek olan Osmanlı-Rus-Avusturya savaşını başlatmıştır.

Rusya’ya savaş ilan edildiği zaman, Avusturya İmparatoru Jozef Rusya’nın yanında savaşa katılacağını İstanbul’daki elçisi aracılığı ile Osmanlı hükümetine bildirmiştir. Avusturya-Rusya ittifakı oluşunca, Osmanlı Devleti tam bir hazırlık yapamadan iki cephede birden mücadele etmek zorunda kalmıştır.

İki cephede birden mücadele veren Osmanlı Devleti, Avusturya cephesine Vezir-i azam ve serdar-ı ekremin yollanmasına karar verilirken, Rus cephesine tam yetkiyle ve sayıca fazla bir kuvvetle güçlü bir serasker gönderilmesine karar verilmiştir. Bunun için ise İsmail seraskeri eski sadrazam Şahin Ali Paşa bu cepheye mücadele etmek için yollanmıştır.

Serasker, Osmanlı İmparatorluğu’nda, sadrazamlık görevi bulunmaksızın ordunun komutanlığını yapan vezirlere verilen ünvan.

1787-1792 Osmanlı-Rus-Avusturya savaşları sırasında Rus cephesindeki mücadeleler oldukça zorlu bir süreç ile sürdürülebilmiştir. Bunun nedeni bu cephedeki savaşlarda seraskerlere güvenilmesi ve savaş için acele edilip yeterli şekilde silah ve erzak hazırlığı yapılmamış olması etkilidir.

Osmanlı Devleti’nin Rus cephesinde en büyük amacı Kırım’ın mutlak şekilde geri alınabilmesidir. I. Abdülhamit’ten sonra tahta geçen III. Selim’in en büyük arzusu ve isteği Kırım’ı tekrar geri kazanabilmek olmuştur.

Barış görüşmeleri için ilk girişim Rus’lardan gelmiştir. Rus hükümeti Ocak 1789 tarihinde Prusya ve İngiltere’ye müracat ederek Osmanlı Devleti ve İsveç’lilerle barış yapmak isteğini bildirmiş, Türk tarafıyla yapılacak olan barışa esas olmak üzere Özi ile birlikte Dinyester’e kadar bütün Besarabya’nın terk edilmesini şart koymuş ve Eflak ve Boğdan’ın da bağımsız olarak, başında ortodoks mezhebinden olan prens atanmasını istemiş ise de bu teklif kabul edilmemiştir.

Osmanlı hükümeti, Rusya’nın teklifine daha cevap vermeden önce gerek Prusya gerek Avusturya, bağımsız bir Eflak ve Boğdan’ın başına Potemkin’in getirileceğini düşünerek bu teklifi kesinlikle kabul etmemişlerdir.
Besarabya bugünkü Moldova’nın tarihteki adıdır. Prut ve Dinyester nehirlerinin arasında yer alır.

beserabya

 

Osmanlı devletinin Rusya ile barış yapmak istemesi gene aynı senenin yani 1789’un içinde ve Osmanlı-Prusya ittifakından önce başlamıştır. Padişah III. Selim ve veziri azamın haberleri yokmuş gibi, Eflak valisi aracılığı ile barış hususunda Rus Generali Potemkin’in düşünceleri öğrenilmeye çalışılmıştır.

Potemkin barış yapılabilmesinin ilk şartı olarak, Yedikule’de tutuklu bulunan Rus elçisi Bulgakof’un serbest bırakılmasını istemiş, barış görüşmelerini elçinin serbest bırakılmasından sonra görüşülebileceğini belirtmiştir.

Rusya ile yapılan mücadele de bir müddet sonra Akkerman kalesi düşmüş ve bu kaleyi savunan Tayfur Paşa, o dönemde İsmail muhafızı ve seraskeri olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya gelip Potemkin’in iki devletin arasının bulunmasını rica ettiğini belirtmesi üzerine görüşmeler için kapı aralanmıştır.

Bu gelen haber üzerine Cezayirli Gazi Hasan Paşa, 8 Kasım 1789 tarihinde bir mektup yazarak Tayfur Paşa aracılığıyla anlaşmak isteğini haber aldığını kendisinin de devletin eski vezirlerinden olduğunu belirtip iki devletin anlaşmasından etkili olabileceğini belirtmiştir.

cezayirli gazi hasan paşa

Rus komutan Potemkin 8 Kasım 1789 tarihinde Gazi Hasan Paşa’nın mektubuna verdiği cevapta barışa taraftar olduğunu fakat bunun gerçekleşmesinin tutuklu bulunan Rus elçisi Bolgakof’un serbest bırakılarak elçiye layık bir törenle Rusya’ya gönderilmesinden sonra barış görüşmelerine derhal başlanabileceğini mektup ile bildirmiştir.

Gazi Hasan Paşa bu mektuba cevap olarak 21 Kasım 1789 tarihinde gönderdiği cevap mektubunda elçinin serbest bırakıldığını ve ateşkes konusunu görüşmek nüzul emini Hacı Bekir Ağa’nın görevlendirildiğini ve kendisine ateşkes görüşmeleri için kendisine altı maddelik bir talimatname verildiği belirtilmiştir.

Nüzul Emini, Osmanlı Devleti’nde ordu sefere çıktığında önden giderek konak yerlerinin hazırlanması, ordunun iâşesi, hayvanlara yem sağlanması gibi işleri yürüten sorumlu, konakçıbaşıya verilen isimdir.

Rus komutanı Potemkin 15 Nisan 1790 tarihinde verdiği cevap ile, elçi Bolgakof’un serbest bırakılmasının Rus İmparatoriçesi tarafından saygı ile karşılandığını belirterek, kurye olarak gelip gitmekte olan Pot Polkoniki Baruc ile barışın ana temellerini sözlü olarak bildirmektedir. Buna göre;

  • Bender, Palanga, Akkerman ve Odesa Osmanlı Devletine iade edilecek.
  • Eflak ve Boğdan, Osmanlı Devleti’ne iade edilecek o bölgede bir kötülük ve düşmanlık görülmedikçe voyvodalar değiştirilmeyecek ve Osmanl devleti kimi isterse voyvoda yapabilecek.
  • Savaşa sebeb olan Özi tamamen yıkılarak her iki devlet tarafından terk edilecek.
  • Dinyester ile Aksu nehirleri üzerindeki üçgen şeklinde olan yerler, iki devlet tarafından da terk edilecek.
  • Tiflis hanı ve Gürcistan maddesine Rusya kesinlikle karışmayacak, Osmanlı Devleti’nin arzusu ne ise öyle olacak.
  • Rus konsoloslarının bundan sonra Osmanlı uyruğundan olmayıp, Rus milletinden olmaları ve diğer devletlerin nerede konsolosları varsa oralarda konsolos bulundurmaları kabul edilecek.
  • Prusya’lıların, Rusya ile savaşmayacaklarını aralarında anlaşılıp haberleşip anlaştıkları.
  • Savaş tazminatının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir.

Potemkin’in Osmanlı Devleti’ne yapmış olduğu bu teklife, ittifak antlaşması gereğince Prusya ile görüşülüp anlaşmadan barış yapmamaya karar verildiğinden yapılmış olan uygun teklif kabul edilmemiş ve Rusların birçok defa üstün gelerek Tuna boyuna inmeleri üzerine daha ağır şartlarla barış yapılmak zorunda kalınmıştır.

İspanya ve Napoli hükümetleri Rusların da istemesi ile uzun zamandan beri Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Prusya’dan bahsetmeyerek iki devletin arasını  bulmak istemekte idiler. İngiltere ise Dinyester’in sınır olmasını ve dört ay içinde ateşkes antlaşması yapılmasını eğer ateşkes yapılmaz ise, barış antlaşmasına müdahale etmeyeceğini tehdid anlamında belirtmesine rağmen, Osmanlı Devleti ittifakından dolayı Prusya ile anlaşmadan yapılan bu teklifleri kabul etmemekte idi.

Osmanlı Devleti, Prusya’nın mutlaka Rusya’ya savaş açacağını düşünmekte idi. Fransız ihtilalinin Avrupa’da yarattığı çalkantılı durum sebebiyle, Osmanlı Devleti yukarıdaki devletlerin tekliflerine katıldığından, Prusya elçisi Ahmet Azmi Bey’in de Prusya’nın Ruslara karşı savaş ilan etmeyeceğini bildirdiği zaman, Rusya ile barış yapmayı kabul etmek durumunda kaldı.

Veziri azam Yusuf Paşa bir taraftan Hırsova’da Rusya ile savaşa hazırlanırken, diğer yandan da düzensiz kuvvetler ile savaş yapılamayacağını anlamış ve barış yapmanın yollarını aramaya başlamış ve bu yüzden de Rus komutanı Repnin’e mektup yollayarak barış talebinde bulunmuştur.

General Repnin barışın yapılabilmesi için üç madde belirterek Yusuf Paşa’ya bildirmiş buna göre;

  1. Eflak ve Boğdan’ın bazı şartlarla Osmanlı Devletine iadesi.
  2. Dinyester nehrinin sınır olarak belirlenmesi.
  3. Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonraki antlaşmaların da geçerli olması.

general repnin

General Repnin’in teklif ettiği ikinci madde daha önce yani Osmanlı-Prusya ittifakından sonra Ocak 1789’da Prusya ve İngiltere hükümetleri tarafından Osmanlı hükümetine bildirilmişti. Repnin’in teklif ettiği Eflak ve Boğdan şartı 1789 teklifinde her iki prensliğin birleştirilerek başına ortodoks bir prens getirilmesi şeklinde idi. Prusya bu teklifi kesin bir şekilde red ettiğinden bu teklif tekrar gözden geçirilerek yukarıdaki birinci madde şeklini aldı.

Bu dönemde Fransa ihtilalinin yayılmasından korkan Avrupa Devletleri bu ihtilalin etkilerini önlemek amacıyla Rusların da kendileri ile birlikte hareket etmesini istiyor bu yüzden II. Katerina’ya bir önce barış yapılması için baskıda bulunuyorlardı.

General Repnin’in üç şartı Osmanlı devlet yetkilileri tarafından görüşülerek bazı maddelerin tekrar gözden geçirilmesi istenmiş olsada, Repnin bunun dışında bir yetkisinin olmadığını belirtmiş ve zaman kaybetmeden ateşkes görüşmelerinin tamamlanmasını belirtmiştir.

III. Selim ateşkes şartlarından ikinci maddenin Osmanlı Devleti’nin Özi eyaletini Ruslara terk etmek olduğunu bildiğinden Rusya ile savaşa devam edilmesini istiyordu. Ordu komutanları düzensiz askerler ile bu savaşın kazanılmasının mümkün olmadığını padişaha bildirince III. Selim istemeyerek de olsa barışa karar verildiği için Ruslar ile sekiz aylık bir ateşkes imzalanmıştır.

Yaş Antlaşmasının Maddeleri

Rusya ile ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra, Ziştovi’de bulunan Osmanlı delegeleri, Rusya ile yapılacak barış görüşmeleri içinde yetkili oldukları için anlaşmanın yapılacağı yer olarak kabul edilen Yaş kasabasına gelmişlerdir.

Yaş barış görüşmeleri Kasım 1791 tarihinde başlayarak değişik tarihlerde on beş oturum yapıldıktan sonra 10 Ocak 1792 tarihinde bitmiştir. Rus delegeleri görüşmeler esnasında savaş tazminatı olarak yirmi dört bin kese istemişlerse de nehir ile ayrılan Koban sınırı meselesinde anlaşmaya varılması üzerine Rusya tazminattan vazgeçildiğini belirtmiştir.

Yaş Barış Antlaşması on üç maddeve bir son üzerine hazırlanmıştır. Antlaşmanın başlıca maddeleri şu şekildedir;

  • Osmanlı hükümeti, 1774 Kaynarca Antlaşması ve daha imzalanan Aynalıkvak Antlaşması, 1783’deki ticaret antlaşması ve 1784’de Kırım ve Taman’ın ilhak edilmesi ile Koban nehrinin sınır tayini hakkındaki anlaşmalar eskisi gibi kalıyordu.
  • Dinyester nehri sınır olarak belirlenerek bu nehrin sol tarafındaki arazi olan Boğ ile Turla arasındaki Özi kırı ile Özi kalesi Ruslara terk ediliyordu. Sağ taraftata yer alan Bender, Akkerman, Kili, İsmail ve o tarafta Rusların işgal ettiği kaleler ve şehirler Osmanlı Devleti’ne iade oluyordu.
  • Boğdan eyaleti hakkında Küçük Kaynarca Antlaşması ile bu antlaşmadan sonraki antlaşmalar saklı kalacak ve Boğdan’ın borçları ve geride kalan vergileri silenecek. Yaş Barış Antlaşmasından sonra iki sene süre ile vergiden muaf olacak, af ilan edilerek isteyenler gene memleketlerine dönebileceklerdi.
  • İki devletin sürekli surette barış içinde yaşamalarını sağlamak için, Gürcü prensinin topraklarına Çıldır valileri veya beyleri tarafından saldırı olmayacak.
  • Koban iki devlet arasında Kafkasya’da sınır olacak.
  • Tunus, Cezayir ve Trablusgarp korsanlarına karşı Rus ticaret gemilerinin korunması, meydana gelen zararların bu eyaletlerden tazmin ettirilmesi ve bu zararı yapan eyaletlerden herhangi birisi zararı karşılamadığı takdirde, meydana gelen zararın Osmanlı devlet hazinesinden karşılanması.

Yaş Barış Antlaşmasının Sonuçları

Yaş Barış Antlaşması’nın  başlıca maddeleri yukarıda yazılanlar olup, Osmanlı Devleti karşısındaki düşman kuvvetini anlamadan Kırım’ı geri alabilmek için düzensiz ve eğitimsiz bir ordu ile savaş ilan etmiştir. Savaşın ilan edilmesinde ısrarcı olan Yusuf Paşa, Kırım’ı hem geri alamamış olmakla birlikte çok sayıda asker bu savaş dönemlerinde kaybedilmiştir. Osmanlı hazineside bu dönemde savaş masraflarının ağırlığı sebebiyle çok zayıflamış bulunmaktadır. Özi eyaletide kaybedilerek açılan bu savaş mağlup olarak tamamlanmıştır.

Bu dönemde Prusya ile yapılan ittifak sonrası, Prusya’nın Avusturya’yı savaş ile tehdit etmesi sonucu Rusya’dan ayrılmak zorunda kalan Avusturya ile Ziştovi antlaşması imzalanmıştır.

Osmanlı Devleti, Rusya ile yapmış olduğu savaştan daha ağır bir yeilgi ile çıkabilirdi. Bunun olmamasının sebebi İsveç ile yapılan ittifak ve hmen ardında da İsveç-Rus savaşı sebebiyle, Rus donanmasının Baltık’ta kalıp Akdeniz’e gelememesidir.

Rusya ile yapılan Yaş Barış Antlaşması’ndan sonra Osmanlı Hükümeti tarafından büyük elçi olarak Mustafa Rasih Efendi ve Rusya tarafından da Feld Mareşal Kutuzof görevlendirilmiştir.

Bu Yazılarımıda Okumak İster Misiniz?
KAYNAKÇA

İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI, OSMANLI TARİHİ IV. CİLT, 1. BÖLÜM KARLOFÇA ANTLAŞMASINDAN XVIII. YÜZYILIN SONLARINA KADAR ( TÜRK TARİH KURUMU)


İlgili Makaleler


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu