fbpx
Türk Tarihi

Telgrafçı Hamdi Bey (Ahmet Hamdi Martonaltı)

Ahmet Hamdi Martonaltı ya da bilinen adıyla Telgrafçı Manastırlı Hamdi Bey. İngilizlerin İstanbul’u 16 Mart 1920 günü işgal ettiğini Milli Mücadele’nin lideri Mustafa Kemal Paşa’ya ileterek tarih sahnesine çıkmış telgraf memuru.

telgraf makinesi

Telgrafçı Hamdi Bey Yaşamı

Ahmet Hamdi Efendi, 1891 senesinde Manastır sancağına bağlı Florina’da doğdu. Babası Manastır’ın ileri gelenlerinden Ahmet Emin Efendi, annesi Habibe Hanımdır.

Ağalar lakabı ile anılan zengin bir ailenin evladı olarak, ilkokul ve ortaokul eğitimini tamamladıktan sonra Manastır’ın Debre kasabasında telgraf memuru oldu. Balkan Savaşları döneminde Manastır’ın Sırpların eline geçmesi üzerine, ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti.

İstanbul’a gelerek, Üsküdar semti Tabaklar Mahallesi Balcılar Sokağı’na yerleşti. 13 Nisan 1913’te askerlik görevi için çağırılan Ahmet Hamdi Efendi, sağlık sorunları nedeni ile askerlikten muaf tutularak, aynı sene, önce Kavadar sonra da Konya merkezi memurluğuna atandı.

18 Nisan 1917’de istifa etmesine rağmen, 31 Ekim 1917’de Pozantı merkezi geçici memurluğuna tayin edildi. Akciğer rahatsızlığı sebebiyle, 18 Ekim 1918’de bu görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Ahmet Hamdi Efendi, sağlığına tekrar kavuştuktan sonra 26 Haziran 1919’da Sirkeci’de bulunan Büyük Postane’deki telgraf merkezinde göreve başladı.

sirkeci postanesi

İstanbul İşgalinde Telgrafçı Hamdi Bey

Ahmet Hamdi Bey’in İstanbul’da göreve başladığı zaman, Mondros Mütarekesi’yle birlikte bütün ülkede işgallerin gerçekleştiği ve Milli Mücadele’nin başladığı en zor dönemlerdi. Telgrafhane memurları, görevlerini zor şartlar altında yerine getirmeye çalışıyorlardı.

Telgrafhane memurları üzerindeki baskılar gün geçtikçe artmakta, memurların bir araya gelerek kendi aralarında görüşmeleri bile kontrol altında tutulmaktaydı.

Telgrafçı Hamdi Bey, 1919 yılı Temmuz ayından itibaren İstanbul’daki gelişmeleri gizlice Mustafa Kemal Paşa’ya iletme görevini üstlenerek Anadolu’daki Mili Mücadeleye destek oldu.

İstanbul’un İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edildiği 16 Mart 1920 günü işgal haberini canı pahasına Ankara’daki Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştırdı.

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne özeldir. Bu sabah Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu’nu İngilizler bastı. Oradaki askerlerle çarpışarak neticede şimdi İstanbul’u işgal altına alıyorlar. Bilgi için arz olunur. Manastırlı Hamdi

İstanbul’un İngilizler tarafından işgali 16 Mart 1920 tarihinde gerçekleşti. 16 Mart 1920 tarihinde, İngiliz zırhlısından çıkan silahlı İngiliz İngiliz birlikleri, Beyazıt’ta bulunan Kafkas Tümeni’ne bağlı birliğin erlerinin kaldığı koğuşu sabah 05.45’de bastı.

Koğuşta uyuyan erlere ateş açarak altısının ölümüne ve on erin yaralanmasına neden olan olayı Telgrafçı Hamdi Bey Ankara’daki Mustafa Kemal Paşa’ya saat onda bildirdi.

İstanbul’un işgali sırasında yaşanan gelişmeleri Ankara’ya ve Mustafa Kemal Paşa’ya aktardı. Hamdi Bey, görev yaptığı telgrafhanenin basılmasına kadar işgal ile öğrendiği her türlü ayrıntıyı canı pahasına iletmeye çalıştı.

Hamdi Bey’in gönderdiği bilgiler özetlenerek Mustafa Kemal’in emri ile Anadolu ve Rumeli’deki bütün komutanlara telgraf yoluyla iletildi.

İstanbul’un İşgalinden Sonra

telgraf telleri

Hamdi Bey İstanbul’un işgalinden sonra bir müddet annesi ile zor şartlarda yaşamış ve daha sonra Milli Mücadele’ye katılmak için Ankara’ya geçmeye karar verdi. Yahya Kaptan’ın görevlendirdiği bir vatansever aracılığı ile Mudanya’ya giden bir vapura binmiş, oradan da Bursa’ya geçmiştir.

Bursa’dan Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çekerek emrine hazır olduğunu belirtmişse de, casus olduğu gerekçesi ile tutuklanarak İstanbul’a gönderildi. Tutuklanma olayını öğrenen bir telgrafçı arkadaşı, Ankara’yı haberdar etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, Bekir Sami Bey’e telgraf çekerek, kendisinin kurtarılmasını istemişse de bu iş için görevlendirilen polis memuru vapura zamanında yetişememiştir. Telgrafçı Hamdi Bey, Galata Rıhtımı’na yanaşan vapurdan kimsenin görmediği bir sırada iskeleye atlayarak kaçmayı başarmıştır.

İstanbul’da annesinin evinde saklanan Hamdi Bey, İstanbul’daki gizli teşkilatın yardımıyla Bursa’ya, oradan Ankara’ya geçti. Mustafa Kemal Paşa’nın talimatı ile Ziraat Okulu’ndaki Temsil Heyeti Karargâhı’nda telgraf memuru olarak görevlendirildi.

Milli Mücadele Döneminde Telgrafçı Hamdi Bey

Ahmet Hamdi Bey, Ankara’da ilk olarak Kemal Paşa’nın özel telgrafçılığı görevinde bulundu. İsmet Paşa’nın Batı Cephesi Komutanlığı’na atanmasından sonra İsmet Paşa’nın yanında telgraf memuru olarak görev yaptı. Batı Cephesi’nde kazanılan I. İnönü ve II. İnönü zaferlerini müjdeleyen telgrafları Ankara’ya ulaştırdı.

Hizmetlerinden dolayı 3731 numaralı “Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası” verilen Hamdi Bey, Milli Bey, Milli Mücadele’den sonra Kartal, Konya ve Akşehir muharebe memurluklarında bulundu.

Atatürk, Telgrafçı Hamdi Bey’in cesaretinin önemini Nutuk’ta 1927 yılında okurken bizzat anlatmıştır.

Bu yurtsever ve yiğit Manastırlı Hamdi Efendi olmasaydı, İstanbul’da geçen bu acı olayları öğrenmek için kim bilir ne zamana kadar bekleyip duracaktık? İstanbul’da bulunan nazır, mebus, komutan ve örgütümüz adamları içinden bir kişinin çıkıp da zamanında bize haber vermeyi düşünememiş olduğu anlaşılıyor. Demek hepsini şaşkınlık ve korku kaplamıştı. Bir ucu Ankara’da bulunan telin İstanbul’da bulunan ucuna yanaşamayacak kadar şaşkın bir duruma gelmiş oldukları yargısına varmak, bilmem doğru olur mu? Telgraf memuru Hamdi Efendi sonradan Ankara’ya gelerek karargâhımız telgraf memurluğu yapmıştır. Kendisine borçlu olduğum teşekkürü burada açıkça söylemeyi ulus ve yurt ödevlerimden sayarım Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk

telgrafhane

Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra görev yapacağı Akşehir’de iki sene telgraf memuru olarak görev yaptı. 1926 yılında Konya’da ilkokul öğretmeni Nesibe Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Cenan, Emel ve Cantez adında üç çocuğu oldu.

28 Aralık 1927’de Ankara Yenişehir Postanesi Müdürü olarak atandı. Sağlık sorunları nedeniyle bir süre tedavi gördükten sonra, kendi isteği ile Konya İstasyonu’na birinci sınıf memur olarak atandı ve Mart 1938’de emekli oldu.

Soyadı Kanunu’nun kabulünden sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından 16 Mart günü İstanbul’un işgali sırasında gösterdiği kahramanlığın anısına Ahmet Hamdi Bey’e, o güne atfen “Martonaltı” soyadını verdi.

Emekli olduktan sonra Konya’da yaşamaya devam etti. Akciğerlerinden rahatsız olan Hamdi Bey, İnönü Savaşları sırasında hizmetinde bulunduğu dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ilgisi ile İstanbul’da Haydarpaşa Hastanesinde tedavi gördü.

Bir müddet sonra hastalığı tekrar edince ve Konya Devlet Hastanesi’ne yatırılmış, fakat 9 Aralık 1945’de hayatını kaybetmiştir.

Bu Yazılarıma da Göz Atmak İsterse Misiniz?
Yaralandığım Kaynaklar

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu