fbpx
Avrupa Tarihi

UzakDoğuda’da Sömürge Hareketleri

Uzakdoğu’da sömürge hareketleri özellikle batılı devletler tarafından iki bölgede sürdürülmüştür, Güneydoğu Asya ve Çin. Çin’i sömürgeleştirme ve kontrol altına alma çabaları, Avrupa dış siyasetine en fazla etki eden bir öge olmuştur. çin

Güneydoğu Asya’daki Mücadele

19. yüzyılın ikinci döneminde Güneydoğu Asya’daki mücadele temel olarak İngiltere ve Fransa arasında yaşanmıştır. Bu mücadelenin en başında da Hindistan gelmektedir.

İngiltere 1756-1763 Yedi Yıl Savaşları sonunda Fransa’nın elinden Hindistan’ı almayı başarmıştı. Bu tarihten sonra da Hindistan, İngiltere’nin dış politikasında ağırlıklı bir konu haline geldi. Çünkü İngiliz ekonomisi açısından Hindistan çok önemli bir konumdaydı.

Yedi Yıl Savaşı, Avrupa’nın güçlü devletleri arasında, 1756-1763 yılları arası yaşanmış bir dizi askeri çatışmadır. Savaşın nedeni Büyük Britanya ve Fransa için aralarındaki sömürge yarışıdır. Yedi Yıl Savaşı, küresel çapta gerçekleşen ilk savaştır.

19. yüzyılın ortalarına gelene kadar Hindistan’a yönelen herhangi bir tehlike olmamıştır. Fakat 1854-1856 Kırım Savaşı’nda Rusya’nın mağlup olup, faaliyetlerini Avrupa’dan Sibirya ve Orta Asya’ya çevirerek buraları sömürgeleştirmeye başlamıştır.

Bu durum Hindistan için tehlike anlamına geliyordu, çünkü Orta Asya’daki Türk devletleri yıkıp buralarını sınırlarına ekleyen Rusya, güneye Hindistan tarafına inmeye başlamıştı.

Rusya’nın bu faaliyetleri İngiltere’yi tedirgin ederek, Orta Asya’da İngiltere ile Rusya arasında bir mücadelenin başlamasına neden olmuştu.

İki devlet arasındaki mücadele yarım yüzyıla yakın sürdü ancak 1907 İngiliz-Rus antlaşması ile Rusya Afganistan’ın ötesine atılması ile sona erdi. İngiltere bu antlaşma ile Hindistan’ın güvenliğini sağlamış bulunuyordu.

1880’lerden itibaren Hindistan’ın doğusunda yeni bir tehlike belirdi. Fransa, Güneydoğu Asya’da sömürgecilik faaliyetlerine başlamıştı.

kutsal hint sadhu

Fransa’nın Güneydoğu Asya’daki Sömürge Hareketleri

Fransa, Ortaçağ’ın din fanatizminin etkisi ile 16. yüzyılda Hindiçini ile alakalı olmuş ve bu topraklara bazı misyonerler göndererek bölge halkını Katolik yapmaya çalışmıştı.

1789 Fransız İhtilali’nin araya girmesi ve bunun ardından yaşanan gelişmeler, Fransa’nın Hindiçini ile ilgilenmesini engellemişti.

O dönemin gelişmelerine bağlı olarak nasıl Fransa 1880’lerden itibaren Afrika’da sömürgecilik faaliyetlerini arttırmışsa, aynı dönemde tekrar Hindiçini ile ilgilenmeye başladı.

O dönemki Hindiçini olarak belirtilen topraklar, bugün Vietnam, Laos ve Kamboçya’dan oluşmaktaydı ve bu bölgede Annam İmparatorluğu bulunuyordu.

Fransa Annam İmparatorluğu’nu ele geçirdikten sonra batı yönünde devam ederek Siyam’a (Tayland) girmeye başladı. Fransa’nın Siyam’a girmesi İngiltere’yi harekete geçirmişti. Çünkü Fransa batıya doğru, yani Hindistan’a doğru ilerlemeye devam etmekteydi.

İngiltere, Hindistan’ın doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak için, Hindistan’ın doğu bölgesinde bulunan Birmanya’yı işgal etti ve oradan ilerleyerek Siyam’a girmeye çalıştı.

Bu şekilde İngiltere ve Fransa’nın ilişkileri çok fazla gerginleşti ki, neredeyse bir savaş çıkacaktı. Fransa burada İngiltere ile savaşı göze alamadı ve 1896’da İngiltere ile Siyam konusunda bir anlaşma yapmak zorunda kaldı.

Yapılan anlaşma ile Siyam üç bölgeye ayrıldı. Doğu kısımında Fransız, batı kısımında İngiliz nüfuz alanı kurularak ortada bir tampon bölge oluşturuldu.

Bu şekilde İngiltere, Hindistan ile Fransa arasına bir tampon bölge sokarak Fransa’nın Hindistan’dan uzak durmasını sağlamış oluyordu.  güneydoğu asya

Çin’in Batıya Açılması

Çin’in Avrupa ile ilk teması, 13. yüzyıla kadar yani, Marco Polo dönemine kadar uzanmaktadır. Avrupa’nın Çin ile oldukça geniş ticareti bulunmaktaydı. Çin’in ipekli kumaşları ile Uzakdoğu’nun baharatı Avrupa’da bir hayli talep gören ürünlerdi.

Ortaçağ’dan başlayarak Çin’in Avrupa ile olan ilişkileri kesilmiştir. Çin kapılarını Batı’ya kapatmıştır ve bu durum özellikle 17. yüzyılda ortaya çıkmıştır.

Bunun en temel sebebi, Avrupa devletlerinin Çin’de Hristiyanlığı yaymak için başlattıkları misyonerlik faaliyetleridir.  Hristiyan papazların Çin halkı arasında yaptıkları din propagandası, din konusunda Avrupa kadar fanatik olan Çin’de tepki ile karşılanmıştır.

Çin İmparatorunun hazırlanmasını istediği Çin Bilimi Külliyatı iki binden fazla bilginin çalışmasını gerektirdi ve on bini aşkın cilde ulaştı. Dünyanın en geniş ansiklopedisi olma özelliğini neredeyse tam 600 yıl koruyarak, 2007’de Wikipedia’ya kaptırdı.

Hristiyan misyonerlere duyulan tepki sonucunda, Çin kapılarını Batı’ya kapatıp, Avrupa ile olan tüm ilişkilerini en alt seviyeye indirmiştir. Çin bütün limanlarını  Avrupa’ya kapatmış sadece Canton Limanı’nı Avrupa ile ticarete açık bırakmıştır.

Limanı tamamını değil, sadece bir kısmını Avrupa’dan gelen gemilere ayırmıştır. Gemiler limana mallarını getirip belirli Çinli tüccarlara satış yaparlar ve alacakları malları da gene bu tüccarlardan alırlardı. Halk ile temasta bulunmak ise kesinlikle yasaklanmıştı.

Çin’de 1500’den itibaren ikiden fazla direkli gemi yaptığı görülenler ölüm cezasına çarptırılmayla karşı karşıya kaldı. Böyle bir gemi ile denize açılmak bile 1551’de suç haline geldi.

19. yüzyıldan itibaren Çin için işler değişmeye başladı. Avrupa’nın sanayileşmeye başlaması, bu ülkeler için ham madde kaynağı ve pazar sorununu ortaya çıkardı. Sanayileşmenin yarattığı bu durum Avrupa devletlerini sömürgeciliğe itti.

çin limanı

İngiltere’nin Çin’de Sömürgecilik Faaliyetleri

Avrupa devletleri içinde daha 18. yüzyılda sanayi inkilabını tamamlayan ilk ülke İngiltere olmuştur. Diğer devletlerin sanayileşmeyi tamamlamaları 19. yüzyılda gerçekleşmiştir.

Diğer yandan, İngiltere’nin 1763’te Hindistan’ı ele geçirmesi kendisini Çin’e komşu yapmış oluyordu. Bu dönemde Hindistan’da afyon yetişiyordu ve bu afyonun en iyi pazarı da, halkın afyon içtiği Çin’di.

İngilizler bu afyon ticaretinden oldukça fazla para kazanmaktaydı. Fakat bir müddet sonra Çin imparatorlarının afyon içilmesini ve ticaretini yasaklaması İngiltere’nin hoşuna gitmedi.

Hindistan’dan Çin’e kaçak afyon sokulması konusu Çin ile İngiltere’nin arasını açtı ve İngiltere 1839’da Çin’e savaş açtı. Bu savaşa “Afyon Savaşı” da denir.

İngiltere-Çin savaşı üç yıl kadar devam etti ve Çin mağlup olarak 1842 senesinde İngiltere ile Nanjing Antlaşmasını imzalamak durumunda kaldı. Çin bu antlaşma ile Canton Limanı’nın dışında diğer beş limanını da Avrupa’nın ticaretine açmak zorunda kalmıştır.

Batı’nın üstünlüğü Haziran 1842’de bir Çinli memurun afyon stoklarını yok etmesine misilleme amacıyla İngiliz Kraliyet Donanması gambotlarının Yangzi boyunca ilerleyerek Büyük kanala çıkması ile sonuçlanmıştır. Çin böylece 21 milyon gümüş dolarlık bir tazminat bir tazminat ödemek, beş limanını İngiliz ticaretine açmak ve Hong Kong Adası’nı bırakmak zorunda kaldı.

İngiltere’nin ardından Birleşik Amerika ve Fransa da 1844’te Çin’le imzaladıkları anlaşmalarla İngiltere’nin elde ettiği hakları elde ettiler.

Çin’in Avrupa devletleri tarafından sömürülmesinde rol oynayan önemli bir faktör de, günümüzde de uygulanmakta olan bir uluslararası ticaret sistemidir.

En çok gözetilen ulus kaydı adı verilen bu sisteme göre bir ülke ticari ilişkilerinde  herhangi bir devlete imtiyazlar tanıyacak olursa, bundan otomatik diğer devletlerde yararlanmaktadır.

nanjing tapınağı

Avrupa Devletlerinin Çin’de Sömürgeleşme Çalışmaları

Avrupa devletlerinin tamamı Çin’le yaptıkları anlaşmalarda, bu prensibi Çin’e kabul ettirmişlerdir. Bundan dolayı, 1842’den sonra Çin ne zaman herhangi bir devlete ayrıcalık verse, bu imtiyazdan diğer devletler de yararlanmıştır.

Çin’in 1842’den başlayarak Avrupa’nın sömürgesine maruz kalması ve Avrupa’nın ham madde yüzünden Çin’le ilgilenmeleri, Çin halkı tarafından tepki ile karşılanmıştı. Bu yüzden Taiping Ayaklanması meydana gelmiştir.

Bu ayaklanma Avrupa, yani yabancı düşmanlığına dayanıyordu. Bu yüzden Avrupa devletleri acil olarak menfaat birliği yaparak Çin karasularına donanmalarını yolladılar.

Avrupa’nın baskısı sonucunda, Çin imparatoru, Taiping Ayaklanması’nı bastırmakla birlikte, 1858’de İngiltere ve Fransa ile Tien-Tsin Antlaşması ile 11 limanını daha Avrupa ticaretine açmak zorunda kaldı.

İngiltere ve Fransa donanmalarını Tien-Tsin anlaşmasından sonra çekince, Çin anlaşmayı geçiştirmek istemiş bunun sonunda da Avrupa devletleri 1860 yılında ortak askeri kuvvet ile Çin’e bu kuvvetleri sevk etmişlerdi.

Çin bu durum karşısında geri adım attı ve Avrupa devletleri ile Pekin Antlaşması imzalamak zorunda kaldı. Pekin Antlaşması, Çin’in sadece limanlarını değil, bütün iç bölgelerini ve her tarafını Avrupa’ya sonuna kadar açıyordu.

Çin, Avrupa’nın bu sömürgeci tavrı karşısında, bu devletler karşısında denge politikası kurmak suretiyle kendisini korumak ve kurtarmak istemiş ise de, sömürgeci devletlerin elinden kendini kurtaramamıştır.

Avrupa devletleri, menfaatleri tehlikeye düştüğü zaman, rakip bile olsalar derhal işbirliğine gitmekten asla kaçınmamışlardır.

Japonya’nın Batı’ya Açılması

Japonya’nın Batı’ya açan 1854 tarihinde Birleşik Amerika olmuştur. Japonya, Çin gibi Batı’ya açılmaya karşı durmamıştır.

Amerika’nın baskısı sonucunda Japonya, Birleşik Amerika ile mücadele edemeyeceğini görmüş ve sınırlarını Amerika’ya açmayı kabul etmiştir. Doğal olarak Amerika’yı diğer devletler de takip etmişlerdir.

Çin ve Japonya Batı’ya açıldıktan sonra bu ülkelerde yaşananlarda gelişmelerde de bazı farklılıklar olmuştur. Çin, Batı’ya açıldıktan sonra her geçen gün bir parça daha sömürge bataklılığının içine gömülmüştür.

Bunun en büyük nedeni de Çin, Batı ile temas kurmasına rağmen Batı tekniğine tepki göstermiş hatta Çin halkı Avrupalılar ile temas kurmaktan her zaman kaçınmıştır.

japon kültürü

Japonya ise Çin’in aksine politika sürdürmüştür. Japonya, Batı’ya açıldıktan sonra şunu gayet iyi anlamışlardır. Eğer kendilerini kısa zamanda toparlamaz ve Batı tekniğinin seviyesine çıkamayacak olurlarsa, Avrupa tarafından her zaman ezileceklerdir. Bu yüzden de, Japonya hızlı bir şekilde Batı tekniğini almanın yollarını aramıştır.

Japonya bu politikayı takip ederek 40 yıl sonra, 1895’te Avrupa devletlerinin karşısına sömürgeci devlet olarak çıkacaktır. Japonlar 1854 tarihinden sonra Batı’nın seviyesine gelmek için bir takım girişimlerde bulunmuşlardır. Bunlar şu şekildedir:

  • Amerika ve Avrupa’ya eğitim için öğrenci göndermişlerdir.
  • Feodaliteye dayanan idari ve sosyal yapısında değişikliğe gitmişlerdir.
  • 1872 tarihinde çıkarılan bir kanun ile kadın ve erkek her Japon için ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir.
  • 1871 tarihinde ilk gazete yayımlandı.
  • 1873’te mecburi askerlik sistemi kabul edildi.
  • Derebeylik sisteme son verilerek ülke çağdaş bir şekilde idari bakımdan organize edildi.
  • 1870’te ilk demiryolu yapımına başlanmış ve yirmi yılda demiryolu uzunluğu 7200 kilometreye oldu.
  • 1868-1898 arasında toplam 2190 fabrika yapılmıştır.

Bütün bu olumlu gelişmelerin yanında, Japonya’nın bu hızlı gelişimi bu ülkeyi de bir sömürge devleti haline getirdi. Bu tarihten sonra Japonlar dikkatini dışarıya vermiş ve Çin’e ait olan Kore ile ilgilenmeye başlamıştır.

Daha Fazlası

Bu yazımı, aşağıdaki diğer yazılarımı da okumak ve sevdiklerinize iletmek ister misiniz? 

YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu