fbpx
Osmanlı Tarihi

10 Adımda Makedonya Sorunu ve Avrupa Müdahalesi

Makedonya sorunu, ilk kez bu bölge ile ilgili olarak II. Abdülhamit döneminde, Bulgaristan’da kurulan ve Makedonya adını taşıyan komite tarafından 1902 tarihinde ortaya çıkarılan sorundur.

Makedonya Sorununun Yapısı

makedonya

Makedonya, Osmanlı İmparatorluğu’nda, coğrafi terim olarak kullanılmamıştır. Berlin kongresinden sonra önce Balkanlılar tarafından kullanılmaya başlayan bu ifade ile Osmanlı Türklerinin “Rumeli” adını verdikleri bölgenin bazı toprakları anlatılmaya çalışılmıştır.

Makedonya sorunu, ilk defa, Bulgaristan’da oluşturulan ve Makedonya adını taşıyan topluluklar tarafından 1902 tarihinde ön plana çıkartılan bir meseledir. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti’nin dışında, Balkan devletlerini ve Avrupalıları, çok fazla ilgilendiren bir problem haline gelmiştir.

Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan Makedonya’nın tamamı veya bir kısmı hakkında coğrafi ve tarihi yönden siyasi iddalar öne sürmeye başlamışlardır.

Osmanlı Devleti, Makedonya’yı korumak için sadece fetih hakkına değil, aynı zamanda, Makedonya’nın bazı bölgelerinde bulunan Müslüman ve Türk çoğunluğuna dayanarak haklarını korumak için mücadele etmiştir. Avrupalı devletler, bu bölgenin Osmanlı hakimiyeti altında kalmasını, ıslahat yapılması şartıyla kabul etmişlerdir. Ancak ıslahatın yapılması sırasında da birçok uluslararası olaylar meydana gelmiştir.

Makedonyanın Kültürel Durumu

kültür

Makedonya sorununu meydana getiren başlıca faktör kültürel olmuştur. Makedonya üzerinde yaşayan halkın geçmiş köklerine göre, Makedonya bir kültür müzesi gibidir. Türkler, Rumlar, Bulgarlar, Sırplar, Romanyalılar, Arnavutlar, Yahudiler yan yana yaşamışlardır.

Makedonyalı Türkler

Türkler, Avrupa’ya ayak bastıkları tarihten itibaren, Anadolu’dan getirdikleri topluluklarla Makedonya’nın kültürel çehresini bir hayli değiştirmişlerdir. Sadece şehir ve kasabalarda değil, aynı zamanda köylere de yerleşmek ve çiftçi olarak toprağı işlemek şekliyle bu bölgeyi ikinci bir vatan olarak kabul etmişlerdir.

Makedonya’nın birçok yerinde çoğunluğu oluşturmuşlardır. Bundan dolayı da dilleri ile kültürleri ve geleneklerini kısmen yerli halka kabul ettirmişlerdir. Yönetim ve idari teşkilat yönünden de Makedonya bölgesi, hiçbir özelliğe ve beklentiye sahip olmadan tıpkı bir Anadolu şehri gibi merkeze bağlı olarak idare edilmiştir.

lüleburgaz savaşı 1912

Makedonyalı Rumlar

Rumlar, Makedonya’ya muhtelif bağlarla bağlı bulunmuşlardır. Bu bölge, uzun zaman Büyük İskender’in vatanı olmuş, Bizans imparatorlarının idaresinde bulunmuş ve Rum kilisesi misyonerleri tarafından da etkilenmiştir. Milliyetçilik fikrinin yayılmasının ardından bağımsız bir Yunan devletinin kurulması üzerine Rumlar, Bizans imparatorluğu’nu tekrar kurmak için çalışmalara başlamışlardır.

Bu sebepten dolayıda Makedonya’yı kendilerine ait bir toprak parçası olarak görmüşleridir. Aslında Makedonya’nın tamamında, Rumlar nüfus açısından Türklerle Bulgarlardan ve Sırplardan sonra gelmişlerdir. Bazı kentlerde ve sahillerde ancak yoğun olarak yaşamışlardır.

rumlar

Makedonyalı Sırplar

Sırp halkıda Makedonya’ya tarihi bağlarla bağlı bulunuyorlardı. Makedonya eskiden, bir dönem  Stefan Duşan tarafından kurulmuş olan Sırp İmparatorluğu’na bağlı bulunmuştur. Bunun dışında Sırplar, bölgenin kuzeybatısında çoğunluğu oluşturmuşlardır.

Sırplar, Orta Çağ’da çeşitli devletler kurmuşlardır. Bu devletlerden en güçlüsü 1346 yılında kurulan Sırp İmparatorluğu’dur. Sırp İmparatoru Stefan Duşan, Teselya ve Epir’i almakla beraber Bizans İmparatorluğu’nun Balkanlardaki topraklarını da almıştır.

Avusturya’nın engel olması üzerine, Adriyatik üzerinde bir limana sahip olamayınca, Ege Denizine ulaşmayı düşünmüşlerdir. Bundan dolayı da Makedonya’nın tamamına veya büyük bir kısmına sahip olmayı istemişlerdir.

Makedonyalı Bulgarlar

Bulgarlar, en çok Berlin Antlaşması sonunda, Bulgar Prensliği kurulması üzerine Makedonya ile ilgilenmeye başlamışlardır. Bulgarlar da orta çağda bir dönem Bulgar İmparatorluğu kurup Makedonya bölgesini idare etmişlerdir.

1878’den sonra da Bulgar aydınları, Makedonya’da gayet aktif bir Bulgarlaştırma siyasetine girmişlerdir. Bazı yerlerde çoğunluğu oluşturdukları için bu siyasette de başarılı oldular. Amaçları Makedonya’nın tamamına sahip olarak Ege Denizine kadar ulaşmak olmuştur.

çatalcada bulgar komutanlar

Makedonyalı Ulahlar

Ulahlar azınlık olmakla beraber, Romanya tarafından desteklenmişlerdir. Romanya bu şekilde Makedonya tarafında genişlemeyi ümit etmiştir. Arnavutlara, sadece batı bölgelerinde çoğunluğu oluşturuyorlardı. Yahudiler, büyük kentlerde ve en çok Selanik’te yoğun bir topluluk olarak yaşıyorlardı.

Makedonya’da mevcut olan bu topluluklar, dini bakımdan Müslüman, Hristiyan ve Yahudi olarak ayrılmışlardı. Hristiyanların hemen hepsi Ortodoks mezhebine bağlı topluluklar olmuşlardır. Padişah Abdülzaziz dönemine kadar, Fener Rum kilisesine bağlı olmuşlardır.

1870’de Bulgarlar Rum kilisesinden ayrılarak bağımsız ve milli bir kilise kurmayı başarmışlardır. Bu kilisenin kurulması Makedonya için büyük rahatsızlık oluşturmuştur. Rum ve Bulgar kiliseleri Makedonyalı Hristiyanları etkileri altına alabilmek için mücadeleye girişmişlerdir.

Sırplar ve Romanyalılar bu durum karşısında milli kiliseler kurma arzusuna kapılmışlardır. Kısacası din de milliyetçilik gibi Makedonya sorununun ateşlenmesine yardım eden bir sebep olmuştur.

Makedonya Üzerinde Sınır ve Nüfus İddiaları

Makedonya sorununu, karmaşık bir duruma getirecek faktörler arasında sınır ve nüfus tartışmaları da büyük rol oynamıştır. Balkan devletlerinden her biri kendi menfaatine uygun bir Makedonya coğrafyası ortaya çıkartmaya çalışmıştır.

Osmanlı idari teşkilatı arasında, Makedonya coğrafi terim olarak kullanılmamıştır. Eski çağ Makedonyası ise, XIX. yüzyılın milli ve din, esaslarına göre düzenlenmemiş olduğu için bölgenin sınırlarını araştırıp inceleyen de bulunmamıştır.

Sonuçta Selanik, Manastır ve Kosova vilayetlerinin XX. yüzyıl başında Makedonya’nın içeriğini oluşturduğu kabul edilmeye başlanmıştır. Fakat bu üç vilayette yaşayan halkın çoğunluğu hakkında da, çeşitli iddalar öne sürülmüştür.

Müfettiş Hüseyin Hilmi Paşa tarafından yapılan bir araştırmaya göre bölgenin nüfusu şu şekilde tespit edilmiştir:

  • Müslümanlar 1.587.507
  • Bulgarlar 896.497
  • Rumlar 307.000
  • Sırplar 100.717
  • Ulahlar 99.000

Bu istatisteğe göre, Makedonya’da Müslüman nüfusu çoğunluğu oluşturmaktadır. Fakat Makedonya ile ilgilenen diğer devletler, Müslüman nüfusunun içinde Arnavut, Çerkez ve Pomak bulunduğunu öne sürerek milliyet esasına göre yapılacak nüfus sınıflandırılmasında Türklerin azınlıkta kalacağını iddia etmişlerdir.

Pomaklar, Balkanlar’da Rodop Dağları, Kuzey Bulgaristan ile Aşağı Trakya ve Makedonya bölgelerinde yaşayan Müslüman Slav bir halktır. Müslümanlığı seçen Bulgarlara da verilen bir isimdir. Osmanlı’nın Balkanlar’a yaptığı akınlarda Müslümanlığı seçen bir topluluktur. Mübadele anlaşmaları sonucu Yunanistan’da ikamet eden Pomakların bir bölümü; Trakya’da boşaltılan Rum köylerine yerleştirilmiştir.

Bulgarlar ve Yunalılar da, ayrı ayrı istatistikler yayınlamak suretiyle Makedonya’da çoğunluğun kendilerine ait olduğunu ileri sürmüşlerdir. Makedonya sınırları ile coğrafyası hakkında gerçek bir fikir edinmeye imkan olmamıştır. Bu durumsa Makedonya sorununun çok karmaşık bir durum almasına neden olmuştur.

Makedonya Sorununa Avrupalı Devletlerin Karışması

makedonya sorunun hazırlık aşaması

Makedonya sorunu, 1876’da İstanbul konferansında ortaya çıkmıştır. Konferansa katılan devletler, Bosna ve Hersek için olduğu gibi Rumeli için de bir ıslahat programı hazırlamışlardır. Buna göre Rumeli ik bölgeye ayrılmıştır.

Birinci bölge, Bulgaristan’ı ikinci bölge ise ileride Makedonya adını taşıyacak olan toprakları içine almıştır. Her iki bölgede Müslüman ve Hristiyan halkın seçim yöntemi ile yerel idareye katılımı esası üzerine özerk bir idare tasarlanmıştır.

Miliyeti ne olursa olsun, bütün toplulukların özellikleri korunmak şartıyla, hürriyetlerinin ve güvenliklerinin özgürce bu idareyle sağlanması istenmiştir.

Ancak bu kadar kapsamlı bir ıslahatın tam anlamıyla uygulanabilmesi için uluslararası bir komisyonun, Avrupalı bir askeri birliğin denetimi altında, ıslahatın uygulanmasına karar verilmiştir. Osmanlı Hükümeti, ıslahat fikrine karşı çıkmamakla birlikte bahsedilen şartları devletin bağımsızlığına uygun bulmadığından dolayı kabul etmemiş, bu yüzden de 1877’de Osmanlı – Rus savaşını sonuçlandırmıştır.

Rusya, savaşı kazanmakla Ayastefanos antlaşmasına, Rumeli’de yapılacak olan ıslahat maddesini galip devlet pozisyonu sebebiyle eklemiştir. Bulgaristan ve Doğu Rumeli dışında kalan bölgeler için ıslahat ilkelerini şu şekilde belirlemiştir:

  • Osmanlı Hükümeti, 1868’de Girit Adası için kabul etmiş olduğu idare tarzına benzerini, Epir ve Teselya’da ve anlaşmanın, kendileri için özel bir idare şekli tespit edilmemiş diğer yerlerde de uygulayacaktır. 
  • Bu idare tarzının ayrıntıları özel komisyonlar aracılığıyla belirlenecektir.
  • Komisyonlar her eyallette kurulacak ve halkın temsilcilerinin katılımı ile geniş ölçüde sağlanacaktır. 
  • Komisyon çalışmalarının sonuçları Osmanlı Hükümetinin incelemesine sunulacak ve Rusya’nın da düşüncesi alındıktan sonra yürürlüğe konacaktır. 

Berlin kongresi, Rusya’nın galibiyetinden faydalanarak ve tek taraflı olmak üzere sağlamış olduğu avantajları düzeltmek için toplandığı zaman, Rumeli’deki ıslahat maddesinde de Çarlık Hükümetinin avantajlı bulunduğu denetleme hakkını ortadan kaldırmıştır.

Fakat ıslahat prensibi korunmuş, Berlin antlaşmasının 23. maddesiyle bu ıslahatın, Ayastefanos anlaşmasının belirlediği şartlarda, fakat büyük devletlerin denetimi altında uygulanacağı tespit edilmiştir.

 Rumeli Vilayetleri Nizamnamesi

Osmanlı Hükümeti, 1880’de büyük devletlerin, Berlin anlaşması maddelerinin uygulanması için yaptıkları girişim üzerine, “Rumeli vilayetleri nizamnamesi” hazırlamıştır. Bu tüzük, Berlin anlaşmasının 23. maddesine cevap vermektetedir.

3 Kasım 1880’de Osmanlı Dışişleri Bakanlığı, ilgili devletlere tüzüğün kesin şeklini almış olduğundan ve Padişah tarafından onaylanır onaylanmaz yürürlüğe konacağını bildirmiştir. O dönemde ilgili devletleri meşgul eden başka olaylar meydana geldiği için Rumeli’de ıslahat konusu güncelliğini kaybetmiştir.

II. Abdülhamit’de bundan faydalanarak tüzüğü onaylamadı ve dolayısıyla söz konusu ıslahat başarılamadı.

Makedonya sorununun ikinci aşamasını, Bulgarların, din ve milliyet yönünden, Makedonya’da yaptıkları kışkırtmalar oluşturmuştur. Dini kışkırtmalar, 1870’de bağımsız Bulgar kilisesinin kurulmasından sonra başlamış ve zamanla giderek çoğalmıştır.

Bulgar Prensliği’nin örgütlenip Rus etkisinden kurtulması, Doğu Rumeli’yi hakimiyeti altına alması, Sırbistan’ı mağlup etmesi gibi olaylardan sonra, Makedonya ile ilgilenmeye başlamıştır. Makedonya’da din faktörünün yanında milliyet faktörünün de etkili olmasına neden olmuştur.

Bulgaristan halkı, Ayastefanos anlaşması ile meydana gelen büyük Bulgaristan’ı gerçekleştirmeyi bir amaç kabul etmiştir. Doğu Rmeli’nin Bulgaristan’a katılması ile bu amacın bir bölümü gerçekleşmiştir. Geriye Makedonya’yı elde etmek kalmıştır. 1886’dan sonra Bulgaristan, bu maksadı sağlamak için geniş bir eğitim politikası başlatmıştır.

Makedonya’nın okullarına Bulgar öğretmenler atamak şekliyle Makedonya’nın Bulgaristan’la birleşme fikrini aşılamaya başlamıştır. Bu şekilde Bulgar papazları ve Bulgar öğretmenleri Makedonya’yı ele geçirmek için çalışmaya başlamışlardır.

Bulgaristan’ın, Makedonya’ya karşı göstermiş olduğu bu yakın ilgi ve arzu, en sonunda Makedonya için siyasi teşkilatların  kurulmasına sebep olmuştur.

Makedonya Teşkilatların Kurulması ve Çalışmaları

makedonya komiteleri

İlk Makedonya Teşkilatı 1890’da Sofya’da kurulmuştur. Amacı, ilk zamanlar Makedonya’dan Bulgaristan’a göç etmiş olan Bulgarlara yardım etmek olmuştur. Fakat kısa zamanda teşkilatını genişleterek siyasi bir karakter kazanmıştır.

Birinci aşamada Makedonya’nın özerkliğini ikinci aşamada da Bulgaristan’a katılmasını başlıca faaliyet konusu olarak kabul etmiştir. Yunanlılar ve Sırplar da Bulgarın yolundan giderek benzer teşkilatlar kurmuşlardır. Sofya’daki teşkilat en aktif teşkilat olmuştur.

Bu teşkilat resmi makamlar tarafından da destek bulmuşlardır. Teşkilatın kabul ettiği başlıca esas, Makedonya’nın asayişini huzurunu bozmak olmuştur. Bunun için kendi başına cinayetler işlemiş, köy ve kasabalarda, zengin kişiler fidye karşılığı kaçırılmışlardır.

Bu şekilde de Avrupa’nın dikkatini üzerlerine çekebilmeyi ve Osmanlı Devleti’ne ıslahatı kabul ettirmeye çalışmışlardır. Makedonya teşkilatı, 1895’de ufak çapta bir isyan hareketi hazırlamasda başarılı olmuşasa da, Bulgaristan Prensliği’nin desteği sağlanamamıştır.

Çıkartılan isyan sonucunda, Osmanlı Hükümeti askeri kuvvet göndermek suretiyle güvenliği sağlamayı başarmıştır. Bu dönemde Bulgar Prensi Ferdinand, Osmanlı Hükümeti ile iyi geçinmek çabasında olduğu için, açıktan komitecilerin yanında duramamıştır.

Osmanlı Hükümeti’de Ferdinad’ı kendi yanında tutabilmek için 1896’da resmen kendisini Bulgaristan Prensi olarak tanımıştır. Bunun dışında aynı senenin 22 Nisanında Rumeli vilayetlerinde ıslahata dair bir kararname yayınlamıştır. Bu kararnamenin uygulanmasına ilk önce Edirne ilinden başlayacaktır.

bulgar prensi ferdinand

Rusya ve Avusturya’nın Makedonya Konusunda Anlaşmaları

Balkanlarda meydana gelen huzursuzluklar, 1897 Mayıs ayında Rusya ile Avusturya arasında Makedonya için yeni bir antlaşma yapmalarına neden olmuştur. Buna göre iki devlet, esas itibariyle Balkanlar’da mevcut durumun korunması konusunda görüş birliğine varmışlardır.

Bununla birlikte olaylar, Balkanlar’da yeni bir düzenin kurulmasını gerektirirse, güneyde Yanya ve kuzeyde İşkodra gölü arasında özerk bir Arnavutluk Prensliği kurulmasına ve geri kalan Osmanlı topraklarının Balkan devletleri arasında paylaşılmasına karar vermişlerdir.

Bulgaristan, Makedonya’nın bölüşülmesine taraftar olmamış, çünkü Makedonya’nın tamamına sahip olmayı istemiştir. Sofya Hükümeti’nin bu görüşlerini dile getiren Makedonya komitesi 1899’da Bulgar genel valisi yönetimi altında Makedonya’da özerklik kurulmasını istemiştir.

Osmanlı Hükümeti, bu teklifi istese bile kabul edemezdi, böyle bir durumda Berlin Antlaşmasının yeniden düzenlenmesine yol açacaktır. Bulgaristan’ın dışından kalan Balkan ülkeleri özerk bir Makedonya’nın uzun süre yaşayamayacağını düşünmüşlerdir.

Rusya ve Avusturya’da Bulgarların isteklerinden endişe duymuşlardır. Rusya, Bulgaristan’ın kendisine danışmadan hareket etmesini vefasızlık olarak kabul etmiştir. Avusturya ise, zamanı geldiğinde Selanik’e kadar yayılmayı planlamıştır.

Makedonya, Osmanlı Devleti’nde kaldığı müddetçe bu tasarıların gerçekleşmesi mümkün olacaktır. Makedonya’nın Bulgaristan’a katılması veyahut idari vr siyasi bir bütünlük sağlaması halinde bu tasarıdan vazgeçmesi gerecektir.

Bu sebeplerden dolayıdır ki Rusya ve Avusturya, Balkanlar’da güvenliğin sağlanması ve Makedonya üzerinde Bulgar isteklerine set çekilmesi için Osmanlı Hükümetine bir kez daha ıslahat yapması konusunda tavsiye de bulunmuşlarıdr.

Bulgar Hükümeti, Makedonya’da özerk bir idarenin kurulması konusundaki teklifininin reddedilmesi üzerine, Makedonya komitesini faaliyetlerinde, daha kuvvetli bir şekilde desteklemeye ve Osmanlı D7evletine sorun çıkartmaya devam etmiştir.

Makedonya’da Terör Olayları

1901’den itibaren Makedonya adeta devamlı bir isyan atmosferi içinde yaşamaya başlamıştır. Bulgaristan’da teşvik ve hoşgörüsü sayesinde hazırlanan çeteler, bölgede terör estirmişlerdir.

Türklerin yanında olan ve Rum kilisesine bağlı bulunan Bulgarlar, terör oalylarında hayatlarını kaybetmeye başlamışlarıdır. Köyler ve kasabaların dışında, posta arabaları ve yolcu trenleri de ele geçirilmek suretiyle içindeki yolcular fidye karşılığı kaçırılmışlardır.

Çeteler en fazla bölgede bulunan yabancıları hedef almıştır. Bununla dünya kamuoyunun dikkatini Makedonya üzerine çekmeye çalışmışlarıdır. Makedonya’yı, Bulgarların ele geçirmesini önlemek içinSırplar ve Rumlar da çeteler oluşturup bölgede çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

1901’de Anastas isminde bir terörist, bir treni durdurarak seyahat etmekte olan bir Alman grubunu soymuştur. Serez yakınlarında Cassandra gümüş madenleri şirket müdürü Chevalier adındaki Fransız, gün ortasında kaçırılıp 15.000 Türk lirası karşılığında serbest bırakılmıştır.

tren kaçırma

Çeteler, soygun sonucunda elde ettikleri para ile silah ve mühimmat almakta ve teşkilatın devamı için ihtiyaç duydukları maddi yardımı sağlamaktadırlar. Yabancılardan aldıkları fidye parasını, Osmanlı Hükümeti yabancılara tazminat olarak ödemek zorunda kalmıştır.

Bu şekilde Osmanlı Hükümeti dolaylı bir şekilde komitelerin masraflarından bir kısmını üstlenmek durumunda bulumuştur. Bölgede yaşanan olayların sorumlusu Bulgar Hükümeti olmasına karşı, Osmanlı Hükümetinin müracatları karşısında Bulgar yetkilileri, haklıymış gibi gözükerek komitelerin çalışmalarından haberdar olmadıklarını söylemişlerdir.

Bu olayların yoğun hale geldiği 1901 yılında Osmanlı otoriteleri, Üsküp ve Manastır gibi şehirlerde, Bulgar papazlarının ve öğretmenlerinin evlerinde bombalar, silahlar ve bildiriler ele geçirmişlerdir. Birçok Bulgar tutuklanmış ve liderleri idama mahkum edilmiştir. Fakat Rus elçisinin müdahalesi sonucunda şiddetli cezalar hafifletilmiştir.

 Makedonya Komitesinin Başlattığı Kampanya

Makedonya komitesi, yapılan tutuklamaları faaliyetletine yeni bir yön vermek için sebep olarak kabul etmiştir. 1902’de özerklik kampanyasına başlamış ve Makedonya ile Arnavutluk’un özerkliği için bir program hazırlayarak II. Abdülhamit’e hitaben yayınlamışlardır.

Programın başında gerekli sebeplerin yerini belirten şikayetler yazılmıştır, buna göre:

  • Osmanlı Hükümeti tarafından uzun zamandır söz verilen ıslahatın yapılmadığı
  • Yönetimden sorumlu kişilerin keyfi ve taraf tutan şekilde hareket ettikleri
  • Askerlerin, insanların hayatlarına ve mallarına haksız yere saldırarak haksızlık yaptıkları 

Programın esasları şu şekilde belirtilmiştir:

  • Rumeli’de, Arnavutluk ve Makedonya isimlerini taşıyan iki ayrı eyalet kurulmalıdır.
  • Kurulacak bu eyaletler Padişahın otoritesi altında bulunacak, fakat Avrupalı devletler tarafından, üç yıl için seçilen birer yüksek komiser tarafından ve yerli temsilcilerin de içinde bulunduğu birer uluslararası komisyon aracılığı ile idare edilecektir.
  • Her iki bölgede güvenlik uluslararası bir jandarma kuvveti ile yerli jandarma tarafından sağlanacaktır.

Bu programın yayınlanmasından bir ay sonra, Sofya Hükümeti, “Makedonya Komitesi” tarafından yeni bir özerklik programı hazırlanmıştır.

Bu programın konusu sadece Makedonya olmuştur. Selanik, Manastır ve Üsküp bölgeleri, Makedonya toprakları olarak kabul edilmiştir. Makedonya’nın bir idari birlik haline getirilmesi istenmiştir. Selanik bu birliğin başkenti olacak ve genel bir vali, genel bir meclis ile Makedonya’yı idare edecektir denilmiştir.

Osmanlı Hükümetinin Islahat Önlemleri

Özerklik isteklerinden, padişah başta olmak üzere devlet adamları çekiniyorlardı. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılıp bağımsız hale gelen eyaletler ilk önce özerklik isteği ile ortaya çıkmışlardır.

Bununla beraber Osmanlı Devleti Makedonya adıyla anılan Rumeli vilayetleri için ıslahat yapma sözünü, Berlin Antlaşmasını imzaladığı zaman kabul etmiştir. Islahat konusunda Padişah ile bazı vezirler arasında da görüş ayrılığı baş göstermiştir.

Rumeli’de ıslahatın hızlandırılmasını her ne zaman hatırlattım ise, Padişah bunun devletin siyasi menfaatlerine aykırı olduğundandan ve Rusya’nın düşüncesininde bu merkezde olduğunundan bahsederdi. Mehmed Said Paşa

Sultan Abdülhamit’in bu görüşü Osmanlı Devleti ile Balkan devletleri arasında varolduğuna inandığı denge fikrine dayanmıştır. Bu arada yabancı devlet elçilerinin baskıları ve tehditleri üzerine II. Abdülhamit yeni bir ıslahat tasarısı hazırlanmasını emretmiştir.

1902 Kasım ayında “Rumeli vilayetleri hakkında talimat” adında ıslahat hükümleri hemen yürürlüğe konmuştur. Buna göre:

  • Valilerin yetkileri genişletilmiş
  • Mahkemelerin bağımsızlığı sağlamlaştırılmış
  • Karma jandarma teşkilatı meydana getirilmiş
  • Bu ıslahatın kontrol ve denetimi vezir rütbesinde bulunan bir genel müfettişe verilmiş

Genel müfettişliğe Hüseyin Hilmi Paşa atanmıştır. Hilmi Paşa, 8 Aralık 1902’de görevine bölgede başlamışmıştır. Kısa zamanda, olayların önüne geçmeye çalışmış daha iyi bir idare kurulmak istenmişse de olumlu sonuçlara rağmen çetecilik olayları bitmemiştir.

rusya ve avusturyanın makedonyaya müdahalesi

Rusya ve Avusturya’nın Müdahalesi

Makedonya sorunu zamanla Balkan devletleri sorunu halini almıştır. Ne Bulgaristan ne de diğer Balkan devletleri, Osmanlı Hükümetinin ıslahat tasarısından memnun olmamışlardır. Bu devletler, Osmanlı idaresinin, hiçbir şekilde kuvvetlenmesini istememiştir.

Rusya ve Avusturya’da, Makedonya’da Balkan devletleri ile Osmanlı Hükümetini karşı karşıya bırakmak istememiştir. Bunun nedeni iki taraf arasında çıkacak bir çatışma Balkan savaşına yol açabilir ve Avrupa barışını bozabilirdi. Bu düşünce ile Osmanlı Devleti tarafından tespit edilen ıslahata da müdahale etmişlerdir.

Ocak 1903’de, Viyana’da Rus ve Avusturya diplomatları arasında düzenlenen ıslahat esasları, Berlin anlaşmasını imzalamış olan devletler tarafından da uygun görüldükten sonra diplomatik nota şeklinde 21 Şubat 1903’de Osmanlı Hükümetine verilmiştir.

Diplomatik nota’da geçen esaslar, Osmanlı ıslahat tasarısını bazı konularda düzenlenmiştir. Düzenlenen hususlar şu şekildedir:

  • Genel müfettişin üç yıldan önce görevinden alınmaması, alındığı takdirde büyük devletlere danışılması
  • Genel müfettişin gerekli gördüğü zaman, İstanbul’dan izin almadan, askeri kuvvetleri kullanabilmesi
  • Valilerin, genel müfettişin emri altında bulunması
  • Polis ve jandarmanın yabancı uzmanlar aracılığıyla düzeltilmesi
  • Güvenlik kuvvetlerinin nüfus oranına göre Müslümanlardan ve Hristiyanlardan oluşması
  • Üç vilayetten her biri içHn gelir-giser bütçesi düzenlenerek elde edilen gelirin bir kısmının vilayet ihtiyaçları için harcanması

Islahata bu yeni teklifler dahilinde devam edilmesi, Makedonya’da durumu düzelteceği yerde daha da kötü hale getirmiştir. Devletlerin istekleri daha keskin bir durum almıştır. Bulgaristan, Makedonya komitesinin çalışmalarına izin vermediğini vermediğini resmen ilan etmişse de aslında daha fazla korumaya başlamıştır.

Bulgar Hükümeti, Osmanlı Hükümetini, Bulgar sınırına askeri kuvvet göndermek ve Makedonya’da Bulgar halkına eziyet yapmakla suçlamaya kalkmıştır. Makedonya’da yapılacak ıslahat kararına, Müslüman halk tarafından da tepki gösterilmiştir.

Hristiyanlardan, jandarma tayin edilmesine Kosova’da Arnavutlar tarafından tepki gösterilmiştir. Bu sırada Üsküp’de, Rus konsolosunun bir Arnavut tarafından öldürülmesi, Rusya’nın sert protestoda bulunmasına sebep olmuştur.

Sırp ve Bulgar çeteleri bu olayları fırsat bilerek tekrar dağlık bölgelere çekilmek suretiyle baskınlar yapmaya başlamışlardır. 1903 yazında, Makedonya’da yeni ve kanlı bir ihtilal dönemi başlamıştır. Balkan devletlerinde savaş rüzgarları esmeye başlamış ve Balkan savaşının çıkmasından endişe edilmiştir.

mürzsteg av köşkü

Mürzsteg Anlaşması

Ekim 1904’de Rusya ve Avusturya Dışişleri Bakanları Balkanlar’da barışın mevcut durumun devamını sağlamak için Mürzteg’de Makedonya için yeni bir program belirlemişlerdir. Bu programı Berlin antlaşmasını imzalamış olan diğer devletlerin de onayını aldıktan Osmanlı Hükümetine bildirmişlerdir.

Rusya ve Avusturya’nın başlıca teklifleri şu şekilde belirlenmiştir:

  • Makedonya’da yapılmakta olan ıslahatın kontrol ve denetimi için Rusya ve Avusturya, genel müfettiş Hilmi Paşa’nın yanına özel memurlar tayin edeceklerdir
  • Bu memurların görevi, genel müfettişin dikkatini, Hristiyan halkın ihtiyaçları üzerine çekmek, yerek otoritelerin yetkilerini göstermek
  • İstanbul’daki elçilerin tavsiyelerini genel müfettişe bildirmek ve Hükümetlerini Makedonya ile bilgilendirmek.
  • Makedonya’da güvenliğin ve huzurun kurulması.
  • Jandarma ve polisin çalışmaları ile ilgili bulunduğu için, Osmanlı Hükümeti bu kuvvetlerin ıslahını yabancı bir generale teslim edecek
  • Generalin yanında yeterli derecede yabancı subay bulunacak
  • Genel af ilan edilecek, yakılan köylerin tamiri Osmanlı Hükümeti tarafından tazmin edilecek
  • Bölge halkından bie sene boyunca vergi alınmayacak
  • Makedonya’yı oluşturan üç vilayetin sınırları düzenlenecek ve iyileştirilecek
  • Hristiyan halktan devlet hizmetleri için memur atanacak

Mürzsteg programının uygulanması ile Makedonya’da ıslahat faaliyeti yeni bir aşamaya girmiştir. Dışarıdan bakınca Osmanlı Hükümeti bu bölgede hakimiyet haklarına eskiden olduğu gibi sahip kabul edilmiştir. Aslında gerçekte bu hakimiyet ıslahatın kontrolünü yabancı devletlere verdiği için, Osmanlı devleti zarara uğramıştır.

Mürzsteg programının uygulanması ile olumlu bazı sonuçlar alınmıştır. Kesin olmasa da bir düzen kurulmuştur. Akeri kuvvetler daha disiplinli hareket etmişlerlerdir. Memurların özenle seçilmesinden sonra şikayetlerde bir azalma görülmüştür.

Bununla birlikte bölgede komitecilik tamamen kaldırılamamıştır. Osmanlı Hükümetinin hoşgörüsü ile Bulgar komitelerine karşı savaşmak için Yunan komiteleri ve Ulah komiteleri kurulmuştur. Arnavutluk’ta çetecilik adeta yeerl bir meslek haline gelmiştir.

Bu sebeplerle yabancı kontrol ve denetimlere karşın çatışmalar tam olarak önlenemiştir.

Makedonya Sorununun Çözülmesi İçin Alınan Yeni Önlemler

Başlatılan ıslahtaların başarıya ulaşmaması sonucu, ıslahatın ekonomik konuları da içine alması düşünülmüştür. Bu teklif ilk önce İngiltere tarafından öne sürülmüştür. 16 Ocak 1905’de İstanbul’daki İngiltere, Avusturya ve Rusya elçileri ile Osmanlı Hükümetine ekonomik ıslahat projesi teklif etmişlerdir.

Projenin ana unsuru şu şekildedir:

  • Üç vilayetin mali idaresi Osmanlı Bankasına geçeçek ve bu bankanın Selanik, Manastır ve Üsküp şubeleri bu illerin muhasebe dairelerini oluşturacak.
  • Bu üç vilayet ile, sancak ve kazaların ayrıca bütçeleri olacak, o bölgede Osmanlı idaresinden 6 müfettiş bulunacak.
  • Bu müfettişlerin çalışmaları Osmanlı Bankasının, genel müfettiş Hüseyin Hilmi Paşa’nın ve Avusturya ile Rus sivil memurlarının denetimine ait olacak.

İlgili devletler arasında bu konuda bir ittifak birliği sağlanamadığı için Osmanlı Hükümeti, teklifi kabul etmemiştir. En sonunda Avrupalı devletler 26 Ekim 1905’de uluslarası bir mali komisyon oluşturulması üzerinde anlaşmışlardır.

Osmanlı Hükümeti buna da karşı çıkmıştır. Bunun üzerine, Almanya hariç olmak üzere geri kalan beş büyük devlet baskı yapmaya karar vermiştir.

Devletlerin Akdeniz donanmaları 2 Aralık 1905’de Midilli Adasını işgal ederek gümrük, posta ve telgraf merkezlerine el koymuşlardır. II. Abdülhamit bunun üzerine, mali komisyon aracılığıyla mali denetimi kabul etmek zorunda kalmıştır.

Buna rağmen Makedonya’nın durumu düzeltilememiştir.. Din ve millet farkları yüzünden topluluklar arasında mevcut olan nefret çoğalmaya başladı. Mali kontrol ve denetim yüzünden büyük devletler arasında meydana gelen anlaşmazlık giderek artmaya başlamıştır.

Bu durum Makedonya sorununu daha kronik bir duruma sokmuş ve bu da Balkan Savaşının sebebini teşkil etmiştir.

Bu Yazılarıma da Göz Atmak İster Misiniz?
Kaynakça
  • Enver Ziya Karal – Birinci Meşrutiyet Ve İstibdat Devirleri 1876 – 1907 Türk Tarih Kurumu
  • Mürzsteg Anlaşması

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu