fbpx
Türk Tarihi

Tekâlif-i Milliye Emirleri (Ulusal Vergi Buyruğu)

Tekâlif-i Milliye (Milli Yükümlülükler ya da Ulusal Vergiler), Türk Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak ve Sakarya Savaşı’na hazırlanmak için Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın kanunla kendisine verilen yasama yetkisini kullanarak yayınladığı “Ulusal Yükümlülük” emirleridir.

Türk Milli Mücadele Tarihine “Tekâlif-i Milliye Emirleri” olarak geçen bu emirler 7-8 Ağustos 1921 tarihinde yayınlanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandanlık makamından vermiş olduğu emirle, eli silah tutan her Türk vatandaşının orduya alınması için başlattığı cephe seferberliği, 7-8 Ağustos 1921 tarihlerinden itibaren ordu gerisinden başlattığı cephe gerisi seferberliği ile birleşerek Türk ve Dünya Tarihinin eşsiz uygulamalarından biri olmuştur.

Tekâlif-i Milliye Emirleri olarak Milli Mücadele Tarihine geçen bu emirler tamamen en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş milli hazırlık hükümlerini içerir.

ulusal vergi emirlerinin duyurulması 7 ağustos 1921
Hakimiyeti Milliye’nin Tekâlif-i Milliye emirlerini duyurduğu “Başkumandanımızın Ordu ve Millete Beyannamesi” başlıklı 7 Ağustos 1337 (1921) tarihli yazı

Tekâlif-i Milliye Emirleri Hangi Savaştan Sonra Yayınlanmıştır

Kurtuluş Savaşı’nda düzenli ordu ilk sınavını, Çerkes Ethem kuvvetlerini ve Yunanlıları yenerek vermişti. Birinci İnönü Savaşı’nın en büyük sonucu, halkın orduya olan güvenini arttırması olmuştu. Bu savaşın kazanılması içeride ve dışarıda büyük yankılar uyandırmış, Avrupa basını olaya büyük yer ayırmıştı.

İkinci İnönü Zaferi de ülkede ve yurtdışında büyük etki yapmış, Fransız basını “Eskişehir Savaşı” adını verdiği bu savaşa geniş yer vermişti. Fransa bu savaş sonrası Türkiye ile anlaşma zemini aramış ama yeniden Yunan saldırısının başlaması üzerine Türkiye ile görüşmelerini askıya almıştır.

Yunanistan 1. ve 2. İnönü Savaşlarında uğradığı yenilgilerden sonra kaybolan prestijlerini yeniden sağlamak için yeni saldırıya güçlü şekilde hazırlandı. Yunanlılar, bunun için seferberlik ilan ederek bütün kaynaklarını ortaya koydu. Kendileri bu hazırlıklar içindeyken Türkiye’de henüz seferberlik ilan edilmemişti.

Kısıtlı kaynaklardan dolayısıyla ordunun, silah, cephane, giyecek ve yiyecek ihtiyaçları ile taşıt araçları karşılanamıyordu. Bütün bu imkansızlıklar içinde Yunan saldırısı 10 Temmuz 1921 tarihinde başladı. Yunan Ordusuna karşı yapılan 21 Temmuz tarihli Türk taarruzu başarısızlıkla sonuçlandı.

Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordusunun daha iyi koşullarda mücadele verebilmesi için İsmet Paşa’ya Sakarya’nın doğusuna çekilebileceğin tavsiyesinde bulundu. Eskişehir-Kütahya Savaşları 15 Temmuz’da Yunan galibiyetini getirdi.

Ama Türk Ordusu düzenli bir şekilde Sakarya doğusuna çekilmeyi başarmıştı. Artık bütün konu, Türk Ordusunun yeniden düzenlenmesi ve donatımı için hazırlıkların kısa zamanda tamamlanmasına kalmıştı.

sakarya savaşı öncesi türk ordusu

Sakarya Savaşı Öncesinde Türk Ordusunun Durumu

Sakarya Savaşı öncesinde, Türk ve Yunan ordusunun durumunu Nutuk’unda belirten Mustafa Kemal Atatürk, İkinci İnönü Savaşı’ndan sonra üç ay kadar bir zaman geçtiğini ve Yunan Ordusunun 10 Temmuz 1921’de cephemize genel bir saldırıya geçtiğini belirtmiştir.

Türk Ordusunun da öncelikle Eskişehir ve kuzeybatı İnönü bölgesinde ve Kütahya-Altıntaş civarında toplandığını açıklamıştır. Yunanlıların saldırısı üzerine yapılan ve Kütahya-Eskişehir Savaşları adıyla bilinen savaşlarda ordumuz, 25 Temmuz 1921’de büyük kısmıyla Sakaryanın doğusuna çekilmiştir. Ordunun çekilmesini zorunlu kılan nedenler şu şekildedir: 

  • Yunanlıların İkinci İnönü Savaşı’ndan sonra genel seferberlik ilan etmesi nedeniyle Yunan ordusunun, bizim ordumuzdan önemli derecede üstün olması.
  • Temmuzda Yunanlılar saldırıya geçtiği sırada savaşın gelişimi, bizim daha genel seferberlik yapmamıza ve ulusun kaynaklarını düşman karşısında toplamaya uygun olmaması.

İki ordu arasındaki koşulların farklılık nedenleri bunlardı. Türk Ordusunun taşıtlarını henüz temin edememiş olmasından dolayı, hareket güçleri bulunmamaktaydı. Yunan taarruzu karşısında bu saldırıları, direnerek durdurmak, yeni ordu kurulana kadar zaman kazanmak hedef olarak belirlenmişti.

Bu düşünceler ile Mustafa Kemal Paşa genel durumu inceledikten sonra İsmet Paşa’ya, Türk Ordusunu güçlendirmek ve toparlamak için Sakarya’nın doğusuna çekilmelerini bildirmişti.

Bu sayede düşman durmadan ilerleyecek ve yeni destek hatları kurmak durumunda kalacak, buna karşılık Türk Ordusu toplu halde ve daha elverişli koşullar altında olacaktı.

Sonuç olarak, Eskişehir gibi önemli yerler düşmana bırakılırken kamuoyunda da olumsuz manevi sarsıntı meydana gelecekti. Mustafa Kemal Paşa kısa zamanda, elde edilebilecek başarılı sonuçlarla bu sıkıntıların ortadan kalkacağını düşünmüştü.

Yukarıda belirtildiği gibi Yunanlılar, 1. ve 2. İnönü Savaşlarında kaybettikleri itibarı sağlamak için, Kütahya-Eskişehir Savaşlarına seferberlik ilan ederek güçlü bir şekilde hazırlandılar. Oysa Türk Ordusu ekonomik zorluklar yüzünden seferberlik ilan edememiş, 2. İnönü Savaşı’nda elde edilen silah ve cephane ile bu savaşa karşılık vermek zorunda kalmıştı.

Milli Mücadele en başından itibaren büyük ekonomik zorluklar içinde devam ettiğinden, milletin kaynak ve araçlarının harekete geçirilmesi için, uygun zamanın sağlanması gerekliydi. Türk Ordusunun Sakarya doğusuna çekilmesi, bu mecburiyet içinde gerçekleşmiştir.

başkomutan mustafa kemal paşa

Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık Yetkisi Verilmesi

Kütahya-Eskişehir-Altıntaş mağlubiyetleri sonucu Yunan Ordusu 17 Temmuz’da Kütahya’yı, 19 Temmuz’da Eskişehir’i ele geçirmişti. 21 Temmuz’da Yunan Ordusuna karşı gerçekleştirilen Türk taarruzunun başarısızlıla sonuçlanması, ordunun Sakarya doğusuna çekilmesi zorunluluğunu doğurmuştu.

Türk Ordusunun daha fazla yıpranmadan yeniden düzenlenmesi ve kuvvetlendirilmesi için gerekli olan bu çekilme, gayet düzenli bir şekilde gerçekleşmişti. Kütahya ve Eskişehir gibi büyük bir arazi parçasının düşman eline geçmesi ve düşman tehditlerinin Ankara’ya yönelmesi, kamuoyunda çöküntüye sebep olmuştur.

Hükümet merkezi ve meclisin Kayseri’ye taşınması için yapılan hazırlıklar, durumu daha da gergin bir duruma getirmiş ve moralleri tamamen sarsmıştı. Bu sarsıntının en şiddetli dönemi 23 Temmuz ile 5 Ağustos tarihleri arasında yaşanmıştır. Yapılan eleştiriler ve suçlamalarla bu manevi çöküntünün en açık örneği mecliste yaşanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa bütün suçlamaları soğukkanlı bir şekilde telaşa kapılmadan karşılamıştır. Askeri durumu olduğu gibi değerlendirirken, bir taraftan da Meclis’e güven sağlayacak maneviyatı koruyarak kuvvetlendirecek açıklamalarda bulunuyordu.

Birinici Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arka arkaya yaptığı toplantılar 4-5 Ağustos 1921 tarihleri arasında gizli toplantılar olarak gerçekleşmiştir. Bu gizli toplantıları 5 Ağustos 1921’de açık toplantı izlemiştir.

Bu toplantılarda Türk Ordusunun durumu ele alınmış, şiddetli tartışmalar sonucunda Türk Ordusunun ve ülke kaynaklarının bir emir altında zaman kaybetmeden harekete geçirilmesini sağlayan ve meclis yetkilerini Başkumandan olarak Mustafa Kemal Paşa’ya devretmesiyle sonuçlanmıştır.

Baylar, zavallı ulusumuzu tutsak etmek isteyen düşmanları ne olursa olsun yeneceğimize olan iman ve güvenim bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada, bu tam inancımı yüce kurulunuza karşı, bütün ulusa karşı ve bütün dünyaya karşı ilan ederim. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa

tekalifi milliye emirleri önemi

Başkumandanlık Kanunu

Meclis tarafından kabul edilen Başkumandanlık kanun tasarısı Sinop Vekili Dr. Rıza Nur Bey ile sekiz arkadaşı tarafından hazırlanmıştır. Buna göre:

  • Milletin ve ülkenin kaderine doğrudan el koyan tek yüce güç olan ve Başkomutanlığı manevi kişiliğinde bulunduran Türkiye Büyük Millet Meclisi, aşağıdaki kayıtlarla Başkomutanlık görevini kendi Başkanı Mustafa Kemal Paşaya vermiştir.
  • Başkomutan, ordunun maddi ve manevi gücünü artırma ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirme konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin buna ait yetkilerini, Meclis adına fiilen kullanmaya yetkilidir.
  • Bu unvan ve yetki üç ay müddetle sınırlıdır. Meclis, gerekli gördüğü takdirde bu süreyi uzatabilir.

Bu kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa Başkomutan unvanını aldı. Başkomutanlık Kanunu’nun kabul edilemesinden sonra Mustafa Kemal Paşa ülkenin düşman işgalinden kurtarılacağına dair sarsılmaz inancını bir kere daha vurguladı.

Başkomutan, aynı gün ordu ve millete yayınladığı bir bildiride ise “… Bana bu görevi vermiş olan Meclis ve bu Mecliste beliren milletin kesin gücü, hareket tarzımın odağını oluşturacaktır. Hiçbir sebep ve suretle değiştirilmesine imkan olmayan bu kesin güç, her ne olursa olsun düşman ordusunu yok etmek ve bütün Yunanistan’ın silahlı güçlerinden oluşan bu orduyu, anayurdumuzun mukaddes ocağında boğarak, kurtuluşa ve bağımsızlığa kavuşmaktır.” diyordu.

Mustafa Kemal Paşa, Başkumandanlığa seçilmesinden hemen sonra Milli Savunma ve Genelkurmay Başkanlığı görevlerini yapmakta olan Fevzi Paşa’nın sadece Genelkurmayın işleriyle uğraşabilmesi için, İçişleri Bakanlığında bulunan Refet Paşa’nın Mill Savunma Bakanlığına  getirilmesini rica etmiştir.

Başkumandanlık kanunundan sonra, Anadolu kumanda heyeti teşkilatında yapılan bu değişikliklerle Sakarya Savaşı öncesi idari hazırlıklarda tamamlanmış oluyordu.

sakarya savaşı

Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın Orduya ve Millete Bildirisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Başkumandanlığa seçilmesinden sonra Mustafa Kemal Paşa, orduya ve millete 5 Ağustos 1921 tarihinde bir bildiri yayımlamıştır.

Bu bildiri ile Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın emirleri bütün illere, ilçelere, kasabalar ve köylerin belediye başkanlıklarına, Müdafaa-i Hukuk Başkanlıklarına, bütün askeri makam kumandanlarına ve cemiyet merkezlerine gönderilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa Başkumandanlık görevini üzerine aldıktan sonra, düşmana kesin darbeyi indirmek için orduyu ve milleti birleştirmek için çalışmalarına hız vermiştir. Bütün çabalar ordu ve milletin maddi ve manevi gücünün korunmasına bir bütün halinde milli bir bilinçle birleştirilmesine yöneliktir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandanlık görevine başlamasından sonra, Ankara’da bulunduğu bir haftalık sürede ordunun yeniden oluşturulması ve düzenlenmesi ile, savaşmak için gerekli olan tüm kaynakları karşılamak üzere cephe ve cephe gerisinde ordu-millet birleşmesini ve dayanışmasını gerçekleştirecek hazırlıklara başlamıştı.

Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının tümü ile Başkomutanlık Karargâhını kurdum. Bu iki makamın ortak çalışmalarını Başkomutanlık katında birleştirip dengelemek için ve bundan başka, orduyu ilgilendiren işlerle öbür bakanlıkların Başkomutanlıkla çözmek zorunda oldukları işlerin yürütülmesi için de yanımda küçük bir yazı işleri örgütü kurdum. Ankara’da sadece ordunun insan ve taşıt bakımından gücünün arttırılması, yiyeceğinin ve giyeceğinin sağlanıp yoluna konulması ile ilgili önlemleri almak ve düzenlemeleri yapmakla uğraştım. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa

Tekâlif-i Milliye Emirleri Maddeleri

Mustafa Kemal Paşa, 7-8 Ağustos 1921 tarihlerinde Tekâlif-i Milliye Emirlerini yayınlamıştır.

On farklı yükümlülüğü kapsayan Tekâlif-i Milliye Emirleri ve uygulamaları şunlardır: 

  • Her ilçede birer “Tekâlif-i Milliye Komisyonu” kuruldu. Bunların çalışmaları sonucu topladıkları malzemeler ordunun çeşitli kısımlarına dağıtım şekli düzenlendi.
  • Her aile birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp teslim edecekti.
  • Tüccar ve halkın elinde bulunan çamaşırlık bez, Amerikan patiska, pamuk, yün ve tiftik, erkek elbisesi dikmeye yarayan her türlü kumaş, kalın bez, kösele, ince meşin, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, çarık, potin, demir kundura çivisi, tek çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal mıh, yem torbası, yular, belleme, kolon, kaşağı, semer ve urgan stoklarından %40’na, sonradan ödenmek üzere el konuldu.
  • Buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvan, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mum stoklarından yine %40’na, sonradan ödenmek üzere el konuldu.
  • Ordu için alınan taşıma araçlarının yanı sıra, halkın elinde bulunan araçlar ile ayda bir defa olmak üzere, yüz kilometrelik bir uzaklığa kadar, parasız askeri taşıma yapılması zorunlu oldu.
  • Ordunun giyecek ve beslenmesine yarayan bütün sahipsiz mallara el konuldu.
  • Savaşta işe yarayacak bütün silah ve cephanenin üç gün içinde Tekâlif-i Milliye Komisyonları’na teslim edilmesi emredildi.
  • Benzin, vakum, gres yağı, makine yağı, don yağı, saatçi yağı ve taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, solüsyon, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan maddeler vb. benzer malzeme ile sülfürik asit stoklarının %40’na, el konuldu.
  • Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, arabacı esnafları, bu esnafların çalışma güçleri, kasatura, kılıç, mızrak ve eyer yapabilecek ustaların adlarıyla birlikte sayıları ve durumları saptandı.
  • Halkın elinde bulunan yaylı araba, at ve öküz arabalarıyla kağnı arabalarının, bütün donanım ve hayvanlarıyla birlikte ve binek ve top çeken hayvanlar, katır ve yük hayvanları, deve ve eşek sayısının %20’sine, el konuldu.

sakarya meydan savaşı

Tekâlif-i Milliye Emirlerinin Amacı Nedir?

“Tekâlif-i Milliye Emirleri” Türk Ordusunun ihtiyacı olan hemen her türlü mal ve malzemeyi kapsayan yükümlülükleri içerir. Emirler okunduğunda Türk Ordusunun ne kadar büyük yokluklar içinde bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Bu emirlerin amacı şunlardır:

  • Sakarya Savaşı öncesi gibi kritik bir döneme rastlamaktadır. Türk Ordusunun daha iyi koşullarda mücadele edebilmesi için ihtiyaçlarının tamamlanmasına çalışılmıştır.
  • Türk Ordusu için gerekli olan her türlü ihtiyaç maddesinin cephe gerisinden cepheye taşınması, dağıtılması, depolanması faaliyetlerinin yürütülmesi için güçlü bir teşkilata ihtiyaç duyulması.
Bu emirler, kesin hükümleriyle, etkili ve zorunlu bir yaptırımı Türk Milletine yüklerken, Türk Milleti hiçbir zaman bundan şikayet etmemiştir.

Tekâlif-i Milliye Emirlerinin Sonuçları

Tekâlif-i Milliye Emirleri, sadece savaş süresi içinde geçerli geçici bir vergi mükellefiyeti olarak kalmış, bu dönemde halktan alınan ihtiyaç maddeleri karşılığı savaşı izleyen yıllarda ve savaş sonunda halka geri ödenmiştir.

Milli Mücadele döneminde yapılan savaşlar, daha önceki savaşlar gibi ülkenin bir köşesinde değil, Türk’ün öz yurdu Anadolu topraklarında meydana gelmiştir. Bütün Anadolu düşman işgali ile karşı karşıya bulunduğu için Tekâlif-i Milliye Emirleri’de bütün Anadolu’da geçerli olmuştur.

Milli bilinçle orduyu ve milleti birleştirerek, Tekâlif-i Milliye uygulamaları en iyi şekilde etkili bir hale getirilebilmiştir. Türk Milletini, Milli Mücadele’nin başlangıcından beri haklı olan davasını, birlik ve beraberliğini bütün dünyaya göstermesi için, milli mitingler düzenlenmesini teşvik etmiştir.

Tekâlif-i Milliye Emirlerini ordu-millet bütünleşmesinin en başarılı uygulaması olarak ortaya koyan Mustafa Kemal Paşa, bu uygulamayı Dünya Tarihinde de eşine rastlanmayan bir cephe gerisi seferberliği olarak başarılı bir şekilde uygulamıştır.

Ekonomik seferberliğin başarısının en büyük kanıtı Türk Milli Mücadelesi’nin kazanılması olmuştur.

Türk Tarihi hakkında daha fazla detaya ulaşmak için hemen ziyaret et: derliyo.com/turk-tarihi
YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR
  • Milli Mücadele’de Tekâlif-i Milliye Emirleri – Yrd. Doç. Dr. Serpil Sürmeli – Atatürk Araştırma Merkezi
  • Nutuk – Gazi Mustafa Kemal Atatürk – Türk Tarih Kurumu
  • Tekâlif-i Milliye – Vikipedi 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Instagram Hesabımı Takip Et, Yeni İçerikleri Kaçırma