fbpx
Türk Tarihi

Milli Mücadelede Akbaş Cephaneliği Baskını

Akbaş Cephaneliği Baskını, Eceabat bölgesindeki cephaneliğe Redd-i İlhak Cemiyeti üyesi Köprülü Hamdi Bey liderliğinde 40 atlı arkadaşın 26-27 Ocak 1920’de düzenlenen baskın.

akbaş baskını çalışmaları
Türk askerlerinin cepheye mühimmat taşıması. © IWM Q 86392

Akbaş Cephaneliği Baskını Öncesi

Mondros Mütarekesi’nin en önemli maddeleri Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının ve istihkamlarının müttefik ordulara teslimi. Bir diğeri de ordunun terhisi ve orduya ait silah, cephane, donatım ve taşıt araçlarının müttefik kuvvetlere verilmesiydi.

Böylece Çanakkale Boğazı savunmasız olarak işgale açık kalmış, bölgedeki mevcut silah ve cephane depolarını da ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri bu malzemeleri de kendi askerlerinin koruması altında bulunduruyorlardı.

Silah depolarının en önemlilerinden biri, Gelibolu ile Eceabat arasında ve sahilde güvenli bir bölge olan Akbaş Deposu idi. Akbaş Deposu’nda 8000 Rus tüfeği, 40 Rus makineli tüfeği ve 20.000 sandık cephane ve ayrıca çeşitli savaş malzemeleri bulunuyordu.

Bu önemli silah deposu işgal edilip bir Fransız birliğinin koruması altında bulunuyordu. Bu depolarda Türk subayları da çalışmakla beraber, emniyet işleri doğrudan doğruya  İtilaf kuvvetlerine ait bulunuyordu.

Yunanlılar tarafından işgal edilen bölgelerdeki depolara da, İtilaf Devletleri tamamen sahip olamamışlardı. İzmir ve Manisa’da bulunan depolara Yunanlılar el koymuşlardı.

O dönem İtilaf Devleti temsilcilerine, ateşkes hükümlerine göre ve geçici olarak, depoların İtilaf Devletleri tarafından korunması da istenmişti. Yunanlıların o bölgelerdeki depolara  müdahalesi de bu şekilde önlenmek istenmişti.

Bu istek karşısında Yunalılar ile temsilciler arasında tartışmalar yaşanmıştı. Tartışma, depoların İtilaf Devletleri adına, Yunan kuvvetleri tarafından korunması gibi bir kararla sonuçlandı. Verilen bu karar, depoların Yunanlılara teslimi demekti.

Anadolu’nun Yunan işgali dışında bulunan bölgelerinde de birçok silah ve top bulunuyordu. Fakat bunlardan çoğunun sürgüsü ve kaması yoktu. İstanbul’dan gizli olarak kaçırılan sürgü kolları ve kamalar da, bütün bu top ve tüfekleri kullanılabilir bir duruma getirilecek sayıda değildi.

Balya maden fabrikalarında top kaması ve sürgü kolu yaptırmaya çalışılmışsa da, bu yöntem işe yaramadı. Bu da yetmiyormuş gibi Alman tüfeklerinin cephaneleri de azaldı.

Elinde sadece Osmanlı tüfeği cephanesi bulunan Milli Mücadeleciler bu kez de Alman tüfeklerini Osmanlı tüfeği mermisi atacak şekilde değiştirdi. Ama bu yöntem de pek bir işe yaramadı. Bu durumda mutlaka başka çareler aranması yoluna gidildi.

türk birlikleri yük ve katır taşımacılığı

Akbaş Deposu Baskını Nedenleri

Silah ve cephane sağlamak için çekilen zorluklar düşünülenden çok fazlaydı. Halk tamamen cephelere koşmaya hazır bulunduğu halde, kendilerine silah bulunamıyordu. İşte böyle bir zamanda en çok silah ve cephaneye sahip bulunan Akbaş depolarının, Anadolu’ya nakli gündeme geldi.

Bu arada İstanbul gazetelerinde Akbaş’taki silah ve cephanenin Rusya’ya gönderileceğine dair haberler çıkmaya başlamıştı. Bu çıkan haberler Kuvayi Milliyeci’lerin ve Ankara’nın dikkatinden kaçmamış ve dikkatini çekmişti.

Cephane ve silah sıkıntısı yaşanırken eldeki mevcutların Rusya’ya gönderileceği haberleri üzüntü yaratmıştı. Çarlık Rusyası’nda Bolşevik İhtilali’nden sonra iç savaş devam etmekteydi. Bu iç savaştan endişe duyan İtilaf Devletleri, Çarlık yanlısı olan Menşeviklerin lideri Vrangel’e yardım etmeye karar vermişlerdi.

Bunun için de Akbaş Deposu’ndaki cephane ve silahların Menşeviklere  gönderilmesi düşünülmüştü Bunun için bir nakliye gemisi de Gelibolu’ya gelmişti.

O dönem herkes tarafından kabul edildiği gibi, Balıkesir’de işgalcilere karşı sürdürülen faaliyetler, bol miktarda silah ve cephaneye ihtiyaç gerektiyordu. Eldeki mevcut silah ve cephane, dönemin modern silahlarına sahip düşmana karşı savaşmak için yeterli değildi. Bu nedenle yeni önlemler almak gerekiyordu.

köprülülü hamdi bey
Akbaş Baskını Kahramanlarından Köprülülü Hamdi Bey

Baskın Fikrine Karar Verilmesi

Anadolu’da oluşmakta olan Kuvayi Milliye’ye karşı mücadeleye başlayan ve 12 Kasım 1919’da 300 kişilik birliğiyle Susurluk’a giren Anzavur, cephane ve mühimmatları yağmalamıştı.

Daha sonra Balıkesir Heyet Merkezi’ni basmak ve şehri ele geçirmek amacıyla ilerleyen Anzavur, Kazım Bey’in kuvvetleri karşısında mağlup olarak kaçmayı başarmıştı.

Kuvayi Milliye’nin bu başarısıyla Yunan Ordusu’na yer yer elde edilen başarılar halk arasında heyecan yaratıyordu. Bu başarıların ardından halkın Kuvayi Milliye’ye katılma arzusu artmış , bu da silah ve cephane talebini arttırmıştı.

Akbaş Cephaneliği Fransız askerleri tarafından sıkı denetim altında tutulduğu gibi, bölgede İtilaf Devletleri donanmaları tarafından kontrol altında bulunuyordu. Zaten İngiliz donanması da Çanakkale Limanını üs bölgesi haline getirmişti. Bu yüzden de bölgedeki depolar, büyük ve küçük birçok İtilaf Devletleri gemilerinin kontrolü altında tutuluyordu.

Bu durumda önemli miktarda silah ve cephanenin Akbaş’tan kaçırılarak Anadolu tarafına geçirilmesi oldukça zordu. Akbaş Deposu’ndaki silah ve cephanenin sonucu hakkında İstanbul basınında da haberler çıkmıştı. Bu haberler Heyet Merkezi’nin de dikkatinden kaçmamıştı.

Diğer yandan Köprülülü Hamdi Bey bu konuyu Çanakkale Bölge Kumandanı Halid Bey ile konuşmuş, fikir alışverişinde bulunmuştu. Baskın fikri ortaya atıldıktan sonra, bunun hazırlığı ve yerine getirilmesi görevi, Köprülülü Hamdi Bey’e verildi.

Hamdi Bey Biga ve Bölgesi Kuvayi Milliye Genel Kumandanı sıfatıyla yanında 10 askeriyle birlikte Balıkesir’den Biga’ya harekete geçti. O sırada bölgede Anzavur takip etmek için bulunan Dramalı Rıza Bey bulunmaktaydı.

Baskın sırasında yardımcı olmaları için, Kazım Bey onu ve adamlarını Hamdi Bey’e yardım etmeleri için Biga’ya gönderdi.

milli mücadele döneminde bir grup türk subayı
Türk Subayları. © IWM Q 54057

Dramalı Rıza Bey’in Çalışmaları

Dramalı Rıza Bey, Biga’da iki arkadaşı ile beraber kıyafet değiştirerek Rumeli sahiline geçti. Bir hafta kadar Akbaş depolarının etrafında bir çoban kıyafeti ile incelemelerde bulundu.

Yapmış olduğu incelemeler sonucunda Rıza Bey nöbetçilerin rütbelerini, sayılarını, hangi saatlerde nöbetçi değişimi olduğunu, telefon hatlarını, depoların içinde bulunan malzemeleri, yolları, kayıkların sahile yanaşabileceği noktaları öğrenmiştir.

Akbaş depolarında, İstanbul Hükümeti’nin ateşkes hükümlerine göre görevlendirdiği bir de Türk subayı bulunuyordu. Bu subayın görevinden faydalanmayı ve hatta Hamdi Bey’i bu subayın yerine kıyafetlerinin değiştirilmesi düşünüldü.

Sonuç olarak yapılacak bütün iş için gereken bütün bilgileri toplayarak Biga’ya döndü. Yapmış olduğu incelemeleriyle görüşlerini detaylı bir şekilde Hamdi Bey’e açıkladı. Akbaş depoları Fransız askerleri tarafından güvenlik altında alınmıştı ve güvenlik tedbirleri çok dikkatli olarak alınmıştı.

Akbaş Deposu ve civarında çok sayıda casus bulunuyordu. Kuvayi Milliye’nin her hareketi müttefik devletlere ulaştırılıyordu. Özellikle İngiliz istihbarat servisi her hareketi takip ediyordu.
türk telefonu ve dinleme postası
Türk Dinleme Postası. © IWM Q 60322

Akbaş Deposuna Baskın

Hamdi Bey gizlice elde edilen bilgileri Balıkesir’de Kazım Özalp’a bildirmişti. Akbaş Deposu, çok sıkı önlemler altında Fransız kuvvetleri tarafından korunuyordu. Hazırlıkların bir bölümü de silahların taşınması için bir motor teminiydi.

Çanakkale Müstahkem Mevki Kumandanı Şevket Bey sayesinde Bolayır motoru, sözde erzak nakli için alınmıştı. Bunun dışında, sahile çıkarılacak silah ve cephanenin hızlı bir şekilde içerilere taşınaması için de çeşitli kayık ve mavnalar da Umurbey İskelesi’nde toplanmıştı.

Nihayet 26-27 Ocak 1920 gecesi Lapseki, Çardak, Gelibolu ve Umurbey iskelelerindeki kayık, motor, mavna gibi ne varsa Bolayır motoruna bağlanarak Hamdi Bey’in emrinde harekete geçti. Bu arada daha önce Akbaş’a geçen Dramalı Rıza Bey ve yanındakiler Fransız karakolunu basmış bulunuyordu.

Sabah hava aydınlanmadan önce 8.000 tüfek, 5.000 sandık cephane ve 300 makineli tüfek kayıklara yerleşmiş bulunuyordu. Baskın faaliyeti ve yapılan plan oldukça başarılı bir şekilde tamamlanmıştır. Bölgedeki depoların muhafızaları ile görevli diğer müfrezeler ve düşman savaş gemileri sabaha kadar baskının farkına varamamışlardır.

Depolardan sahile indirilen silah ve cephane, son anda haber alan köylülerin de yardımlarıyla derhal deniz araçlarına yüklenerek, esir alınan Fransız askerleriyle birlikte Lapseki’ye gönderildi. Baskın büyük bir başarı ile gerçekleşmiş, hiç bir olay meydana gelmemiştir.

Fransızlarla birlikte, cephaneliği korumakla görevli Binbaşı Bahri Bey ve yanındakiler de Anadolu yakasına getirilmişti. Baskından elde edilerek sahile çıkarılan silah ve cephane halkın da yardımı ile en yakın tepelerin gerisine gönderilip emniyete alındı.

O zaman bir Fransız savaş gemisi Lapseki önüne gelmişse de bir şey elde edememiş, Bolayır motorunu batırarak çekilip gitmiştir.  Fransızların esir alınan askerleri de, iki günlük yiyecekleri kendilerine verilerek geri gönderildiler.

Korumanız altında bulunan silahlar aslen bizimdir ve bize lazımdır. Cephaneliği 200 kişi ile ben bastım, içindekileri ben aldım. Askerlerinizin hiçbir kabahati yoktur. Kendilerinden aldığım bütün teçhizatı iade ederek onları yanınıza gönderiyorum. Köprülülü Hamdi Bey

anadoluda demiryolu hattında bulunan türk birlikleri
Anadolu’da bir demiryolu hattının yanında duran Türk birlikleri. © IWM Q 86274

İngilizlerin Tepkisi

Akbaş Baskını başta İngilizler olmak üzere müttefikleri büyük bir telaşa düşürmüştü. Hemen önlemler almışlar, karaya asker çıkardıkları gibi denizde de önlemlerini arttırmışlardı. İstanbul hükümetini protesto ettiler ve bazı kişileri takibe başladılar.

Savunma Bakanlığı başyaveri olan Salih Omurtak Paşa Kazım Özalp’a yazdığı şifreli telgrafında, İngilizlerin kendisini Savunma Bakanlığından istediğini ve Akbaş meselesinden dolayı İstanbul hükümetini sıkıştırdığını bildirmiştir.

İngilizlerin esas amaçları İstanbul hükümetini zor durumda bırakmak ve İstanbul’daki Kuvayi Milliye yandaşları hakkında kovuşturmaya yapmaya sebep bulmaktı. İngilizler bununla da yetinmeyerek, Bandırma’ya iki bölük asker çıkardılar ve şehri işgal ettiler.

İtilaf savaş gemileri Bandırma’nın önüne gelmiş, demirlemişlerdi. Akbaş’tan alınan silahların hemen geri verilmesini istediler. Balıkesir Heyet Merkezi işgali protesto ederek Bandırma’nın derhal tahliye edilmesini istedi.

İngilizler kolorduya verdikleri notada, Akbaş’taki silah ve cephanenin kaçırılmasının, İngiltere hükümetinin aleyhinde bir hareket olarak düşünüldüğünü açıkladı. Aynı zamanda bütün silah ve cephanenin ayın 12’sinden 29’una kadar ve bundan sorumlu olan kişilerin de ayın 15’ine kadar teslim edilmesini bildirdiler.

Kazım Özalp Paşa bu notaya karşılık, Kuvayi Milliye’den bir müfrezenin Susurluk bölgesinde toplanmasını emretti. Bu müfrezenin Bandırma civarında faaliyette bulunmasını da ayrıca belirtmiştir.

Aynı zamanda İngilizlere Bandırma’yı tahliye etmedikleri takdirde Kuvayi Milliye’nin, oradaki İngiliz kuvvetine saldıracağını açıkladı. Türklerle çarpışmadan amaçlarını gerçekleştirmek düşüncesinde olduklarından bir saldırı karşısında, Bandırmayı tahliye etmek zorunda kaldılar.

11 Şubat 1920’de Bandırma’dan İngiliz kuvvetleri çekilmek zorunda kalmışlardı. Akbaş’taki depoların Anadolu sahiline naklinden sonra, bir İngiliz müfrezesinin de Bandırma’dan çıkıp hiçbir başarı elde etmeksizin geri çekilmesi Kuvayi Milliye’ye moral olmuştur.

anadoluda türk süvari birlikleri
Anadolu Demiryolunda bir istasyona giderken atlı Türk birlikleri. © IWM Q 56525

Biga Baskını ve Hamdi Bey’in Şehit Edilmesi

Akbaş Baskını başta İngilizler olmak üzere müttefikleri telaşa düşürmüştü. Bu arada Kuvayi Milliye için en büyük tehlike olan Anzavur’u silahların bulunması için peşine takmıştı.

Biga civarında bulunan Anzavur, Akbaş’tan getirilen silahlardan Kuvayi Milliye’nin yararlanmaması için halkı el altından tahrik etmişti. Özellikle Gavur İmam adında bir haini de kendi amaçlarına uydurarak ansızın köylülerle beraber, 20 Şubat 1920’de Biga’ya baskın düzenledi.

Hamdi Bey emrindeki askerlerle bir müddet dayandıktan sonra Dramalı Rıza Bey’i, silah ve cephanenin bulunduğu Yenice Köyü’ne göndermiş, kendisi. de az bir kuvvetle Biga’da kalmıştı.

Anzavur’la Gavur İmam bütün köyleri Kuvayi Milliye aleyhine kışkırttıklarından dolayı Hamdi Bey, emrindeki 15 kişi ile şehir içinde uzun zaman kalamamıştı. Bundan dolayı silahların bulunduğu Yenice Köyü’ne doğru geri çekilmek zorunda kaldı.

Kuvayi Milliye’den birkaç arkadaşı ile süratle Yenice’ye yetişmeye çalışan, birçok fedakarlıklarda bulunan Köprülülü Hamdi Bey, bu geri çekilme sırasında, Anzavur ile Gavur İmam’ın adamları tarafından şehit edildi.

Akbaş Silahlarının İmhası

Hamdi Bey, Anzavur Ahmet ile Gavur İmam’ın köylüleri Biga’ya saldırması için ikna ve kışkırttıklarını ve toplandıklarını haber aldığı zaman telgrafla Kazım Paşa’ya (Özalp) bildirmişti. Hamdi Bey kendisinden daha çok Akbaş’tan zorlukla alınan silah ve mühimmatın korunmasını düşünüyordu.

Eğer, bu hareketin yanında olan hainlere karşı, kendisi Biga’da karşı gelemezse, Yenice’ye çekilmek zorunda kalacağını, silah ve cephanenin korunması için Yenice’ye kuvvet gerektiğini bildirmişti.

Kazım Paşa, hem Hamdi Bey’e yardım etmek ve hem de silahları koruma altına almak için kuvvet yollamaya karar vermişti. Fakat, olayların süratle gelişimi yüzünden yardımcı kuvvetler zamanında yetişememiştir.

Ertesi gün Balıkesir ve Edremit’ten Yenice Köyü istikametine askeri kuvvetler harekete geçmişti. Biga ve Gönen kasaba ve köylerinden çok sayıda halk da Anzavur Ahmet’le Gavur İmam’a katılarak silahları almak için Yenice Köyü’ne harekete geçmişlerdi.

Durum kritik bir noktaya ulaşmıştı. Balıkesir’den bir müfreze Yenice Köyü’ne harekete geçti. Gönderilen kuvvetlerin bir kısmı Yenice Köyü’ne yetişebilmişti.

Fakat sayıca fazla olan isyancıların şiddetli baskısı karşısında uzun süre dayanamayacakalarını anlayan Dramalı Rıza Bey, asilerin eline geçmemesi için, silah ve cephanenin bulunduğu binaları ve camiyi havaya uçurdu.

Sonuç

Büyük ümitler ve birçok tehlikeli zahmetlere katlanılarak Akbaş’tan elde edilen silah ve cephaneler, koruma altına alınan Yenice Köyü’nde imha edilmek zorunda kalmıştı. Bu yüzden silahların Balıkesir’e sevki bir türlü mümkün olmamıştı.

İngilizlerin silahların peşine düşmesi ve bu işe Anzavur’u alet etmesi, vatan savunması için mücadele eden insanları silahsız bırakmıştı.

Bu sonuç, Balıkesir Kuvayi Milliye teşkilatını ümitsizliğe sevk etmesine rağmen, teşkilat için bir yıkım olmamıştır. Ancak cepheler yeterli silah ve cephaneden mahrum kaldı.

Yararlandığım Kaynaklar:
  • Akbaş Cephaneliği Baskını – Vikipedi 
  • Milli Mücadele 1919-1920 – Kazım Özalp – Türk Tarih Kurumu
  • Milli Mücadele’de Balıkesir Kongreleri – Prof. Dr. Mücteba İlgürel – Atatürk Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Instagram Hesabımı Takip Et, Yeni İçerikleri Kaçırma